Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Uğur CANBOLAT

Söğüt Dalından Düdük!..

31 Mart 2012 Cumartesi

Yine hâtıralar denizinde yüzüyor kayığım. Geçenlerde bunun üzerine düşündüm biraz.

Neden zaman zaman hâtıralar çağırır bizi koynuna?

Neden nostalji meltemi sarar her yanımızı?

Neden kendimizi orada daha güvende hissederiz?

Bu ve benzer sorular sordum. Kendimce bazı cevaplarımda oldu elbette.

Sıkılıp bunaldığımız demlerde yaşanmışlıklarımıza sığınmak istiyoruz.

Bu bana iyi geliyor çoğunlukla. Sizleri bilemem!..

Ara ara kaçıp saklanıyorum.

Kimseler de bulamıyor. Soranlar için kapıya bir not: Hatıralara gittim. Döneceğim.

Söğüt ağaçlarını severim. Neden mi? Çocukluk yıllarım onların altında geçti… Ondandır herhalde. Başka bir cevabım yok...

Biraz da Eset dedemin bana söğüt dalından düdük yapmasının etkisi olabilir. Bayılırdım dedemin düdük yapışını izlemeye.

Ama ailenin büyükleri hoşlanmazdı bundan. Sebebi malum!

Bu düdük ile sabahtan akşama kadar bir o yana bir bu yana koşar başlarını şişirirdim.

Dedem bana söğüt dalından sadece düdük değil aynı zamanda kaval da yapardı.

Bu daha zahmetli bir işti.

Bundan çıkan sese de bayılırdım.

Çocukluğumun en önemli eğlencesi ses çıkarabilen bu enstrümanlara sahip olabilmekti.

İşte dedem bunu söğüt dallarının ıslak olduğu dönemlerde büyük bir dikkatle yapıp beni sevindirirdi...

Dedem çakısını her zaman yanında taşırdı. Bu benim çok işime yarardı. Kendisi çakıyı daha çok meyve soymakta kullanırdı.

Dedem elmayı mutlaka bıçağıyla ve azami bir dikkat ile soyardı. Dışarıdan bakıldığında adeta bir sanat icra ettiğini sanabilirdiniz.

Bu soyma işlemini yaparken de, bana düdük veya kaval yaparken de hiç acele etmezdi.

Her zaman dikkatli idi. Özenerek yaptığını görürdüm.

Dedemin beğendiğim bu özelliği bana ne yazık ki sirayet etmedi.

Ben daha çok babamın telaşlı ve aceleci yapısına sahibim. Bazıları zaman zaman beni sinirleri alınmış bir adam gibi görse de… Belki farklı olarak kontrol ediyorumdur.

Evimizin arkasından geçen yolun hemen üstünde bir gölümüz vardı. Bahçe sulaması için burada su biriktirilirdi. Söğütlerimizde işte bu gölü çevrelerdi. Aile büyüklerimiz burada çok zaman geçirirlerdi. O nedenle de bu söğüdün gölgeliği ailemize yurt olmuştu. Pek çok insanı da ağırlardı.

Söğüt altı muhabbet hatırladığım kadarıyla muhteşemdi...

Altında demli çayın tadına varmak ise muhteşemdi…

Sanırım bu belleğimde önemli bir yer tuttu. Bundan olacak ki; bir dönem Radyo Çağ’da ‘Söğüt Gölgesi’ adıyla 30 dakikalık programlar yapmıştım.

Düdük çalamamıştım elbette ama o söğüt altı muhabbetlerini buraya taşımaya çalışmıştım.

Pek de keyifliydi doğrusu.

Dün gibi hatırlıyorum. Kişi çocukluğunda yaşadığı ve lezzetini aldığı kimi duyguları fark etmese bile daha sonra belli şekillerde ortaya çıkarıyor. Tekrar yaşıyor…

Bu güzel hâtıraların sînesine sığınıyor!

Havanın sıcak olduğu şu İstanbul gününde ofiste çalışmak biraz sıkıcı…

Bağdat caddesine bakıyorum penceremden, cıvıl cıvıl…

Hayat en güzel haliyle akıyor…

Bana ise yine hatıralara dönmek düştü…

Umarım sıkmamışımdır sizi…

Hepinize bahar tadından bir ömür diliyorum.

HABER NAME/ 31.03.2012 canbolatugur@gmail.com/ https://twitter.com/ugurcanbolathttps://www.facebook.com/iyibakkendine 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5392 defa okunmuştur
sen bambaşkasın
nimet yakut
Uğur abi yeni yazın yine güzel bilgiler verdi sen, çok şanslı birisin temellerin öyle bir yoğrulmuşki sonunda senin gibi bir kalemi kuvvetli bir kişi çıkmış tabiri caizse hamurun iyi yoğrulmuş sohbet ortamında yetişmiş birisisin bilgeye doymamışsın hem bilgi verirsin hem de bilgi alırsın, benimde dedem vardı dizinin dibine oturtur nefsi anlatırdı, benlik iblisten geldiğini söylerdi,babacagızım da elma soyardı ama hiç dikkat etmemiştim onun el sanatına, zaman işte su gibi geçiyor bir gün varsın yarın yoksun ALLAH hepimize her günün idrakini iyi versin pişmnalıklarla degil mutluluklar versin, kalemine sağlık canım abim.
01 Nisan 2012 Pazar 12:52
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Hatıralar eskise de unutulmuyor...
Asiye yaman
Kişi çocukluğunda yaşadığı ve lezzetini aldığı kimi duyguları fark etmese bile daha sonra belli şekillerde ortaya çıkarıyor. Tekrar yaşıyor…Yazınız la çocukluğuma gittimm. Acısı, tatlısı ile geçen günleri bugün anarken keyif alabiliyoruz,yaşanılan en kötü yada en zor anların bile eş,dost ,komşu ile paylaşıldığından etkisi daha az yıkıcı oluyordu. hatıraların hepsi güzel değildi elbet ...Beni çocukluğuma götürdünüz yaaa.... harika yazınızdan dolayı kutlarım...Muhterem dedenizinde mekanı cennet olsun..Selam ve dua ile...
31 Mart 2012 Cumartesi 16:02
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
iyi geldi..
ONUR YAKUPOĞLU
Şu an nöbetteyim... Çok sıkıntılı bir günümdeyim... Kısa bir izin arasında okudum yazınızı... Ben birden bulunduğum zaman diliminde kopardı ve götürdü Çok iyi geldi... Bende şaşırdım ama oldu. iyiki de oldu. Zaman zaman yazılarınızı takip etmekteyim ama her zaman işim gereği yorum yazamamaktayım. takip ediliyorsunuz. sağolun varolun
31 Mart 2012 Cumartesi 16:00
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
dedem
YILDIZ SAYIM
selam benimde bir Abbas dedem vardı... neredeyse aynı şeyleri yaşanmış... onun pamuk sakallarını nasılda özlüyoum... Allah rahmet etsin dedelerimize. Teşekkür ederim size de...
31 Mart 2012 Cumartesi 15:27
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
aynı durumdayız
HAMDİ GÜNGÖR
MERHABALAR UĞUR BEY BENDE AYNI DURUMDAYIM. ÇALIŞMAK ZORUNDAYIM. ÇOK SIKILDIĞIM BİR ANDA YAZINIZ KARŞIMA ÇIKTI... BANA PENCERE AÇMIŞ OLDUNUZ. DEDENİZE ALLAH RAHMET ETSİN. NE GÜZEL ANLATMIŞSINIZ
31 Mart 2012 Cumartesi 15:14
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri