Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Uğur CANBOLAT

Sustur Şu Sesi!

29 Eylül 2012 Cumartesi

Evet sustur. Sustur içinde sürekli kavga eden şu sesi.

Bu olumsuz sesi susturmadıkça huzur yok sana!

Sadece sana mı? Hayır. Çevren için de rahat yok. Sürekli kendini ateşlere mahkûm etmek anlamına gelen bu iç ses, insanda ne tat bırakır, ne tuz!

İğneli yatakta sabahı etmek gibidir.

Susturamazsak bu yıkıcı iç sesi sürekli negatif enerji üreten bir merkez hâline gelmek içten bile değildir!

Sustur şu sesi ey can!

Sustur beyninde uğuldamalar hâlinde sürekli dağıtıcı, harap edici kelimeler üreten şu sesi….

Dili hayra dönmeyen sesi ne yapacaksın?

İyi kelimelere alışık olmayan, hatta yatkın olmayan bir yapı ne kadar da yorucudur.

Ne kadar tüketici hem de…

Belaların en püsküllüsü… Ömür boyu hendek kazmaya hüküm giymek gibi bir hal!

Dilimizi susturmayı başarabiliyoruz. Zor olsa da buna muvaffak olabiliyoruz.

Gereksiz değerlendirmelerden uzak tutuyoruz.

Başkalarının işine karıştırmıyoruz dilimizi.

Eleştirmiyoruz. Olumsuz yargılarımızı, subjektif düşüncelerimizi söylemekten kendimizi alıkoyabiliyoruz.

Başkalarına ‘Ayar verme’ rolüne girmiyoruz, girmişsek bile çıkmanın bir yolunu buluyoruz.  Senin kaşın böyle, gözün şöyle gibi ‘Destursuz bağa girme’ tavrını terk edebiliyoruz.

Başkalarının oturuşlarına, kalkışlarına, kılıklarına, kıyafetlerine, bakışlarına, cümle kuruşlarına ilişkin gereksiz değerlendirmelerden dilimizi men edebiliyoruz.

Bu, iyi bir sonuç mudur?

Evet. Çok iyi bir sonuçtur. Takdire değerdir. Önemsenecek bir başarıdır. Alkışlanmalıdır. Bunların tümüne ‘Eyvallah’ diyebiliriz.

Peki, yeterli midir?

Asla yeterli değildir!

Dilini başkalarının duymayacağı şekilde susturdun. Kutlarım.

Peki, kendi duymayacağın şekilde susturabildin mi? Susturabiliyor musun? Başarı seviyen nedir?

İşte bu sorulara cevap olmak hiç kolay değil.

Tıkandığımız nokta burasıdır! Kaybediş vadimiz de burası...

İş buraya gelindiğinde çoğumuz kötü not alıyoruz. Hatta ‘Çakıyoruz’ sınıfta kalıyoruz.

Biz buraya bir nevi ‘Pişmanlık vadisi’ de diyebiliriz.

Bizi buradan ancak âriflerin gönlümüze yaktığı ‘İhlas fenerleri’ ile aydınlanarak çıkabiliriz. Gönlümüze vurulacak mâhir ellerin ‘Mânâ neşter’i sonrasında halas bulabilir, şifaya kavuşabiliriz. Kurtulmak başka türlü hayal olmaktan öteye gidemez.

Hadi gelin kendimize telkinde bulanalım. Hep başkasına nasihat edecek değiliz ya! Biraz da kendimize seslenelim. Belki lüzumsuz, olumsuza yatkın olan nefsin uğuldamalarını susturup güzellikleri duymaya hasret kalan iç kulağımız sayabileceğimiz vicdanımız duyar da bir nokta kadar bile olsa kendine hisse kapar.

-Dilini başkalarının değil sadece, kendinin duymayacağı şekilde sustur!

- Unutma! Yolculuğumuz vehimden hakikate gidiş yolculuğudur.

- İçini hesap kitap yapan, başkalarını yargılayan, mahkûm eden, başkalarıyla ve kendisiyle kavga eden yapıdan arındır.

- ‘Benim cehennemim içimde kavga eden bendir’ ilkesini benimse. Karlı çıkacaksın.

- Başkasına kızmayı bırak… Onda kızdığın şeylerin bir zamanlar sende de misafir olduğunu hatırla. Ve onların da bir ‘Esma tecellisi’ olduğunu düşün.

- Şartlanmaların esaretinden kurtar kendini.

- Başkaları hakkında hüküm kurmak, kanaat elde etmek için harcadığın zaman ve eforu ‘Bir şeyin niçini olan’ hakikati bulmaya ve anlamaya harca.

- Bir şeyin niçinini öğrenerek ancak taklitten tahkike geçebileceğin prensibini benimse.

- Hayat yolculuğumuz bir açıdan da ‘Seyr-i Sülük’ümüzün zihnimizi vehimden temizleyerek gerçeğe ulaşmak olduğunun idrakine ulaşmaya çalış.

Tüm bunlar olur mu derseniz evet olur derim. Ama bir şartla. İç sesimizi susturmalıyız.

Başkalarının duymayacağı şekilde kıstığımız, dilimize getirmediğimiz menfi yani olumsuz düşüncelerden zihnimizi de temizlemeliyiz.

Kendimize tanıdığımız başkalarını eleştirme hoyratlığından vazgeçmeliyiz.

Kısacası, susturmalıyız o sesi.

İçimizi vehimler cehennemi olmaktan kurtarmalıyız! 

29.09.2012 canbolatugur@gmail.com /https://twitter.com/ugurcanbolat/ https://www.facebook.com 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 6032 defa okunmuştur
İNŞALLAH
Fatma ASAN
''Başkasına kızmayı bırak… Onda kızdığın şeylerin bir zamanlar sende de misafir olduğunu hatırla. Ve onların da bir ‘Esma tecellisi’ olduğunu düşün''....iNŞAALLAH...
30 Eylül 2012 Pazar 01:43
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
HAYR
AYŞE GÜL ER
Soluğunda vesvesenin kesif kokusu, Kalbin rahsine d’okunmasın nefesi… Ey dudağımda dua gezdiren hece; Avuçlarıma ‘amin’ler dök sönsün ateşce… ( Yüreğinize sağlık hocam, kaleminiz hayr d'okudu...)
30 Eylül 2012 Pazar 01:42
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
NEFSİN UĞULDAMALARI
BETÜL ÇETİNKAYA
Hadi gelin kendimize telkinde bulanalım. Hep başkasına nasihat edecek değiliz ya! Biraz da kendimize seslenelim. Belki lüzumsuz, olumsuza yatkın olan nefsin uğuldamalarını susturup güzellikleri duymaya hasret kalan iç kulağımız sayabileceğimiz vicdanımız duyar da bir nokta kadar bile olsa kendine hisse kapar.....SÜPER... Yazılarınızı bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz Uğur bey..:)
30 Eylül 2012 Pazar 01:04
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
İÇİMİZDEKİ SES
Misafir
İçimizdeki ses vicdanın sesidir. Vicdan; ya doğruyu bilmektir ya da doğru olmasa bile doğru diye benimsetilen değerlerdir. Asıl sorun başkalarının doğrusunu kendi doğrumuz gibi benimsemiş olmamız. Kimdir bu başkası? Bizim için en değerli insanlardır. Anne, babamız, eşimiz, hocamız.. İnsan sevdiğine karşı kalkan kullanmaz. Onun doğrularını benimsemek için "sevmek" duygusu en geçerli bahanedir. O ne derse "doğru" odur. Zaman ilerlediğinde doğrularınızı sorgularsınız ama içinizdeki sesi susturamazsınız. Sevginiz bitmedikçe doğrularınız değişmez. Ruhunuzu ele geçerir. Sizi arafta bırakır. İşte huzurun karanlığa gömüldüğü yerdir orası...
29 Eylül 2012 Cumartesi 21:56
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
SUSTURMALIYIZ
Ayşe Aslan Çikot
Ah o iç ses insanlığın tıkandığı ve kaybettiği...Harika bir yazı... evet susturmalıyız o sesi ki, hakikate ulaşabilelim..İçimizi vehimler cehennemi olmaktan kurtarabilelim...Yüreğinize sağlık teşekkürler...
29 Eylül 2012 Cumartesi 17:24
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri