Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ufuk COŞKUN

Kötü barış iyi bir savaştan daha iyidir*

23.12.2009 18:57

Birbirini daha evvel hiç görmemiş iki çocuğu yan yana getirdiğinizde tanışmaları akabinde oyun kurup oynamaya başlamaları ortalama beş dakikayı geçmez. Çünkü daha henüz fıtratları bozulmamıştır. Yaratılışlarına, özlerine yabancılaşmamışlardır. Yani insanîdirler. Bugün insanlar, “gücü ele geçirip savaşarak iktidar olup itibar görmek mi, yoksa barış ve huzur içinde bir yaşam sürmek mi?” gibi bir soruyla baş başa bırakılsalar eminim büyük bir çoğunluğu barış ve huzur içinde bir yaşam sürmeyi tercih eder. Çünkü öz'e, fıtrata, yaratılışa en yakın olan duygu; barış, huzur ve kardeşlikten yana sürdürülecek olan bir yaşam şeklidir.

Günümüzde üzerinde en çok konuşulan konulardan birisidir güç... Güçlü devletler, güçlü insanlar, güçlü holdinglerden bahsedilmektedir. Gücün doğru kullanılmadığında insanı fıtratından ne denli uzaklaştırdığı bilinmelidir. Bunu kavrayabilmek için öncelikle güçlü olanların güçsüzler üzerindeki tahakkümünü iyi analiz etmek gerekir. Gücü ele geçirene kadar demokrasi, insan hakları ve özgürlük gibi kavramları kullananlar güçlü olduklarında yine benzer kavramları kullanarak güçsüzleri ezdiklerine ve bu sayede güçlerine güç kattıklarına hep birlikte şahit olmaktayız. Oysa güç; adaleti, özgürlüğü, hukuku, barışı, insan haklarını ve demokrasiyi herkes için tesis etmek üzere kullanılmalıdır. Ne yazık ki daha henüz hem güçlü hem de adil olan bir devlete rastlamadık...

Günümüzde en bariz güçlülük belirtisi şüphesiz nükleer güçtür. Kullanıldığında masumların öleceği... Aslında kimde varsa lanetlenmelidir. İnsanların(milletlerin) canına, malına, namusuna ve yaşadığı topraklara karşı oluşan bir tehdit ve saldırı durumu hariç savaşmanın hiçbir türü insanî değildir. Şeytanîdir... Bugün savaş çığırtkanlığı yapan insanları anlamak mümkün değil. Bu çığırtkanlık insan oluşa bir hakaret olarak algılanmalıdır.

Yıllar önce İsmet Özel “Kürtlerin geleceği biz Türklerin elindedir” dediğinde birçok çevreler eleştirmiş ve Özel'i yadırgamışlardı. Bugün bu tespitin ne kadar yerinde ve doğru olduğunu görmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında bir Türk-Kürt birlikteliği ve kardeşliği bilinci biz Türkler tarafından oluşturulmalıdır. Dönem dönem barış, demokrasi ve insan hakları adına birbirlerine uzatılan eller olmuştur ama bu eller bir türlü kavuşamamıştır.

Barışa ve huzura giden yolda sarf edilen gayretler ve üretilen projeler kardeşlik bilincini güçlendireceği gibi Kürtlerin illegal bir örgüt tarafından temsil edilmesinin de önünü tıkayacaktır.


Bitlisi'den bu yana darlıkta ve varlıkta her daim biz Türklerin yanında yer almış olan Kürtlerle olan kardeşliğimizi pekiştirmenin artık zamanı gelmiştir. Bu sonu gelmeyecekmiş gibi görünen sorunları birlik ve beraberlik duygularıyla bir bir aşabilmeliyiz. Kürt halkını da temsil edebilen, onlar için projeler üreten, programlarıyla tüm ülkeyi kapsayan merkez partilere büyük işler düşmektedir. Bizim ülkemizde barış adına, özgürlükler adına gösterilen her türlü gelişmenin özellikle Kuzey Irak Kürtlerini de yakından etkileyeceği ve olumlu tesir edeceği göz ardı edilmemelidir.

 Bu kadar iç içe girdiğimiz, kız alıp verdiğimiz, okullarında çocuklarının birlikte oynadığı bu topraklarda şimdi daha özel bir hassasiyetle birbirimize kenetlenmeliyiz. Türk Kürt dostluğu vakıflarından tutun da her iki kesimin ortaklaşa çıkaracağı dergi ve gazete projelerine kadar her türlü birlik, beraberlik ve kardeşlik yolu denenmelidir. Topraklarımızdan bölünerek ayrı bir yer talep eden İllegal örgütlerin tüm çabaları ancak ve ancak birlik, beraberlik ve dayanışma bilincinin güçlenmesiyle sonuçsuz kalacağı bilinmelidir. İnsanlığımızı gerçekleştirmenin, öz'e, yaratılışa uygun hareket etmenin manası budur.

Burada başlatılacak olan bu kardeşlik ve dayanışma bilincinin sömürgeci devletlerin özellikle bu bölgedeki tüm dengelerini de sarsacağı iyi tahlil edilmelidir. Her gün gelen şehit haberlerinin yüreğimizi nasıl yaktığı ortadadır. Daha vahim sonuçlarla karşılaşmamak için yapılması gerekli olan tek şey emperyalist aktörlerin ısrarla bölme, parçalama, kamplara ayırarak birbirini kırdırma politikalarına karşın dayanışma ve kardeşlik projelerini devreye sokmaktır.

*Puşkin

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5530 defa okunmuştur
Herkes hak talep edebilir
ufuk
Kürtlerin hak talebinde bulunmaları diğerlerinin susmaları anormal bir durum değildir. Bu ülkede dilleri, inançları, kimlikleri velhasıl insanlıkları dışlanan, yok sayılan ve yasaklanan herkes hak talebinde bulunabilir. Bir ara Türkiye’de başbakanından sokaktaki simit satıcısına kadar moda bir söylem vardı. İyide kardeşim ya diğerleri de isterse! Elbette isteyecekti. Bu ülkede hakkının elinden alındığını iddia eden herkes hak talebinde bulunmalı.Hükümetlerde bunun için var olmalı.İnsanlık değerlerini korumak olmalı birincil vazifeleri..Hak talep eden kesimlerden korkulmamalı.Diğerleri de istemeli.Bugün başörtülü hak talebi için sokaklarda eylem yapıyor da neden diğer kesimler benzer konularda yani kendi hak talepleri için sessiz kalıyor diye bir soru sormak gereksizdir bana kalırsa.
24 Aralık 2009 Perşembe 09:52
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Dierleri ne olacak?
Sercan Demir
Ufuk Bey, Yazınız gayet güzel. Ancak Türkiyedeki diger etnik gruplar ne olacak? Ayrıca diger etnik gruplar neden kürtler gibi isteklerde bulunmuyorlar? selamlar
23 Aralık 2009 Çarşamba 22:56
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri