Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ulvi SEVECEN

GÜNEY KIRGIZİSTAN OLAYLARI ve ASIL NEDENLER (2)

29.06.2010 10:46

 

Olayları Körükleyen Sebepler Sovyet Rejiminden Kalma

Sosyalist rejimin dağılmasından sonra 1991 yılında bağımsızlıklarını kazanan Türk Cumhuriyet'leri, bir yandan özgürlüklerine sevinirken diğer yandan çoğunluğu kendi coğrafyalarında, geçmiş dönem politikalarının kendilerine miras olarak bıraktığı bir çok sıkıntıları da beraberinde hissettiler:

               Sosyalist rejimin geçmişte bilerek uyguladığı “su'i milliyetçilik” politikalarından henüz sıyrılamama.

İç içe oluşturulan sınırların neden olduğu sınır çatışmaları.

 Sınırlar çizimi sonrası oluşturulan karmaşık etnik nüfus.

Ekonomik olarak karşılıklı sahip olunan enerji paylaşımında (su,gaz ve elektrik) tek taraflı tutumlar.Bu değerleri ilişkilerinde koz olarak kullanma.

Yukarıda sıralamaya çalıştığımız sorunlar, uzun yıllar sık sık karşılıklı anlaşmazlıklara sebep olmuş, Kırgızlar Özbeklerle,Özbekler Taciklerle, Kazaklar Kırgızlarla sürekli gerilim halinde yaşayarak günümüze kadar gelmişlerdir.Şimdilerde hem kendi iç bünyelerinde, hem de birbirleriyle ilişkilerinde istikrarsızlık yaşamaktalar.Buna sebep olan en önemli faktör,sosyalist rejimin icadı olan özellikle Stalin döneminde uygulamaya konulan “sun'i milliyetçilik” veya etnik kimlikleri siyasallaştırıp, her biri ayrı ayrı sınırları çizilmiş“sun'i milletler” politikaların uygulanması olmuştur.Asırlarca “Türkistan” coğrafyası adıyla birlik beraberlik içerisinde yaşayan, kurdukları devletler ile dış tehlikelere karşı tek vücut olan kardeş boyların,1990'lı yıllara kadar süren 70 yıllık süre içerisinde bu politikaların tesiriyle malesef Ruslara karşı olmayı değil de, birbirlerine karşı olmayı veya birbirlerini ötekileştirmeyi başardığını görmekteyiz..Bu durum eskiye nazaran çok olmasa da halklar arasında hala yaşanmaktadır.

Kırgızistan örneğinde bu nasıl yaşanmıştır?

Kurulan yeni devletle beraber,kamu kurumlarının memur ve kalifiye elaman ihtiyacını karşılamak için taşradan eğitimsiz ve işin ehli olmayan Kırgız vatandaşarı tarafından doldurulmuş olması ve ötekilere (Özbek, Ahıskalı Türkler,Ruslar vb) kapıların kapatılması,Güney Kırgızistan'da kamusal alanda ve bürokraside Kırgızların ağırlığı “Kırgızistan Kırgızlarındır” şeklinde endişe verici bir milliyetçiliğe dönüşmüş diğer etnik guruplar yıllarca tedirgin,gergin bir hayat sürmüşlerdir.Bu dışlanmışlık onları ticaret yapmaya zorlayınca bölgede ekonomik olarak Kırgızlardan daha üstün hale gelmelerine zemin hazırlamıştır.

Diğer yandan Orta Asya’da yaşanan sınır sorunları ayrı bir problem olarak önümüze çıkmaktadır.Bu problemin mimarı yine eski Sosyalist rejim olmuştur.Bölgeyi daha kolay kontrol altına almak ve olası bir birleşmenin önüne geçmek niyetiyle oluşturulmuştur.Dağılmanın ardından hiçbir değişikliğe gidilmediği için günümüzde de hala etkisi devam etmektedir. Sınırların rastgele çizilmesi ve etnik kargaşanın yaşanması bölge ülkeleri arasında sorunları sürekli gündemde tutmaktadır. Kırgızistan'ın güney bölgesinde Fergana Vadisi nedeniyle bağımsızlıktan beri komşularıyla yaşadığı sorunlar bu duruma örnek teşkil etmektedir.Fergana Vadisi, Kırgız-Özbek çatışmasının en önemli sebeplerinden birisi.Fergana Vadisi'nde Kırgızistan'ın Oş, Calal-Abad, Batkent şehirleri, Özbekistan'ın ise Namongon, Andijan, Fergana şehirleri var.Ayrıca bir diğer toprak parçası da Tacikistan'ın Sug bölgesidir.Nüfus çoğunluğunun Özbek olmasına rağmen Güney Kırgızların sanayi bölgesinin olmaması gerekçesiyle 1924 yılında Oş, Calal-Abad şehirleri ve Özgen kasabası Kırgızistan'a dâhil edilmiş.. Zamanla Kırgız köylerinden Özbek şehirlerine göçler başlayınca da göç eden Kırgızlar bu bölgelere yerleşmişler. 1990 yılında Oş şehir yöneticilerinin Kırgız göçmenlere ev inşaatı amaçlı arsa dağıtımı şeklinde karar almaları «Oş olayları» olarak tarihe geçen etnik çatışmaların çıkmasına neden olmuştur.

              1999 yılının sonlarına doğru ise Batken şehrinde yaşanan olaylar ( Kerimov'a muhalif silahlı gurupların Tacikistan'dan Özbekistan'a geçerken bu şahirde fark edilmeleri ve sıcak çatışmaların çıkması) nedeniyle Özbekistan'ın Bişkek'ten izin sormadan sınırlara mayın döşemesi ve sınırı ihlal ederek silahlı müdahalede bulunması Bişkek tarafından siyasi bir tecavüz olarak değerlendirilmiş ama Taşkent tatmin edici cevaplar verememişti.Buna ek olarak da çeşitli sebepler öne sürerek sonraki yıllarda (Eylül 2000 ile 2001 Mayısına kadar) Batken sınırında denetim noktalarını arttırarak Kırgız geçişlerini kapatınca, Kırgızistan'dan aynı uygulamayla karşı karşıya gelmiştir. Yaşanan bu gerilimler ekonomik gelişime engel olmakla birlikte,insanların hayatını olumsuz yönde etkilemiştir.Son olarak 12-13 Mayıs 2005'te Özbekistan'ın Andijan şehrinde meydana gelen olaylardan dolayı mülecilerin Kırgızistan'a geçmesi iki kardeş ülkelerin ilişkilerinin tekrar gerilmesine neden olmuştur.Toplamda 1400 km ortak sınırları olan bu iki kardeş devlet,sınırın sadece 40 km'lik kısmında anlaşma sağlanmış görünüyor.

Kırgızistan ve Özbekistan arasındaki anlaşmazlık nedenlerinden biri de su sorunudur. Kırgızistan sınırlarında olan Narın, Karaderya, Sırderya ve Fergana Vadisi'ndeki Akbura nehirleri Özbekistan topraklarına akmaktadır.Bu nedenle iki ülke arasında zaman zaman suyun paylaşımı konusunda sorunlar yaşanmaktadır.Kırgızistan doğalgaz ihtiyacını Özbekistan’dan karşılamakta ve karşılığında ülkeye su ve elektrik sağlamaktadır. Özbekistan doğalgaz boru hatlarındaki arızalar ve Bişkek’in gaz borcunu ödememesi gerekçesi ile doğalgazı zaman zaman kesmektedir. Kırgızistan da buna karşılık ülke içinde elektrik kullanımının arttığını ileri sürerek Özbekistan’a yeterince elektrik ve su veremeyeceğini söylemektedir.Kısaca iki ülke birbirlerine bağımlı ve benzer sıkıntılar yaşamaktalar.Bu sıkıntıların sona ermesi işbirliğinin gerekliliğini ortaya koymakta.Bu başarıldığı takdirde halledilmiş bir çok sorunla birlikte bölge ekonomik olarak büyük bir atak içerisinde olacaktır.Kalkınmanın sağlanması için her bir ülke sahip oldukları değerleri bir birine için koz olarak kullanma değil, aksine adil bir paylaşım şeklinde kullanmalıdırlar.

Bölgede iki ülke arasında göze çarpan mevcut istikrarsızlık,herşeyden önce burada yaşanyan insanları olumsuz etkilemektedir.Bugüne kadar ülkeyi yöneten siyasiler arasında meydana gelen anlaşmazlıklara rağmen, yaşanan küçük çaplı olaylar haricinde halklar arasında bu coğrafyada ciddi bir hadise olmamıştır.Bunu, fakir olmasına rağmen gerek dini gerekse milli değerlere bağlılıkla açıklayabiliriz.Bu bölge insanı inancıyla yoğrulmuş milli geleneklerini en güzel şekliyle hayatın her alanında yaşamaktalar.Dolayısıyla yaşanan olaylar, Kırgız ve Özbek halklarının arasında etnik bir çatışma olmayıp, sosyo-ekonomik dengesizlik ve siyasi istikrarsızlığın belli güçler tarafından provake edilmesidir.Sun'i milliyetçilik duygusunun yerini alacak en güzel kelime olan “kardeşlik” duygusunu bütün yüreklerde yeşertilmesiyle birlikte (ki bu eğitimle alakalıdır) akılcı yönetim ve kararlı çözüm politikalarıyla zaman içerisinde bir bir halledileceğine inanıyoruz.

Aksi takdirde provatif olayların önü alınamayacak, huzur ve emniyetin yerine kargaşa ve anarşi hakim olacaktır.Çünkü zemin bunları gerçekleştirmek için çok elverişli.



 

 

 


 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 12434 defa okunmuştur
....
hamit
SSCB'nin yıkılmasının nedenlerinde en önemlisi adaletsizlik olmmuştur.Adalet sadece yöneticiler arasında gelirlerin paylaşımıda olmuştur.Halka hiç bir özgürlük verilmemiştir.Ekonomi de dahil..Kardeşelrimiz bu adaletsizliğin en çok yaşatıldığı kesimler olmuştur..Ayrıca ahlaki değerlerin olmayışı da yıkımın sebeplerinden..Hırsızlığın her türlü ahlaksızca davranışların normal olduğu bir toplumda yıkım çok kolay olur.Hırsızlık hem yöneticiler arasında hem de halk arasında yayagın olduğundan kaynaklar rahatça tüketilmiş.Sistemin adı Sosyalist idi ama içeriğinin kağpitaistlikten farkı olmamaıştır.Şimdilerde herkes daha huzurlu bence.Yaşanan olaylara gelince hepsi metinde ifade edilidği gibi politik..Fitne ve kargaşa..Ama düzelecek inş.
30 Haziran 2010 Çarşamba 13:22
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Bilgileriniz sadece teorik.
ulvi
Sevgili Selçuk yazdığınız şeylerin hepsi kulaktan duyma veya taraflı kitapların propagandaya dayalı abartılmış bilgiler..Adelet veya sosyal güvenlilik sadece kendi ırklarına verilmiş..Hem sadece dünyayla alakalı bir düzen müslümanların kabul edemeyecekleri bir tarzdı.Oradaki insanlar ruhi ve kalbi hayatlarına vurulan prangalara dayanmaya çalışmışlar.Şu an eski rejimi yaşamaış insanlar şimdilerde daha zengin daha özgürler.Kzkstan misali..Orada şimdilerde farklı bir düzen kurma garetinde olanlar yok.Seniin dediğin o okullar sadece insanlıklarını veya müslümanlıklarını hatırlaTMA ve müspet insan olmaları yönünde..huzurun sağlanması için müsbet ve ahlaklı insan olmak yeterli.Dni vb takıntılar kulaktan duyma şeyler..hEM DİNİ ÖĞRETMEDE NE MAHZUR VARKİ.Ahlaklı insan yetiştirme amacı olan dinin ne mahzuru olur ki.Lütfen kulaktan duyma şeylerle iddalar ortay atma.10 yılım oralarda geçti.Ben sana uygun ortamda anlatmaya çalışırım..slm
30 Haziran 2010 Çarşamba 13:15
Beğendim (0)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
selçuk
selçuk
ulviciğim keşke bugünün ordaki halkları veya biz rusayanın sosyalist rejim döneminde insanlara sağladığı adaleti ve sosyal yaşamı yaşatabilsek..o insanlar o dönemde sosyal güvenceli ve adaletli bir hayatın tadına vardılar..elbette şimdi kapitalist dine dayalı din sömürülü bir rejime alışamayacaklar ve elbetteki sık sık bu tür olaylar olacaktır..insanların elinden geleceğini elinden alıp karşılığında bilinmeyen bir hayatı tavsiye ederseniz böyle olur..gülen okulları da bunların zenginlerinin ellerinden hayatlarını alarak karşılığında bilmedikleri bir hayat sunmaya çalıştılar..sadece emek harcayarak adaletli ce sosyal güvebceli gelecek kaygısı duymadan yaşanan bir sosyalist rejimden sonra kapitalizm ve gülen okulları biraz fazla geldi...yoksa sosyalist rejimin bunlara bir zararı yoktu ve o insanların büyük bir çoğunluğu hala o rejimi özlüyor ve istiyor..ben de dahil...saygılarımla..
30 Haziran 2010 Çarşamba 01:00
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri