Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ulvi SEVECEN

“BİZ BÜYÜK BİR AİLEYİZ ,100 MİLYON NÜFUSUMUZ VAR”

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Türkiye, 16 Aralık 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Kazakistan Cumhuriyeti'ni aynı gün tanımıştır.Hatta 10 dakika sonrası diye söyleyenler de var. Diplomatik olarak ilk ilişkiler 1992 mart ayında Almatı'da büyükelçiliğin açılmasıyla başlamış,sonraki yıllarda Kazakistan devletinin sağlamış olduğu bir çok avantajla Türk yatırımcılar tarafında tercih edilen bir ülke olunca da, her alanda önemli ortak projeler ortaya konmuş.

EKONOMİK İLİŞKİLER ve TÜRK YATIRIMLARI

Kazakistan'daki Türk yatırımları,ülkedeki enerji (petrol ve gaz) dışında diğer yatırım alanlarında nerdeyse ilk sırada.Ülkemizden giden girişimcilerimiz telekominikasyon, bankacılık, inşaat-taahhüt, basın-yayın (Zaman Kazakistan 20.000 trajlı) eğitim, ulaştırma, otomotiv, imalat sanayii v.b neredeyse bütün alanlarda üstlenmiş oldukları projeleriyle faaliyetlerine de devam etmekteler.

İlk yıllarda (1992-2000 arası)Türkiye ile Kazakistan arasında en seviyeli ekonomik işbirliği müteahhitlik sektöründe görülmüş.Ülkede ortalama sayıları 2500-3000'i bulan Türk şirketlerinin üçde ikisi inşaat şirketi.Kurulan büyük tesislerin,yapılan konutların büyük çoğunluğunda Türk imzası var. Bunların arasında hiç şüphesiz başkent Astana'nın en görkemli stadyumu “Astana Arena Stadyumu” nun ayrı bir yeri var.Sembol İnşaat tarafından 185 milyon dolara tamamlanan, açılışına Hakan Şükür,Fatih Terim ve Hasan Saş'ın da katıldığı stadyum 20 dakika içerisinde açılıp kapanma özelliğine de sahip son derece modern bir yapı.2010-2011 Avrupa Futbol Şampiyonası grup elemelerinde aynı gruba düşen Türkiye ve Kazakistan'ın, maçlarını bu statta oynama ihtimalleri yüksek görünüyor.. Ancak son yıllarda bu sektörde gözle görülür bir küçülme gözlenmekte.Tabii tüm dünyayı sarsan krizin biraz etkisi olsa gerek..Fakat esas sebep olarak “son dönemlerde enerjide öne çıkan büyük konsorsiyumların bunun dışındaki sektörleri (inşaat dahil) yönlendirmeye başlamasının, genelde KOBİ'ler görünümünde olan Türk şirkelerin pazar payını düşürdüğü” düşüncesinde olanların sayısı hiç de az değil..Büyük sermayelerle büyük konsorsiyumlar oluşturanlar, sadece ülkemizde değil, dünyanın her yerinde pazarı ellerinde tutuyorlar..İnşaatta Sembol, Baytur ve Enka'nın, ticarette ise Koç grubunun geçmişte yaptıkları önemli yatırımları ve en son krize rağmen Okan İnşaat tarafından Astana'da açılan 80 milyon dolarlık 268 yatak kapasiteli ülkenin en büyük acil yardım hastanesi şimdilik yüreğimize su serpmekte..

Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev'in hedefi Orta Asya'nın süper gücü olabilmek.Bunun için de tün dünyaya açılmanın gerektiğine inanıyor.Tüm dünya ülkeleriyle olan ilişkileri yanında Türkiye ile ekonmik ilişkileri daha geliştirilmesini,Kazak işadamlarının Türkiye'de,Türk işadamlarının da ülkesinde daha çok iş yatırımlar yapmalarını istiyor.”2,5 milyon kilometrekarelik Kazakistan'ın bütün zenginliklerinden siz de payınızı alın” iyi niyetini her defasında tekrarlıyor ve Türk işadamlarından Hazar denizinin kıyılarında arazileri bedelsiz olmak üzere tatil köyleri kurmalarında ısrar ediyor.

Diğer taraftan sosyal ilişkilerde de ciddi bir hızlılık yaşanmakta.Karma evlilikler,eğitim yatırımları ( Türkiye Cumhuriyeti olarak yüksek öğrenim ve lise seviyesinde hem devlet hem de özel müteşebbisler tarafından kurulan eğitim kurumları) ve diğer ilişkiler iki ülke arasında uzun ve kalıcı birlikteliğin alt yapısını oluşturuyor.Eğitimini Türkiye'de tamamlamış Kazak gençleri ve Kazakistan'daki Türk okullarında okuyan Kazak ve Türk gençleri, öğrendikleri Kazakça,Türkçe,İngilizce ve Rusçalarıyla iki ülkenin gelecek adına başlattıkları ilişkilerde en önemli unsur. Bu açıdan bakıldığında belki de Türkiye'nin en çok üzerinde durması gerekli alan bu olmalı diyebiliriz.

KAZAK-TÜRK EĞİTİM KURUMLARI İKİ ÜLKENİN DE YÜZÜNÜ AĞARTIYOR

İki ülke arasında eğitimle alakalı ilk adımlar 1992 yılının başlarında Milli Eğitim Bakanlığımızdan bir heyetin Kazakistan'ı ziyareti ve ön protokollerin imzalanmasıyla başlamış ve hemen akabinde Ekim ayında yüksek öğrenimde Türkistan'da devlet destekli Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi ve lise düzeyinde yine aynı topraklarda işadamları tarafından açılan ilk kolej olan Türkistan Kazak-Türk Lisesi eğitim ve öğretime başlamıştır. Yukarıda da belirtidiği üzere ilki 1992 yılında Ahmet Yesevi'nin yaşadığı topraklarda açılan Kazak-Türk Liseleri'nin sayısı günümüzde 30 kadardır.Her eyalette bir kaç tane olan okullar ülkenin en itibarlı eğitim kurumları olarak Kazak eğitimine katkılarını sürdürmekte.Okullardan 4 tanesi Almatı'da.Okulların tüm resmi organizasyonları KATEV (Kazak-Türk Eğitim Derneği) bünyesinde gerçekleştiriliyor.Kazak yetkililerin her seferinde “okullarımız”diye söz ettikleri bu kurumlar her iki ülkenin de yüz akı olmaya devam etmekteler. İlk kurulduğu yıllardan itibaren hem ülke içi cumhuriyet olimpiyatlarında hem de uluslararası bilim olimpiyatlarında başarıdan başarıya koşmuş, ülke dışında kardeş Kazak halkının bayrağını göndere çekerek onurlandıran öğrenciler ve onları yetiştiren Anadolu'nun fedakar öğretmeleri başarılara doymak bilmiyor.Bir dönem yapılan uluslararası olimpiyatlarda ilk üç sırayı hem ülkemizden hem de kardeş ülkelerden katılan okulların öğrencilerinin aldığını duymuştuk.Hiç de yadırgamamıştık.

Ayrıca 1996 yılında yine KATEV''e bağlı Almatı'da yüksek öğretime başlayan Süleyman Demirel Üniversite de Türkistan'da bulunan Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi ile birlikte ülkemizin yüzünü ağartmaya devam ediyor.Devlet Başkanı Nazarbayev'in ilk açılışını yaptığı ve desteğini bugüne kadar esirgemediği üniversite, şimdilerde büyük ve tatlı bir telaş içerisinde. Nazarbayev'in doğduğu Kasgelen şehrinde 140 dönümlük bir alan üzerinde inşaatı devam eden,ülkenin en modern kampüsünü bitirme çabaları var.Ülkede Astana Arena Stadyumun'dan sonra 150 milyon dolarlık maliyetiyle Türk işadamlarının gerçekleştireceği en önemli ikinci proje olacak gibi..

Kısaca Türkiye ile Kazakistan ilişkilerinin gelişmesinde en önemli katkıya sahip bu okullar, verdiği eğitim ve anlayışla gelecekte her iki ülkenin insanına maddi olarak karşılıklı iyi ilişkilerden öte herşeyini paylaşan bir aile olmayı vaad ediyor..

Biz büyük bir aileyiz 100 milyon nüfusumuz var...

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 4034 defa okunmuştur
....
esiki
shimdiki imaknlari iyi kullanarak bu baglari pekishtirmelitiz
25 Haziran 2010 Cuma 11:39
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Teşekkürler
Mehmet
Bu iletişim körüsünde emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.
09 Haziran 2010 Çarşamba 14:13
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Önemli zamanlamalar
sadi
İKÖ'nün başkanlıklarının sırasıyla devralınması,Avrupa Şampiyonası Aynı grupta buluşulması ne güzel tevafuklar değil mi?
25 Mayıs 2010 Salı 02:22
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
...
Ahmet m.
Bugün cumhurbaşkanımız sayın gül Kazakistan a gitti.Bizleri sevindirecek neticelerle döneceğine inanıyoruz.Kardeş iki ülke arsındaki ilişkiler daha da pekişecektir.İki ülke bölgelerinde öne çıkmakla birlikte İslam dünyasının da iki önemli gücü..2011 yılında Türkiye'den sonra İKÖ'nün başkanlığını devralması bunun göstergesi..Dualarımızla..
24 Mayıs 2010 Pazartesi 23:29
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
EVET BİZ BÜYÜK BİR AİLEYİZ
Salih Sandal
Sayın yazarın yazdığı gibi biz gerçekten çok büyük bir aileyiz. Devlet büyükleri bu ailenin birarada bulunması ve aramıza fesat girmemesi için gayretlerini esirgememelidir. Yazara yeni ve farklı konulardaki makalelerinde başarılar dilerim. Çok faydalı bilgiler veriyor. Teşekkür ederim.
24 Mayıs 2010 Pazartesi 16:00
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri