Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Uğur CANBOLAT

BENİM ÜSTÜMÜ ÖRTEN OLMADI!

21.09.2017 18:22

USTAM RÜZGÂRIN MUZİPLİĞİ ÜZERİNDE BUGÜN… Bazen böyle olur, şaşırtır beni.

“Yağmur uyandırmasa üstün açık kalmıştı, rüyan kâbusa dönerdi deyiverdi birden...

Ruh üşümelerinin sebebi bu değil mi zaten.”

Geçenlerde yine ustam rüzgâr bir soru sormuştu... “Merhameti ifade eden bir davranış gösterir misin deseler ilk aklına gelen örnek ne olurdu?” demişti.

Hiç düşünmeden cevaplamıştım: Üst örtmek...

Anlayamamış gibi bakınca izah ettim.

En çok üstü örtülmeyenler üşür dedim.

Sevgiden yana, merhametten yana, muhabbetten yana, ilgiden yana üstü örtülmeyenler üşür en çok...

Anne sevgisinden mahrum olan bir çocuğu hangi güneş ısıtabilir?

Babanın babacanlığından mahrum olan bir evladı kim yüreklendirebilir?

Ailenin kucaklayıcılığının dışına düşeni kim koruyup kollayabilir?

Eşinin ilgi halkasının ötesinde kalana hangi liman sığınak olabilir?

Bunlardan yoksun olanlar üstü örtülmeyenler değil mi?

Bunları sıralarken iç sesim şöyle diyordu: “Biz birbirimizin üstünü hep örtelim ustam. Bugüne kadar yaptığımız gibi... O muhabbet abasının altından hiç çıkmayalım emi?”

Bir dostlar deminde bunu anlattım geçen gün. Oradan duymuş. “Benden bahsetmişsin yine” dedi.

Ben hep senden bahsederim ki diye cevapladım.

Senden başka sözüm var mı benim?

Ve olmasını ister miyim?

Küçüklüğümde “Ahmediye” adında bir yurtta kalmıştım. Küçücük odacıklarımız vardı içine iki veya üç ranzanın sığabildiği...

Biz yaş olarak biraz büyükçe idik. Soba o küçük odalara kurulamadığı için büyük salonda kuruluydu. Bu nedenle bir öneride bulunmuştum.

“Soba ve üst örtme nöbeti tutalım.”

Kabul gördü. İşleme koyduk. Nöbet nispeten daha büyükler arasında dönüyordu. Gece onlar tatlı uykusunda iken bizler sobayı harlar odaları tek tek dolaşır üstü açılanları örterdik.

Bir gece nöbetim sırasında ağlama sesleri duydum.

Korkutmamak için sessizce yaklaştım. Baktım. Üstünü en çok atan çocuk değil miydi bu?

Evet oydu.

İçini çeke çeke ağlıyordu. Hayır, beni içine çeke çeke ağlıyordu.

Ama ben buna dayanamam ki...

Kendisi sulu göz olan bir kişi nasıl başkasının gözyaşlarına bîgane kalabilir?

Yaklaşınca ağlama sesleri kesilmişti. Usulca battaniyesini örttüm ve diğer odalara geçtim.

Bir süre sonra yine iç çekişlerini duydum. Tekrar örttüm üstünü, tekrar, tekrar...

O gece nöbetimin büyük bölümü ona hizmetle sonlandı.

Sabah hızlıca gelip bana sımsıkı sarılmıştı... Ah dedim, içimden bir şeyler koptu. Sormak istedim, yutkundum ama soramadım.

Namazlarını yanımda kılmaya başlamıştı. Safta yanımdan hiç ayrılmak istemiyor nereye geçsem onu biraz sonra yanımda buluyordum. Aynı safta olmak istiyordu...

Zamanla samimiyetimiz ilerledi elbette...

Ağaç altında gölgelendiğimiz bir öğle arasında yine yanıma geldi... Gözlerinde bir başkalık vardı... Yine ağlamak istiyor da ağlayamıyor gibiydi. Yahut tenhada ağlamış da saklayamıyor gibi bir şeydi.

Cân dedim gel hele, otur.

Oturmaya mecali yok gibiydi. Biliyor musun dedi.

Neyi dedim.

Benim üstümü hiç örten olmadı!

Ağlayışım bundan, iç çekişlerim, saklayamadığım hıçkırıklarım bundan...

Üstümü örtmen o kadar mutlu ediyor ki beni duyup gelmen için hep ağlıyorum...

Üstümü hep örter misin dedi.

Örterim dedim düşünmeden, örterim.

Oturmadı yanıma, sevinçle uzaklaştı yaşıtlarına doğru gitti.

O gün bu gündür zihnimde merhametin simgesi üst örtmektir duygu hafızamda...

Aradan yıllar geçti. Onu gördüm. Yanına gitmeye derman sunmadı dizlerim...

Beni fark etmiş olmalı ki koşarak geldi. Koca adam olmuş tabi. Çoluğa çocuğa da karışmış.

Yine, hep olduğu gibi biliyor musun diye başladı söze.

Neyi dedim.

Sen benim üstümü yine örtüyorsun... Hep örtüyorsun. Hiç beni soğukta bırakmadın.

Sımsıkı sarıldı.

Nasıl da ağlaştık!

Uzun bir sessizlik oldu sonra. Yanımdan hızlıca ayrıldı, gözden kayboldu.

Kalakaldım öylece. Bu defa benim üstüm açık kaldı sanırım.

Kim örtecek?

Türküler elbette… Benim üstümü hep türküler örtmüştür.

En iyisi şuracığa çökeyim de yine bir türkü ile örteyim üstümü!

"Bülbül havalanmış yüksekten uçar

Hasbahçe içinde gülüm var deyi

Seni seven âşık serinden geçer

Güzeller içinde yârim var deyi"

 

 

                             

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 894 defa okunmuştur
mezar
fasl-ı Gül
Üstü Örtünerek Bir zaman sonra Açık Kalmışsa,Bir Mezarın Başına Gidip şimdi Kimse Senin gibi Üstümü Örtmüyor Ağlarım diye Ağlarım.İzninizle Paylaşıyorum.Gözyaşlarımla Teşekür ediyorum
23 Eylül 2017 Cumartesi 14:31
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Nokta
BETÜL UZUN
İnsan olarak şefkate olan ihtiyacımıza bu yazıyla adeta nokta atışı yapılmış
23 Eylül 2017 Cumartesi 14:31
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
GÖNÜLDEN
mUSTAFA KEMAL ER
Rahmeti rahmanin vermiş olduğu şefkati ve merhameti gönlümüzden hayatımıza yansıtmayı nasip eylesin inşallah Uğur Canbolat hocam gönülden kaleme yansımış cümleler eyvallah...
23 Eylül 2017 Cumartesi 14:30
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
benden
Sena Alboğa
Beni benden aldınız yüreğim içime gözyaşı nağmeleri ile, bir dinleti ile ses verdi.Kaleminize sağlık...
23 Eylül 2017 Cumartesi 14:30
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ÖRTMEZSE
TÜZİN ATLI
O benim..O annem..Üzeri örtülmeyen..Biz iki küçücük insan Anadolu'da üzeri örtülmeyenlere yardıma koşuyorsuk..Kimse örtmezse Yüce Allah örter..Yarım kaldı annemin hikayesi..Gitmeden önce bir şiir bırakmış..Şiiri ile mezar yerinin hikayesi aynı oldu ve adeta Hud Suresi 6.ayeti bize birebir anlattı..Kitabınıza hangi yayınevinden ulaşırım?
23 Eylül 2017 Cumartesi 14:29
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri