Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ünal SADE

Deliliği Seçmemem Deliliktir…

05.03.2010 00:27

Deliliği Seçmemem Deliliktir…

 

 

KRAL- (Düşünce içinde) Evet, benim için yapılabilecek en iyi şey bu galiba. Delilik, dediğin gibi, bana Kraliçe ve halkla beraber rahat bir hayat veriyor.  Peki akıl ne veriyor bana!

 

VEZİR- Hiç! Sizi halktan uzaklaştırıyor ve halk nazarında deli gösteriyor.

 

KRAL- Öyleyse deliliği seçmemem deliliktir.

 

VEZİR- Ben de bunu söylüyordum.

 

KRAL- Bilakis deliliği seçmek en akıllıca iş!

 

VEZİR- Şüphesiz.

 

KRAL- Öyleyse, akıllılıkla delilik arasındaki fark ne?

 

VEZİR- (Hayrete düşer) Bekle biraz, (Bir an düşünür) Bu farkı açıklayamam.

 

KRAL- (Aceleyle) Şu nehrin suyundan bir bardak da bana getir. Haydi!

 

 

Son günlerde yaşadığımız akıl almaz gelişmeler Arap Edebiyatı ile Çağdaş Dünya Edebiyatı arasında köprü görevi üstlenmiş önemli bir yazar olan Mısır’lı Tevfik El-Hakim’in (1898-1987) “Deliler Irmağı” eserini tekrar hatırlamama vesile oldu.

 

 

Mısırlı büyük yazar Tevfik el Hâkim’in ‘Deliler Irmağı’ isimli bir eseri var. Tiyatro halinin son kısmını verdiğim eseri sizlere kısaca özetlemek istiyorum.

 

 

Krallıkla yönetilen bir hayali ülke vardır.

 

Müneccimbaşı bir gün rüya görür ve gördüğü rüyayı şöyle tabir eder: Yağmurlar yağacak ve bu yağmur sularının bulaştığı sulardan içen herkes delirecektir.

 

Ülkenin Kralı bunun üzerine sarayın sarnıçlarını temiz, insanların akıllılığını sürdürebilmelerine yetecek kadar su depo ettirir. Vakit gelir, yağmurlar yağar; bütün dereler, ırmaklar insanları delirten bu suyla dolar. Halk bir süre depoladığı suyla idare eder. Bir süre de susuz yaşamaya çalışır. Fakat susuzluk öyle bir noktaya gelir ki, delilik suyundan herkes içmek zorunda kalır.

 

Bütün halk delirmiştir.

 

Saray ise daha uzun bir süre akıllı kalmayı sürdürebilir: Fakat bu kez de halk saraydakileri ‘deli’ olarak adlandırmıştır. Sarayın sarnıçlarındaki su da giderek azalır, gün gelir tükenir. Kralın komutanları, vezirleri başta olmak üzere bütün yakınları, akraba ve taallukatı delirtici sudan içer.

 

Sarayda sadece Kral akıllı olarak kalmıştır.

 

Sonuç girişteki tiyatro metninde geçen diyalog yaşanır.

 

Deliler arasındaki tek akıllı olarak kalan Kral ülkenin tek akıllısı olmasına rağmen herkes tarafından deli görülmeye dayanamaz: “deliliği seçmek en akıllıca iş!” diyerek yağmur karışmış sudan içer.

 

Yıllarca ülkemizde sağduyulu insanlar kralın yaşadıklarının benzerini yaşamaya mahkûm edildiler.

 

İnançlarıyla alay edildi seslerini çıkaramadılar,

 

Her türlü değerleri aşağılandı, “öz yurdunda garip ve parya” oldular. Yutkundular,

 

Yıllarca demokrasisiz cumhuriyetle yönetildiler,

 

Tam demokrasi geldi derken darbelerle “iktidardan uzaklaştırıldılar”,

 

Seçtikleri Başbakan ve Bakanlar sudan sebeplerle asıldı,

 

İktidara gelmeleri de, Cumhurbaşkanı seçmeleri de,

 

Ellerinden alınmaya çalışıldı.

 

28 Şubat, 27 Nisan, Sarıkız, Ayışığı, Eldiven yetmedi “Balyoz” sürekli tepemizdeydi…

 

Anayasa’da, yasalarda yazmayan “kamusal alan” gibi kavramlarla kendisi olmaz ise “ruhuna aykırı” söylemleriyle evrensel hukukun insanlığa sunduğu tüm nimetler elimizden alındı.

 

Cuntacılar tarafından yapılan anayasa gereğince “yargıya kapalı” YAŞ kararlarıyla ordudan atılanlarda, kararlara anlamsız “şerh” ler koyanlarda, orduevlerinde çocuklarının düğününe alınmayan anne-babalarda, eşiyle orduevlerine ve askeri hastanelere gidemeyen devlet büyükleri de seslerini çıkaramadılar.

Kıyafetleri sebebiyle üniversitelere alınmayanlar da, katsayı oyunları ile eğitimde “zenci” ilan edilenler de “Tekel işçileri” kadar seslerini çıkaramadılar ve kimse tekel çadırlarına verilen destek kadar onlara destek vermedi.

 

Hepimiz “Deliler Ülkesindeki” akıllı kral gibi davrandık. “İnanmadığımız” halde teslim olduk.

 

Ama artık yolun sonuna geldik.

 

Sağduyu yu güçleriyle bastıranlara, Az lıklarına rağmen güçleriyle Çok ları baskılayanlaradur deme zamanı geldi.

 

Bugünlerde yaşadıklarımız bu sancının habercisi…

 

“Deliler Irmağı” nı temiz kaynak suyuyla doldurmak için durmadan çalışmaya devam…

 

unalsade@mynet.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 9914 defa okunmuştur
SU
salim yılmaz
Artık uyanıyoruz.Dünyaya açıldık.Bir de baktık ki bize öğretilenler bir masalmış.Masal bitti.
09 Mart 2010 Salı 20:59
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Doldur bir bardak
Ahmet TÜRKAN
Merhaba Ünal Bey, galiba bizde sudan içtik. Rahatladık. Arık sesimiz çıkmaya başladı. Yaşasın delilik mi demeliyiz bilemiyorum.
08 Mart 2010 Pazartesi 11:06
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Asıl Sorun: Deli suyuna hasretmiş gibi sarılanlarımız...
Mustafa Özcan
Abi, gönlüne, dimağına ve eline sağlık. Bizi deli suyunu içmeye zorlayanların insanlığın yaratılışından bu tarafa devem eden gelen mücadelenin bir parçası olarak görmek ve anlamlandırmak ve buna göre konuşlanmak mümkün belki. Ancak asıl sorun bu suya hasret olduğu anlaşılan, sanki yağmur yağması, yada bir şekilde suyun bulanması için dua ediyormuşçasına bekleyen bizimkiler! Serbest piyasa sonrası vardığımız ticaret anlayışımız, 28 şubat sonrası edindiğimiz tesettür kültürümüz... vs vs. Sanki dada yakınımızda duran sorunlar gibi. Selam ve saygılarımla...
08 Mart 2010 Pazartesi 09:23
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Harika bir örnekleme
Ş.ALPTEKİN
Gerçektende bundan güzel anlatılamazdı. Kaleminize sağlık. Bazen deli mi biziz? Acaba akıllı onlar mı? Yada tam tersi mi? gibi karmaşaya düşsekte yazılarınızı okumak kafamızı toplamamıza yardım ediyor. Teşekkürler.
08 Mart 2010 Pazartesi 08:53
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
suyu temizlemeye devam
sefer kutlu
o sudan içmeyen son insan olsakta suyu içmemeye ve suyu temizlemeye devam. selam ve dualarımla
06 Mart 2010 Cumartesi 11:47
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri