Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Uğur CANBOLAT

Göründü, Gitti!..

27.10.2014 12:19

Bu dünya bir penceredir, her gelen bakar geçermiş.

Dünyanın en eski gerçeği…

Herkes bilir, her gün tanık olur…

Yakınından geçince bu ‘Biliş’ sanırım biraz daha netleşerek ‘İdrak’ seviyesine ulaşıyor.

Erenler bize “Vücut bir kafes, ruh ise o kafeste mahpustur” diyor…

Buradan anlıyoruz ki; dünya ‘Doymaya’ yetecek bir yer değil!.. Asıllarına kulluk ile talip olacağımız ‘Tadımlık’ bir yer.

Ah ki, görünüp gideceğimiz, tadına bakıp ‘Sahicisine’ tâlip olacağımız yerde genellikle ‘Tutku’ hâline getiriyoruz.

Tutunamayacağımız, geçici, bir görünüp tekrar çekileceğimiz gölge mesabesinde olan bir dünya için nice canlar yakarız. Tutkularımız tarafından tutuklanırız.

Sonsuzluk kervanının bir yolcusu iken, bir an görünüp gözden uzaklaşan şeylere gönül dağlarız.

Sonsuz şükürler olsun ki, dünyaya gönül bağlamayan bir eş üzerinden Hak bana esmalarını tâlim ettirdi.

Geçen hafta Hakka vuslat eden eşimi Rabbimin bana en yakın zuhuru olarak kabul edip mümkün olduğunca hep ona güzel muamele ettim. Eşime olan bu muamelemden her zaman Hak razı olsun anlayışını taşıdım.

Eşimin aynasında kendimi seyretmenin neşesini yaşadım. Kendime o aynada çeki düzen verdim. Eksiklerimi tamamlamaya çalıştım, yanlışlarımı düzeltmeye çabaladım. Doğrularımı pekiştirme gayretini gösterdim.

Gülüşüyle dünyam güldü.

Bakışıyla aydınlandım.

İkramıyla doydum, şükrettim.

Bekleyişleri, tebessümle kapı açışları, hayırla uğurlayıp arkamdan kapı örtüşleri ruhumun en güzel gıdası oldu.

‘Benim yârim gelişinden bellidir’ cümlesini her zaman taze tuttu ve en sıcak şekilde yaşattı. Bana anahtarla kapı açtırtmadı. Her gelişimde kapısını açık buldum.

Elinin açık oluşu gibi…

Gönlünün açık oluşu gibi…

Muhabbete açık oluşu gibi…

Nereye gittimse onunla gittim. İş veya başka vesilelerle onu götüremediğim yerlere daha sonra muhakkak götürdüm.

Gördüğüm her yeri bir daha onunla gördüm. Tattığım her lezzeti bir daha onunla tattım.

Benim sevdiğim her şeyi sevdi. Bu bana onu bir kez daha sevdirdi.

Öptüğüm eli öptü, tuttuğum yolu tuttu, gittiğim yere gitti… Bu benim onun gönlüne olan yolculuğumu daha da derinleştirdi.

Anlamımı gözlerinde buldum eşimin. Onun gözleriyle, bakışıyla her gün yeniden doğdum, tekrar yoğruldum.

O konuşmazdı pek, sürekli ‘Sen konuş ben dinleyeyim’ derdi. Ben aslında biraz da onun yerine konuştum.

Onun sözlerini ödünç aldım.

Çok söz söyleyişimin, kelimelerimin fazla oluşunun, coşup taşmasının arkasında onun bana emanet ettiği kelimeler yatıyordu.

Cümlelerim onun yüreği ile mayalanıyordu.

‘Beni ne zaman yazacaksın?’ demişti de bir defasında, ben de ‘Hep seni yazıyorum Pehlivanım’ diye cevap vermiştim.

Nasıl da aydınlanmıştı, nasıl da mutlulanmıştı…

Bir kez daha söylüyorum işte burada ruhaniyetine seslenerek!

Kelimelerimi alıp gitme, ben hep seni yazayım.

Dilimi peltek koyma, ben seni daha coşkun söyleyeyim.

Bakışını esirgeme, ben daha billur göreyim.

Hakkın ikimize lütfu olan güzel kızımız da inşallah senin gönlünle görecek… Senin gibi bakacak…

Evlat bildiğin kardeşlerim her zaman olduğu gibi yine hizmetinde yine seni mutlu etmek için duada olacak.

Hayatta en kıymetlilerin olan ablan ve kardeşin her zaman olduğu gibi seni yine kıymetli bilecekler... Emanetine kıymet vermeye devam edecekler.

Dostların dost olacak yine, sevdiklerin, sevdiklerim…

Güzel dostlar;

Kırık dökük gönül niyazıma ‘Âmin’ demenizi rica ederim.

Ey güzel Allah’ım;

Ben ondan razıyım. Sen de ondan güzelliğin adedince razı ol.

Güzelliğini arttır.

Merhametinle muamele et!

Onu bana getiren anne babasından razı ol.

Ehl-i Beytini severdi. Eşimi de onların sevgisine mazhar kıl.

Erenlere yoldaş et.

Didar göster. Cemal göster.

Dostlarının, salihlerin, erenlerin, uluların katarından ayırma.

Nimete uğrayanlardan, hayırlılar zümresinden eyle.

Beden kabristanından uçup özgürlüğüne kavuşan eşimin ruhaniyetine selam olsun! Sen ona esenlik lütfet selamınla…

Hakikatinle bayram ettir ey merhametlilerin en merhametlisi Rabbim!

Fahr-i Kainat Efendimizin bir bağlısı olarak göçen eşime Gönüllere Safa Muhammed Mustafa Efendimizden safalar lütfet.

Onun iman halkasında misafir et.

Yirmi üç sene bana verdiği safa’nın sonsuz boyutunu gerçek dünyada ona buldur Allah’ım.

Âmin!

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4846 defa okunmuştur
GÜZEL İNSANDI
NAİM ÖZGÜNER
Güzel insandı.Eli açıktı.Vermeyi,yardım etmeyi muhtaç olanı sevindirmeyi severdi.Sevgili eşine ve kızına sevgisi ve hizmeti başkaydı.Bir kadın eşine ancak bu kadar bağlı olabilirdi.Eli ve evi bereketliydi.Dünya sında yok yoktu.Gecenin geç saatlerinde Uğur beyle bir programdan geliyorsak geç te olsa çağırır illaki yemek yedirirdi.Üşengeçlik, bıkkınlık,nemelazımcılık, boşvermişlik onun dünyasında yoktu.Mutlu etmek için mutsuz olmaya razıydı.Canımın çektiği bir şeyi rahatlıkla kendisinden isteyebileyeceğim tek insandı. Sürpriz yapmayı severdi.O eşinden razı,eşi ondan razıydı.Ayşenur kızının üzerine çok titrerdi.Çok yemeğini yedim.Unutacağımı da sanmıyorum.Vefat haberini Uğur bey telefonla bildirince ne diyeceğimi bilemedim.İnsan sevdiklerine ölümü yakıştıramıyor. Ağlıyordu sevgili eşi.Öyle eş için ağlanırdı.Uzakta olduğum için cenazesine katılamadım.Güle güle sevgili kardeşim.Seni Rahmeti bol olan Allaha emanet ediyoruz.İki damla gözyaşlarımızı da dualarımızla birlikte sana yolluyoruz.
07 Kasım 2014 Cuma 22:11
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri