Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Uğur CANBOLAT

Kıyam Et!

21 Aralık 2012 Cuma

 

Kıyam etmeli insan…

Haksızlığa karşı, arsızlığa karşı kıyam etmeli. Ayağa kalkmalı.

Dilini haksızlık karşısında işletmeli.

Razı olmamalı yanlışlara, sessiz kalmamalı, pısmamalı baskılara…

Kıyam etmelisin bunun için. Aya kalkmalı, ses vermelisin. Sesleri çoğaltmalısın.

Bilmelisin. Kıyam etmemek kıyametindir.

Kıyam et! Yoksa kıyamettir sonun.

Kaybetmektir. Kaybolmaktır. Kıyam etmediğin, ayağa kalkmadığın, haksızlığını haykırmadığın her husus senin kıyametindir. Yok oluşundur.

Kıyam etmek varoluşun, kıyam etmemek, ayağa kalkmamak, dik durmamak kıyametindir. Helak olmandır.

Kıyam et dostum.

Kıyam etmemektir kıyamet.

Karşı çıkmadığın, müdahale etmediğin, karşısında kıyam etmediğin her konu gün gelir ayağına dolanır. Duyarsızlaştırır. Toplumsal zehirlenme yaşanır. Tepki veremez hâle getirir.

Nefes alamaz, yaşayamaz duruma gelirsin.

Kıyam etmediğin, sessiz kaldığın her konu kıyametin olur.

Kıyam ayakta olmaktır zulme karşı. Ayakta kalmaktır. Canını dişine takmaktır.

Kıyam diri olmaktır.

Kıyam hislerini kaybetmemek onları canlı ve ayakta tutabilmektir.

Kıyam zalime susmamaktır.

Kıyam Hz. Hüseyin sünnetidir, ondan bize kalan bir kutlu mirastır.

Gerçeğe kıyam etmediğimiz sürece hislerimiz işlevsiz kalır, yüreklerimiz ölüdür. Mânâ yaşamımız olmaz. En tesirli cümleler kılımızı bile kıpırdatmaz. Gözlerimiz ağlamaya yabancılaşır. Acımayı unuturuz. Merhamet yoksunu oluruz. Bu konuda kıyametimiz kopmuş olur. Saçaklara saklanan kuşlar dikkatimizi çekmez. Kuytulara kaçan hayvanları fark etmeyiz.

İlahi titreşimleri alamayan, empati kuramayan her gönül zaten çoraklaşmıştır. Ölmüştür. Kıyameti kopmuştur.

O nedenle dünya üzerinde yaşanan mağduriyetlere, zulümlere karşı duyarsızız. Refleks gösteremiyoruz.

Yani  ‘Bize dokunmayan yılan bin yaşasın’ ilkesini benimsediğimiz içindir başımıza gelen her kıyamet. Her acı ve felaket.

Başka kıyamet beklemek beyhudedir.

Kıyam etmek uyanmaktır. Gerçeğe uyanmak…

Hakikatin huzurunda saygı duruşunda bulunmaktır. El bağlamaktır. Tüm duyarlılıklarımızı en diri biçimde odaklamaktır.

Gafletten el çözmektir. Sıtkını hayırsızlıklardan sıyırmaktır.

Gönülde kıyameti yaşamamak için yapılmaması gereken şey ruhsal kıyama durmaktır.

Canlanmaktır. Güzellikleri içimizde filizlendirmek onları büyütmektir.

Gönlünü diri tut ey can!

Ruhunu yaralayan, güzelliklere sağırlaştıran, dirilişe karşı körleştiren her duruma karşı uyanık olmaktır kıyam etmek.

Bunları yapmamak ise kıyametindir.

Kıymet bilmektir kıyam etmek.

Bilmemekse kıyamet… Eşini, dostunu kaybetmektir. Yârandan yana kıyametin kopmasıdır. Yalnız kalmaktır. Derbeder olmaktır.

Bir düşünelim. Oturduğun zaman Emri Hak gelirse ruhun gittiği halde aynı pozisyonda durabilirsin.

Yatarak ruh emanetini sahibine teslim ettiğin zaman da yine aynı pozisyonda kalabilirsin. Canın bedenden çekilse de aynı halde kalabilirsin.

Peki ayakta bu durum vuku bulursa ne olur? Ruh bedenden ayakta iken ayrılırsa kişi aynı pozisyonunu devam ettirebilir mi?

Ruh diriliği giden kıyamını sürdürebilir mi? Hayır. Hemen yığılır.

Kıyam biter kıyamet kopar.

Hangi konuda kıyamımız biterse o konuda kıyameti yaşarız.

Mücadelesini vermediğimiz, kıyam etmediğimiz şeye sahip olamayız.

Diri olmayan, ayakta durmayan her duygumuz kendi kıyametini getirmiştir başına. Başka kıyamet beklememeli.

Aşka kıyam etmeyen gönülde sevdanın közü bulunmaz.

Hasreti çekmeyen gönül vuslatı bulamaz.

Yol yürümeyen menzile ulaşamaz.

Nefsini bende edip ruhunu kıyam ettirmeyen irfan soluklayamaz.

Acaba bizde kıyam eden duygularımız hangisidir?

Bunun cevabını dürüstçe verdiğimiz de hangi duygularımızın da kıyameti yaşadığı ortaya çıkacaktır.

Nefsin kıyamı gönlün kıyametidir. Gönlün kıyamı ise nefsin kıyameti…

Sizce biz hangi kıyameti yaşıyoruz?

Kıyamımız, heyecanımız, enerjimiz, diriliğimiz, ayakta duruşumuz kimin için? Ne için?

Gönlümüz kıyamda değilse, aşkın merhalelerinde yanıp hakikate ermemişse ayrıca bir kıyamete gerek var mı ki?

21.12.2012 canbolatugur@gmail.com/https://twitter.com/ugurcanbolat https://www.facebook.com/iyibakkendine7

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5306 defa okunmuştur
Elif ve vav..
Misafir
İnsanın zulme karşı dik bir duruşu olmalı katılıyorum. Tıpkı "elif" harfi gibi.. Zira "elif" uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir. Lakin insanın kulluğu elif'de değil vav'da gizlidir. Sevdiğim bir yazar insanları şöyle tarif ediyor, çok hoşuma gitti paylaşmak isterim efendim; Bütün insanlar Vav'dır. Kimisi Arap alfabesinin vav'ı, başı hafiften içine gömülmüş. Mahzun ve estetik. Sessiz. Vav sükûttur o zaman. Kimisi Amerikanvari bir çığlıktır: Vavvvv. Sukunetle tefekkür edelim derim hayattaki duruşumuzu... Vesile oldunuz, eksik olmayın efendim. saygılar..
21 Aralık 2012 Cuma 21:01
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Kıyama saf tutmak gerek..
Misafir
Bazı zorluklara tek başına ayakta durmak, sanıldığı kadar kolay değildir. Kurulmuş düzeni bozmak, "kral çıplak" demek herkesin harcı değildir. Bazen kıyamet, doğru bildiğini yanlış zamanda söylemekten kopar. Zaman olgunlaşmalı.. İnsanlar söyleyeceklerinize hazır olmalı.. Sizi işitenler ehl-i kamil değilse kıyameti koparırlar. Hani bir ata sözümüz vardır: doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Bu nedenle bazen kıyam, cemaatle edilir. Kolaylık olsun diye... Zulme sessiz kalmayalım evet, lakin birlikten de kuvvet doğacağını unutmayalım. Kaleminize sağlık efendim.
21 Aralık 2012 Cuma 20:50
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
ALLAH RAZI OLSUN
vuslat
Muhterem Uğur Bey,yazılarınızı zevkle ve pişmanlıkla okuyordum.Bu yazınız tam benlik olmuş.Ben asi bir yapıya sahibim.kendim çok kusurlu olduğum halde zayıfın ezilmesine,alaya ve bencilliğe dayanamıyorum.Olayın benimle ilgisi olmamasına rağmen karşı çıkıp başıma bir sürü sıkıntı alıyorum.İnsanların itici tutumlarına maruz kalıyorum.Yapmamak veya yapmak arasında tereddüt yaşıyorum.Gör geç ve süz geç yazılarınızı okuyunca çok hata ettiğimi düşünüp pişmanlık yaşadım.Bu yazınız bana teselli oldu.Ben karşı çıkmalı veya karşı çıkılmamalı ayırımını yapamaz hale geldim.Yalnız kalmayı tercih eder hale geldim.İnsanlar doğru olan budur diyerek desteklerken,aynı kişiler sıkıntı çıktığı zaman herkesin sorunundan bize ne sussaydın diyorlar.Velhasıl ne yapacağıma karar veremez hale geldim.Nasıl davranmalı bu konuda cevap yazar mısınız?Selamlar.
21 Aralık 2012 Cuma 20:28
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Kopmuş
ARSLAN TEKİNEL
Selam Kıyamet başımıza kopmuş kopmuş olmasına da biz sanırım uyuştuğumuzdan bunun farkında değiliz. Bunca duyarsızlığımız yazından anlıyorz ki aslında kıyamet kopmuş. Kıyamımız kopmuş çünkü. Güzel bir açılımdı teşekkürler
21 Aralık 2012 Cuma 14:00
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Kıyamda kalalım...
Asiye yaman
Tam zamanında gelen biryazı..kıyamet senaryolarından sonra asıl kıyamet ne imiş çok güzel dile getirmişsiniz...Ruh diriliği giden kıyamını sürdürebilir mi? Hayır. Hemen yığılır. Kıyam biter kıyamet kopar.... Nefsin kıyamı gönlün kıyametidir. Gönlün kıyamı ise nefsin kıyameti…Maalesef Gönlün Kıyametini yaşıyoruz... Her bir satırından pay çıkaracağımız hakikaten muhteşem bir yazı olmuş, bir çırpıda keyifle okudum... bu anlamlı yazıların kaynağı gönlünüz hep kıyamda olsun...Selam ve Dua ile...
21 Aralık 2012 Cuma 01:58
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri