Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Uğur CANBOLAT

Yetersiz Bakiye

25 Ocak 2012 Çarşamba

Yaşadığımız bir durumdur. Sık hem de…

İşlerimiz yolunda gitmediğinde, teker ters dönmeye başladığında başımız dara düşer…

Bu duruma eskiler ‘Elimiz dardı’ derlerdi…

Hayat dümdüz değildir. Uzun ve ince olabilir ama dümdüz değildir. ‘T Cetveli’ gibi olmaz. İnişleri, çıkışları boldur. Taşlar takılır ayaklarımıza… Sendeleriz, düşeriz. Eğer iç kaynaklarımız vaktiyle yeteri kadar beslenmişse, buraya yatırım yapmayı ihmal etmemişsek durumu idare edebiliriz. Yara bere almadan atlatabiliriz.

Ama varlık zamanlarını, iyi dönemlerimizi daimi görme gafletine düşmüşsek, ‘Böyle gelmiş bu devran, böyle gider’ cümlesini yaşamımızda ‘Serlevha’ yapmışsak durum gerçekten sıkıntıcı verici olur.

Sadece ‘Kredi kartları’ mı yetersiz bakiye verir sizce?

Bu durum sadece alışverişte mi yaşanır? Hayır?

Keşke sadece öyle olsaydı!..

Çalışır, çabalar bütçeyi denkleştirir ‘Yetersiz bakiye’ durumundan kurtulabilirdik.

Yazının başlığını Türk Sanat Musikisi Sanatçısı Fikret Erkaya’dan ödünç aldım.

Değerli dostlar bu konuda biraz düşünmeye ne dersiniz? Acaba hayatımızın hangi alanlarında ‘Yetersiz bakiye’ durumu yaşanmaktadır?

Düşeni kaldırma konusunda ‘Yetersiz bakiye’ veriyoruz. Ya bakmadan geçmeyi yeğliyoruz ya da ‘Bir tekme de benden’ felsefesine seğirtiyoruz.

Halbuki düşeni kaldırma kültürümüzün en belirgin vasıflarından biri…

Düşene el uzatmak örfümüzün en önemli gereklerinden…’İmece’ kavramı belki de sadece bizim kültür dünyamızda vardır.

Varlık sebeplerinden biri hatta milletimizin…

Ne oldu bize?

Neden ‘Yetersiz bakiye’ veriyoruz?

Muhtaca el uzatma hususunda da vaziyetimiz aynı… Sonuç ‘Yetersiz bakiye’

Bir de “Dün gelseydin keşke, başka birisine destek oldum” pişkinliğine sardırıyoruz işi…

İnsanın nereden nereye diyerek nâra atası geliyor bazen…

‘Sadaka Taşı’âlicenaplığını düşünmüş ve göstermiş bir anlayışın temsilcileri olabilir miyiz biz gerçekten?

Övünç duyduğumuz konuların neden ‘bir kıymık’ kadarı bile bizde görülmüyor?

Neden bu hususta da halimiz ‘Yetersiz bakiye’ durumunu gösteriyor?

İçimizi acıtıyor olabilir ama bu konulara kafa yormazsak çıkmaz sokaklarda daha çok dolaşacağız gibi görünüyor.

Hâlimiz hal, durumumuz durum değil!

Hal ve gidişe ‘Pekiyi’ veremiyoruz! Notumuz kırık maalesef!

Neden birkaç gündür göremediğimiz bir dostumuz için zihnimiz ‘Acaba hâli nicedir?’ sorusunu sormaya yatkın değil?

Mescidinde bir iki gün görülmeyen bir arkadaşını soran Efendimizin (s.a.v) o müşfik hâli neden bizden fersah fersah uzak?

Neden bu hususta da gönül ekranımız ‘Yetersiz bakiye’ gösteriyor?

Sevgi de durum nedir? ‘Yetersiz Bakiye’

Saygı da ahval nicedir? ‘Yetersiz Bakiye’

Kendini geliştirme, idrakini derinleştirme konularında durum ne merkezde? ‘Yetersiz Bakiye’

İnsanlara güler yüz gösterme, dilimizi tatlı tutma, gözümüzün ışıldaması, tebessüm yüklü merhabalar konularında nerelerdeyiz? ‘Yetersiz Bakiye’…

Dostlukların inkitaya uğramasında, kesilip mesafeler oluşmasında, arkadaşlıkların derinleşememesinde ‘Yetersiz Bakiye’ hâlimize az da olsa bakmalıyız… Bir durum değerlendirmesi yapmalıyız.

Hem de acil olarak!..

Tahammül etmekte durumumuz nedir?

Yük çekmekte, katlanmakta hangi sevideyiz?

Yine durumumuz ‘Yetersiz Bakiye’ mi gösteriyor?

Ortaklıkların yürümemesinde, boşanmaların artmasında, kimseye güvenememenin altında biraz bunu aramalı mıyız? Ne dersiniz?

Sözlerin tutulamamasında, vefasızlıkta, kadir kıymet bilmemekte etkisi ne kadardır? Düşünmeli miyiz?

‘Ne bildim kıymetin, ne bildin kıymetim’durumlarının altını biraz kazırsak ne çıkar?

‘Yetersiz Bakiye’ye rastlar mıyız?

‘Yetersiz Baki’ye durumunu tamamlamak için harekete geçmeliyiz.

Aklımızı işletecek, vicdanımızı harekete geçirecek, gönlümüze sükûnet verecek bir mâhir ele, bir ‘Hızır nefese’ ihtiyacımız var!

Ama önce tamamlamaya niyet etmeliyiz kendimizi. Yüzleşmeyi başarmalıyız. Cesur davranabilmeliyiz. ‘Ben yârime neylemişem, yârim benden kenar gezer’ durumuna düşmemeliyiz.

Bankada ‘Yetersiz Bakiye’mizi gidermek için nasıl teşebbüse geçiyorsak, telaşlanıyorsak, manevi ve ruhi alanda bizi kuşatan, mengeneye alan, sıkıştıran, kısırlaştıran, kurutan, hisssizleştiren iklimlerden kurtulmak için de gayrete gelmeliyiz.

Okuyarak aklımızı aydınlatalım.

Musiki ve sanatla ruhumuzu inceltelim.

Hakikatlerle ve manevi sohbetlerle gönlümüzü itminana erdirelim.

Bu şekilde‘Yetersiz Bakiye’den kurtulalım.

Bunu başaramazsak ‘Eksi Bakiye’ durumuna her an düşebiliriz.

Aman dikkat! 

HABER NAME/ 25.01.2012

canbolatugur@gmail.com/ https://twitter.com/ugurcanbolat

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4598 defa okunmuştur
Eksi bakiye
HAMDİ GÜNGÖR
Kendi adıma teşekkür etmek istiyorum. ortamın siyasete ve gündeme boğulduğu bir hengamede değişik bir anlam kazandı.çok istifade ettim.
26 Ocak 2012 Perşembe 14:07
Beğendim (1)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Güler misin, Ağlar mısın !?
Şükrü Timur
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
25 Ocak 2012 Çarşamba 19:51
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Teşekkürler
UĞUR CANBOLAT
Merhaba arkadaşlar... Yorumlarınız için teşekkür ederim. Farklı fikirlere sahip olmamız nasıl bir zenginlikse, yorumlardaki çeşitlilikte aynı şekilde bir zenginliktir düşüncesindeyim. Yorumlarda yazıya farklı boyutlardan yaklaşımlarınız aynı konularda tekrar düşünme imkanı sunuyor bize...Saygınlık içinde, kişisel yargılamalardan uzak olarak farklı düşüncelerin doğru ifade edebilmesi hepimiz için çok güzel. Teşekkür ederim paylaştığınız için...
25 Ocak 2012 Çarşamba 17:10
Beğendim (3)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
İnfâk etmenin önemi...
FUNDA GÖKÇEN
Gerçekten çok yerinde bir benzetme olmuş hocam yüreğinize sağlık. Bir de şu açıdan bakmamız lazımdır ki Yüce Yaradan elbette ki yaratmış olduğu en âciz bir varlığın bile rızkını kimsye bırakmadan düşünüp onu nîmet deryası içinde yaramıştır. Meyvenin içindeki kurt buna örnek verilebilir. Cenab-ı Hak dileseydi hiç aracısız herkese gani gani nimet taksim etmez miydi? Burada ince bir ma'nâ var ki bunu yakalamak biraz zor. İnfâk ederek kepçe vazifesi göreceğimizi unutmamak gerekir bu hususta Hz. Mevlana şöyle diyor; Hiç çorbayı dağıtan kepçe çorba bendendir diyebilir mi? Elbette ki çorbanın bir pişireni olduğu gibi bize rızkı veren Yüce ALLAH'tır. Kim diyebilir ki rızık bendendir, ben kazandım. Bu şirk koşmaktan başaka bir şey olmaz. O zaman biz de infâk ederek kepçe vazifesi yapalım, hem kepçe olmak Yüce Yaradan tarafından seçilmiş olmak demektir zîrâ ahçı hangi kepçeyle çorbayı dağıtacağını kendisi seçer öyle değil mi? ( Ma'anâ ikliminden bir bakış açısı)
25 Ocak 2012 Çarşamba 17:00
Beğendim (2)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
"Perspektif Güzel Şey" Yorumun Devamı...
FUNDA GÖKÇEN
Bu yazının iç sesi kişinin bir birey olarak mü'min kerdeşine olan sorumluluğu ve de infâk etmenin önemidir fakat burada olay tamamen siyasileşmiş ve farklı bir bakkıış açısıyla yanlı olarak değerlendirilmiştir diye diye düşünüyorum. Elbette olaylara perspektif açıdan bakmak ve de görünenin ötesindeki derûnî gerçeğin tezâhürünü yakalamak güzel şey lâkin bunu yaparken de ne üzerinden yaptığını dikkate almak lazımdır ki ki merdivenleri çıkarken bastığın yeri de unutmamak gerekir. Bu yazıda orada dile getirilen eleştirilerle, söylemlerle bağdaştırlacak bir alaka göremedim. Bu tamamen farklı bir kategori...
25 Ocak 2012 Çarşamba 16:53
Beğendim (2)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri