Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Uğur CANBOLAT

Yerinde Gülmek, Vaktinde Ağlamak!

11 Ocak 2012 Çarşamba

Yerindelik duygusundan söz açmak istiyorum bu yazıda. Beni dinlemek ister misiniz?

Sizi birlikte düşünmeye davet ediyorum.

Nedir yerindelik duygusu? Yerli yerinde olma hali…

Bir nevi “irfan anlayışı” da diyebiliriz buna…

Gerektiği zamanda, gerekti yerde ve gerekli miktarda bulunmak mesela…

Yerindelik duygusuna sahip olan hatipler dimağlarda sarsılmaz cümleler bırakırlar!

Zira muhataba göre konuşabilme mahâretine sahiptirler…

Gerektiğinde akla doğru söz söyler, icap ettiğinde ise kalbe çengel atacak şekilde dizerler harfleri!

Dinleyen kişiyi sözün burcuna çağırır ve orada seyran ettirirler…

Peki, yerindelik duygusuna sahip olmayan bir hatip ne yapar sizce?

Ezberden konuşur!

Muhatabını bilmeden söz söyler… Yankılanmayan cümleler kurar.

Sözler mâkes bulmaz sînelerde… Akılda yer almaz… Taşımaz kişiyi bir yerden bir yere o sözler…  Çünkü duyulmaz!

Muhatap onun kulağının frekansına göre sözü dizememiştir zira…

İşte bu nedenle ‘söz nereden çıkarsa muhatabın orasına gider’ denilir!..

Yerindelik durumunun farkında olmayan ‘Körler çarşısında ayna satan’ kişi gibidir.

Beyhudedir gayreti… Zayi olur emeği…

Düşünmez, muhakeme etmez… Kendini sadece satmaya akort etmiştir!

Söz satmaya…

Analiz etme yeteneği olmayınca yerindelik duygusu da kaybolur…

Emek vardır ama sonuç sıfırdır!

Hayatımızı gözden geçirdiğimizde yerindelik duygusuna ne kakar uzak olduğumuz hemencecik ortaya çıkar…

Bunun yapmamız gereken önemli tespit olduğu kanaatindeyim ben.

Sizi bilemem!

Yerindelik duygusu bana göre “nüans”ları bilmektir.

Fark etmektir farkı... Faruk olmaktır. Ayrıştırma yeteneğidir.

Ferasettir de diyebiliriz bir anlamda…

Yani ‘gönül ile görme’ hali…

Hak etmeyene verilen abartılı değer her iki tarafa da haksızlık değil mi?

Sonrasında üzüntü çıkmaz mı?

Yakınmalarımız, içine düştüğümüz dertlerin çoğunun aslında yerindelik duygusunun fark edilemeyişinin üzücü sonuçları değil mi?

 …

Kelimeleri gereksiz harcamak bir yerindelik sorunu değil midir?

Ya gönül yormak!

Yürek burkmak!

Gözü acıdan ırmağa çevirmek hak etmeyenler için…

Tam da yerindelik durumunun yerine getirilemediğinin acı bir göstergesi değil mi?

‘Saçımı süpürge yaptım’şeklinde kurulan cümleler yerindelik konusundaki isabetsizliğin ifadesi değil mi?

‘Koynumda yılan besledim’cümlesi de aynı arızanın bir sonucu…

Kısacası yerindelik duygusunu kaybettiğimizde hayatı ıskalıyoruz.

Ağız tadımız kaçıyor.

Mutlu olacağımız yerde kendimizi hüzne buluyor, matem tutacağımız yerde nâra atmaya kalkıyoruz!

Ya da ‘Toydan sonra hoy’ durumu… Düğün bitmiş, gelini alıp götürmüşler ama biz halaya yeni kalkıyoruz…

Hayatı geriden yaşıyoruz iz sürerek…

Tüm bunlar hayatımızda yerindelik duygusunun olmadığının belirtileri…

Özel de kalması gereken hususi, mahremiyet içeren mevzuları genele konuşmak da böyledir!

Sırrı fâş etmek makbul karşılanmaz onun için…

Afakta dolaşana enfüsten dem vurulmaz…

İdrak mertebesi yeterli olmayana hakikat çiçeklerini sunmak mümkün müdür? Doğru mudur?

Cam parçaları ile oynayan çocuğa elmas parçası verilir mi hiç?

Yerindelik duygusunu artık yeniden keşfe çıkmalı…

‘Ata et, ite ot verilmez’diyen atalarımıza kulak kesilmeliyiz…

Kimse selam verilir, kimden merhaba esirgenir bilmeliyiz… Kıymetin neden kametin nispetinde olması gerektiğini yeniden düşünmeliyiz!

Yaralanmalarımız başka türlü son bulmaz!

Akan gözyaşlarımız dinmez.

Önem ve önceliklerimizi karıştırırız yerindelikten uzak kalırsak…

Ve hayat elimizden kayar gider.

Sermaye boşa harcanmış olur kısacası…

Sevinmek, mutlu olmak, huzur bulmak, dost edinmek, dost olabilmek, gönenmek…

Hepsi bu duyguyu doğru anlayıp sağlıklı uygulamamıza bağlı!

Üzülmek, mutsuz olmak, iç sıkıntısı çekmek, dostsuz olmak ve hayattan hep yakınmak da…

Karar sizin! 

HABER NAME/ 11.01.2012 canbolatugur@gmail.com/ https://twitter.com/ugurcanbolat

  

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3904 defa okunmuştur
İŞTE BUDUR YERİNDESİZLİK SEBEBİ
Tülay Barışkan
Muhatabını bilmeden söz söyler… Yankılanmayan cümleler kurar. Sözler mâkes bulmaz sînelerde… Akılda yer almaz… Taşımaz kişiyi bir yerden bir yere o sözler… Çünkü duyulmaz! Muhatap onun kulağının frekansına göre sözü dizememiştir zira… İşte bu nedenle ‘söz nereden çıkarsa muhatabın orasına gider’ denilir!.. … Yerindelik durumunun farkında olmayan ‘Körler çarşısında ayna satan’ kişi gibidir. Beyhudedir gayreti… Zayi olur emeği… Düşünmez, muhakeme etmez… Kendini sadece satmaya akort etmiştir! Söz satmaya… … Analiz etme yeteneği olmayınca yerindelik duygusu da kaybolur… Emek vardır ama sonuç sıfırdır!
18 Ocak 2012 Çarşamba 14:54
Beğendim (1)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Körler çarşısında ayna satan kişi
Arzu Ortakcı
Değerli hocam,yazılarınız gönlüme şifa oluyor,bizleri aydınlattığınız için çok teşekkür ederim .Gönlünüze ,kaleminize sağlık..
14 Ocak 2012 Cumartesi 09:08
Beğendim (2)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Önce düşün, sonra söyle....
Hasan KORKUT
Güzel ve akıcı şekilde kaleme alınmış. Zamanında ve vaktinde yazılmış. Yüreğinize ve kaleminize sağlık ....
13 Ocak 2012 Cuma 21:50
Beğendim (4)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Eleştiriler de yerinde olmalı....
Zeynep Berra
Eleştirmen arkadaşlar,elbette eleştiri yapabilirsiniz,ancak burda dilbilgisi kuralları mevzu bahis olmasa gerek.Yazının ana teması üzerinden değerlendirmek daha insaflı olur sanıyorum.yazıda Anlatılmak istenen çok yalın ve hoş bir üslupla ,anlaşılır bir şekilde yazılmış.Önemli olan gramer kurallarından çok yazının ne anlatmak istediği. Bana göre anlatılmak istenilen mevzuya fazlasıyla vakıf olunmuş.Emeğe saygıda,eleştiride yerinde olmalı değilmi? Selamlar...
13 Ocak 2012 Cuma 17:54
Beğendim (5)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
Düşünmeyi Saptırma
Nuri PEMBEGÜL
Yerinde Gülmek Vaktinde Ağlamak adlı Makaledeki; sınırlı satırlarla rasyonel düşünmemizi artıran ve şuurumuzun açılmasına katkıda bulunmasından dolayı, makale sahibine, koca bir teşekkür yerine, yazının grameriyle cebelleşmek; makalede anlatılmak istenenleri uçuruma yuvarlamak gibi, makalede bahsi geçen ‘Ata et, ite ot verilmeliden” farksız olsa gerek.
13 Ocak 2012 Cuma 15:13
Beğendim (8)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri