Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ünal SADE

E-Muhtıralar Orada Durdukça Vesayet Devam Ediyor Demektir...

07 Mart 2011 Pazartesi

E-Muhtıralar Orada Durdukça Vesayet Devam Ediyor Demektir...

 

Bildiğiniz gibi Türk Silahlı Kuvvetlerinin resmi web sitesi www.tsk.trdir.

Bütün kamu kuruluşlarının web adresleri gov.tr uzantılı iken TSK’nın web sitesinin neden gov.tr uzantılı olmadığını hiçbir zaman anlayamamışımdır. Belki de Eser Karakaş’ın yorumunda olduğu gibi “TSK kendini ayrı bir yerde konumlandırıyor” olabilir.

Nedir yani çok mu önemli diye sorabilirsiniz. Önemli değil diyeceğim ama hiçbir resmi kurum “Basın Açıklaması”, “Bilgi Notu” adı altında bir açıklama yaptığında da yer yerinden oynamıyor. Tarihe 27 Nisan e-muhtırası olarak geçen sürecin de TSK’nın gov. uzantılı olmayan web sitesinde 27 Nisan 2007’de yapılan bir “Basın Açıklaması” ile başladığını da unutmamak lazım.

Türkiye’nin normalleşmesinden bahsediyoruz. “Erbakan” ın cenazesi vesilesiyle 1000 yıl süreceği TSK’nın resmi ağızlarınca kamuoyuna “şifai bilgi notu” olarak ifade edilen 28 Şubat darbe sürecinin “cenaze ile birlikte defnedildiğinden” ve darbeler döneminin kapandığından söz ediyoruz.

Sonra Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç Kanaltürk’te aşağıda metnini verdiğim sözleriyle 27 Nisan bildirisinin hala TSK’nın web sitesinde yer almasından duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor.

 “(27 Nisan bildirisi) Böyle bir yazıyı belli bir yerde muhafaza etmek bence doğru değil. Sayın Erbakan’ın vefatı dolayısıyla TSK’nın bir taziye mesajı yayınlaması fevkalade doğru, yürekleri yumuşatan, insani bir davranış. 1’inci Ordu Komutanı’nın başkanlığında 8-10 üst rütbeli subayın, bizzat cenazeye kadar gelmeleri, silahlı kuvvetler adına çelenk gönderilmesi yine olumlu davranışlar. Siz bunlara jest diyorsanız evet, böyle jestlere ihtiyaç var. TSK kendine yakışanı yapmıştır. Ama gelinen noktada, 27 Nisan bildirisinin demokrasiye ve cumhurbaşkanlığı seçimine bir müdahale olduğu konusunda kimse ihtilaf etmediğine göre, hâlâ bunun resmi bir sitede yer almasının ve sahiplenilmesinin doğru olmadığına hepimiz inanmalıyız. Bu jestse jest olsun ama jestin ötesinde bir şey bu. Bunun o sitede durmasının hiçbir yararı yok. Bu bir cesaret konusu değil. ‘Ben haklı bir şey yaptım. Sonuna kadar arkasındayım’ demek şeklinde anlaşılırsa bunun da bir faydası yok. Mesela Orgeneral Mustafa Muğlalı kışlasının olayın cereyan ettiği yerde hâlâ büyük bir levha halinde bulunması, halkın tepkisine rağmen muhafaza edilmesinin de doğru olmadığını düşünüyorum.”

Bülent Arınç Eylül 2010 da tek tip askerlik konusu gündemdeyken Hükümetten önce açıklama yapan TSK’ya yine basın aracılığı ile "Keşke bu dile getirilmeseydi. Kendi yaptıkları çalışmayı hükümete sevk etseler, hükümetin de onaylaması halinde Meclis'e sevk edildiği zaman bunun üzerine konuşulsaydı” şeklinde sitem göndermişti.

E-muhtırayı oraya koyanlar gitti peki ya muhtıralar

Aslında burada iki temel sorunun altını çizmemiz lazım:

A-TSK’nın demokratik ülkelerde eşine az rastlanır bir şekilde ne ilgili Bakan’ın ne de Başbakan’ın haberi olmadan “Bilgi Notu” ve “Basın Açıklaması” adı altında kamuoyunun karşısına çıkma ve gündem oluşturma gayreti.

B-Türkiye normalleşirken inat edercesine Sayın Arınç’ın açıklamasına da konu olan 27 Nisan e-muhtırası gibi bildirilerin TSK web sitesinde tutulmaya devam etmesi.

Bu tür metinler arasında e-muhtıra olarak meşhur olan 27 Nisan 2007 tarihli basın açıklaması hepimizce malum. Bunun dışında da “sorunlu” pek çok bilgi notu ve basın açıklaması da TSK web sitesinde yerlerini korumaya devam etmektedir.

İşte bir kaç örnek;

1-24 Ocak 2011 tarihli basın açıklaması:

Bildirinin özü Aralık başında Balyoz davası kapsamında Gölcük Donanma Komutanlığı istihbarat Şubesinin zulasında bulunan çuvallar dolusu belgeden sonra basında çıkan haberlerden rahatsız olan TSK bir basın açıklamasını web sitesine koyuvermesiydi.

Bildirinin her şeyi problem; ancak son paragrafı yenilir yutulur gibi değil:

“Türk Silahlı Kuvvetleri, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve anayasal değerlere bağlı bir kurum olarak, aksi yönde yapılan telkinlere rağmen, yargı sürecini sabır, sukunet ve itidalle izlemekte, bu çerçevede bağımsız ve tarafsız olduğuna inandığı yargının er ya da geç doğruyu ortaya çıkarmasını beklemektedir.”

Burada anahtar kelimeler:

Aksi yönde yapılan telkinlere rağmen,

Yargı sürecini sabır, sukunet ve itidalle izlemekte,

Bildiri yayınlandığında çokça tartışıldı. Çok ayrıntıya girmeye gerek yok ancak bu cümlelerde hem örtülü bir tehdit hem de TSK’nın birilerince “müdahaleye” zorlandığı anlamı çıkaracak vahim bir içerik bulunmaktadır.      

2-17 Aralık 2010 tarihli basın açıklaması:

27 Nisan 2007 tarihli e-muhtıradan sonra yayınlanan siyasi içerikli ilk basın açıklamasıdır. O günlerde tartışmaya açılan “iki dil” konusuna sert bir dille dahil olan TSK dil konusundaki tartışmaların “cumhuriyetimizin temel kuruluş felsefesini” tehdit eder hale geldiğini ve konuyu endişe içinde izlediklerini ve      “cumhuriyeti-demokrasiyi koruma görevi kapsamında” konunun tarafı olduklarını belirtmişlerdir.

Bunlar benim şöyle bir baktığımda görebildiğim problemli TSK açıklamaları. Yani sadece 27 Nisan bildirisi TSK sitesinde neden hala duruyor/oradan kaldırılsın yaklaşımı yeterli değildir.

Normalleşme İçin Atılması Gereken Adımlar

Türkiye’nin emekleye emekleye normalleşen demokrasisini iki çaba ile daha desteklemek ve taçlandırmak gerekmektedir. Ki 1000 yıl daha bu ülkede ne darbe ne askeri vesayet konuşulabilsin.

1-TSK’nın olur olmaz zamanlarda kamuoyuna açıklama yapmalarının resmen önüne geçilmesi ve Başbakanlıktan izin almadan bu yolun kullanılmasının yasaklanması,

 

2-TSK’nın web sitesinde karanlık dönemlerin izlerini taşıyan 27 Nisan e-muhtırası ve yukarıda örneklerini verdiğim tüm bilgi notları ve basın açıklamalarının temizlettirilmesinin,

Sağlanmasıdır. O bildiriler orada durmaya devam ettiği müddetçe demokrasimiz vesayetten kurtulmuş sayılamayacaktır.

unalsade@mynet.com

 

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5284 defa okunmuştur
halkın iradesi
mehmet kızılkum
Askeriyenin hala Türk Demokrasisi üzerinde Demoklesin kılıcı gibi durma arzusununu bitmediği, ilk fırsatta ortaya çıkıp "cumhuriyeti-demokrasiyi koruma görevi"ni üstlenmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Halkın iradesi ve özgürlüğünün kaybedilmemesi için hükümetin halkımızın desteğine her zamankinden daha çok desteğine ihtiyacı var. Çünkü köşeye sıkışmış kedi aslan kesilir.
10 Mart 2011 Perşembe 12:59
Beğendim (2)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri