Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ünal SADE

CIA YÖNTEMİYLE TÜRKİYENİN GELECEĞİ TAHMİN EDİN

26.05.2010 09:16

CIA YÖNTEMİYLE TÜRKİYENİN GELECEĞİ TAHMİN EDİN

 

“Cumhurbaşkanı kim olacak? Başbakan kim olacak? Yeni kabine nasıl Kurulacak? Bizim halimiz ne olacak? Bu konuları merak ediyorsanız, aşağıdaki yazıyı okuyunuz... Sizlere geleceği en isabetli şekilde tahmin edebilme metodunu öğretiyoruz...”

 

Bu sözlerin ve aşağıdaki yazının sahibi Güngör Uras

 

(Güngör Uras 1980 yılından bu yana Prof.Dr. T.Güngör Uras, Güngör Uras, Tevfik Güngör ve Ali Rıza Kardüz imzaları ile Milliyet, Dünya, Sabah, Yeni Yüzyıl, Güneş ve Rapor gazetelerinde 10 bine yakın makale kaleme almıştır. )

 

Mayıs 2010’da bir aya ve “akla hayale” sığmayacak gelişmeler yaşıyor ve önümüzdeki günlerde ve ilk seçimlerde neler olacağını tartışıyoruz. Baykal’ın gittiğine hala inanamazken, kulağından başka hiçbir şeyi benzemediği halde ısrarla “Gandhi” benzetmesi yapılan “Kemal Kılıçdaroğlu” nun Başbakanlığı ihtimalini tartışıyoruz.

 

AK Parti’yi hayallerinde iktidardan uzaklaştıranlar koalisyon hesapları yapıyorlar. Hurşit Güneş gibi ayağı yere basan uzman vasıflı kişiler bile “ekipte” yer aldıkları için Başbakan’ın TOBB üyelerinin 1’er kişiyi işe alma önerisini hayali ve anlamsız olarak değerlendirirken Kemal Kılıçdaroğlu’nun kaynağı meçhul “Her Ailenin Sigortası Olacak” , “Mezun Olanın İşi Hazır Olacak” vaatlerini gerçekçi görebiliyor.

 

Duygusal yorumlar yapanlar adeta bir “akıl tutulması” yaşatmaya çalışıyor.

 

Demirel’in tabiriyle Türkiye’de siyasal hesaplar yapmak ve kurgulamak için bir gün bile önemlidir.

 

Kimse erken heveslenmesin. Mantık kurguları ile “toplum mühendisliği” hesapları yapmasın. Zoraki/şaibeli bir istifanın arkasından üç eski tüfek kongreye geldi diye sol birleşiyor görüntüsünden “aşırı ümide” kapılmasın.

 

Güngör Uras’ın aşağıdaki 27 Nisan 1993 de Dünya Gazetesi için kaleme aldığı yazısını okusun.

 

Unutmayalım…

 

Burası Türkiye…

 

İşte Güngör Uras’ın yazısı…

 

CIA metodu ile Türkiye'de olup bitecekler nasıl tahmin edilir?

 

“Türk ordusunun Kıbrıs’a müdahalesi nedeniyle ABD Kongresi ambargo kararı aldı. Türkiye'nin Kıbrıs politikasını anlatmak ve ambargonun kaldırılmasını sağlamak için TÜSİAD tarafından Washington ve New York'a iki gezi düzenlendi.

 

Birinci gezi 7-17 Eylül 1975 tarihlerinde, ikinci gezi 24 Nisan-2 Mayıs 1977 tarihlerinde yapıldı. Bu gezilere ben de katıldım.

 

İkinci gezi öncesi, Türk işadamlarının temas edecekleri kongre üyeleri ile ilgili düzenlemeyi yapmak için heyetten önce Washington'a gittim.

 

(Bu arada bir hatırlatma yapayım. Feyyaz Berker başkanlığındaki heyette 12 TÜSİAD üyesi vardı. Heyet üyeleri, Washington'da 65 kongre üyesi ile temas etti. Başkan Yardımcısı Mondale, Güvenlik Kurulu Başkanı Brezinski, Kıbrıs sorunu ile ilgilenen Clark Clifford ve N.Nimetz, Pentagon'dan General R.Bauman ve Dışişleri Bakanlığı üst düzey sorumlularıyla konuşuldu.

 

***

 

Washington'da Altemur Kılıç ile buluştum. Altemur Kılıç’ın çok geniş bir çevresi vardı. Dışişleri Bakanlığı’na gittik. Türkiye Masası sorumlusu (daha sonra İzmir’e konsolos olarak gelen) Elaine Smith isimli bir hanımdı. Elaine Smith bir süre Ankara'da, ABD büyükelçiliğinde bulunmuş, çok kişiyi tanımış, Bülent Ecevit'in dostluğunu kazanmış sempatik bir hariciyeci idi.

 

O yıllar Brezinski çok önemli bir kişi olduğundan, arayışımız, Breziski'den heyet için randevu alabilmekti.

 

Elaine Smith konuşma sırasında bana döndü:

 

"-Güngör" dedi, "Brazinski'nin yardımcısı seni çok iyi tanıyor... Neden sen doğrudan gidip onun yardımını istemiyorsunuz. Biraz önce konuşuyorduk. Senin ismini duyunca, tanıdığını, görmek istediğini söyledi..."

 

Ben şaşırdım... Söylenilen ismi hiç hatırlamıyordum... Beni nasıl tanıyabilirdi... Herhalde bir yanlışlık vardı...

 

Elaine Smith telefonu çevirdi... O söylediği kişiyi buldu.

 

"- Güngör benim yanımda... Sana ne zaman gelsin?"diye sordu... Brezinski'nin yardımcısı bizi biliyormuş!...

 

***

 

Elaine Smith ayrılırken beni daha fazla merakta bırakmamak için ufak bir açıklama yaptı:

"- Brezinski'nin yardımcısı bir süre Ankara'da "humpy-dampy business" de idi. (CIA görevlileri ile alay etmek için kullanılan bir deyim) Ankara'da çok tanıdığı vardır...

 

***

 

Altemur Kılıç ile birlikte bir taksiye bindik. Beyaz Saray’ın yanındaki dev Executive Office binasına gittik. Brezinski'nin çalışma odası bu binada imiş... İsmimiz verildiğinden, sıkı güvenlik kademelerini kolayca geçtik. Binanın muhteşem mermer merdivenlerinin başında sakallı bir dev adam:

 

"- Güngör... Hoş geldin..." diye Türkçe hitap ederek elimi sıktı...

 

Allah, Allah... Ben bu kişiyi hiç mi hiç tanımıyorum... O beni nasıl tanıyor?

 

***

 

Brezinski'nin yardımcısı beni şaşırtmaya devam ediyor:

 

"- Planlamadaki arkadaşlar ne yapıyor? Hikmet Çetin hâlâ Planlama'da mı? Sahi... Senin karın da Planlama'da Hikmet ile ayni odada otururdu değil mi? Karın da mı Planlama'dan ayrılıp İstanbul’a geldi?.."   

                                   

Ne ise... Brezinski'nin yardımcısı "çıldırtmadan..." durumu açıklığa kavuşturdu...

 

"- Sen beni hatırlamadın.,. Ben Ankara'da AID'de (Amerikan Yârdim Teşkilatı) çalışıyordum. Görevim DPT ile ilgili bilgileri toplamaktı. Onun için sık sık Planlama'ya gelirdim... Kaç kere seninle de görüştük..."

 

CIA Türkiye'nin Geleceği Hakkında Nasıl Tahminde Bulunur?

 

İste böylece Brezinski'nin yardımcısının kim olduğunu anlayabildim... Bir süre sonra sohbet derinleşti... Brezinski'nin yardımcısı bana Türkiye ile ilgili hatıralarını anlattı...

 

Bunlardan birini hiç unutamam...

 

Bunu bugün size mutlaka aktarmak durumundayım... Bu uzun girişi onun için yaptım...

 

Bakınız, CIA Türkiye'de olacakları nasıl tahmin eder, Türkiye'nin geleceği hakkında tahminlerini nasıl oluşturmuş?

 

Brezinski'nin yardımcısı bana şunları söyledi:

 

"- Bizim meslekte, bir ülkede olup biteni izlemek yeterli değildir. Ülkenin geleceği hakkında da tahminleri ve de isabetli tahminleri yapmak gerekir...

 

Türkiye'nin geleceği hakkında tahminde bulunmak çok çok güçtür.

 

Ben Türkiye'nin geleceği hakkında tahmin yaparken, elime bir kâğıt alırdım...

Kâğıdı yukarıdan aşağıya tam orta yerinden bir çizgi ile ikiye bölerdim. Çizginin sağ tarafına, yukarıdan aşağıya:

 

-  Normal koşullarda Türkiye'de kısa, orta ve uzun zamanla neler olması gerektiğini, normal olarak neler olabileceğini sıralardım...

 

- Sonra, çizginin öbür bölümüne geçerdim... Çizginin sağına sıraladığım, normal olasılıkların tam tersini, mantıken olamayacağı sanılanları, yukarıdan aşağıya yazardım...

 

- Sağ taraftakileri, normal koşullarda olması gerekenleri çizer, soldaki, olmayacağı sanılanları daktilo ile rapor haline getirir ve merkeze bildirirdim.

Bu sayede ben Türkiye uzmanı oldum.

 

Kimsenin tahmin edemeyeceği gelişmeleri önceden bilme becerim yüzünden takdir edildim. Yükseldim..."

 

Değerli dostlar tahminlerde bulunurken Güngör Uras'ın bu yazısını hiç unutmamanızı tavsiye ederim.

 

unalsade@mynet.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 32446 defa okunmuştur
türkiyenin geleceği
muntari
Güngör Urasın yazısında belirtilen kağıdı ikiye ayırıp sol tarafa öngörüleri yazmak bizim arkadaşlar arasında her zaman yapmış olduğumuz bir tartışma şeklidir.Yeni şafaktan İbrahim Karagül her zaman bu tür yazılar yazar.Ünal hocamın Hac için öngörüsü varsa Türkiyenin geleceği içinde öngörüsü vardır.bekleyeli ve görelim derim
27 Mayıs 2010 Perşembe 19:22
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
hayırlısı olsun
erdal demiralay
ne diyelim her hesabın üstünde bir hesap var.bizim safımız net olsunda, üzerimize düşeni de yapalım. Toplum mühendisleri projeler üretmeye devam etsinler bakalım.
26 Mayıs 2010 Çarşamba 11:23
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Kendimiz Hakkında Neler Diyebilir?
Metin
Unal bey... Yazınızı okudum... Benzer bır kagıdı alıp ortadan ıkıye dıkıne cızdıgımızde acaba kendımız hakkında neler dıyebılırızı dusundum... one cıkma, kendını gosterme gayretı, samımıyet problemı, sırın gorunme ve sırın gosterme gayretlerı, bır yarıstır gıdıyoruz. Benzer seylerı sız de sıralayabılırsınız bır de bu gozlukle bakarsak acaba neler ongorulebılır dıye dusunuyorum. Saygılarımla
26 Mayıs 2010 Çarşamba 10:34
Beğendim (0)Beğenmedim (2)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri