Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ünal SADE

Sami Selçuk ve Ferman anayasası

11.08.2010 12:35

 

Sami Selçuk ve Ferman anayasası

 

Yargıtay Eski Başkanı Sami Selçuk en etkili olduğu dönemlerde yaptığı demokrasi-özgürlük eksenli konuşmaları ile hep hayran olduğum bir hukukçuydu.

Onun Yargıtay Başkanı olduğu dönemde Adli Yıl Açılış konuşmaları “Devleti esas alan-laikçi-elitist” söylemlerden “bireyci-demokrat ve özgürlükçü” bir içeriğe dönüştü.

Üstelik bu konuşmaları yapan kişi Yargıtay Başkanı ve dinleyicileri ise Cumhurbaşkanı-Başbakan-Yüksek Yargının başkan ve üyeleri… Olunca ayrı bir önem ve değer kazanıyordu.

Sami Selçuk o günlerde ve sonrasında hep gözümde büyüttüğüm ve değer verdiğim bir hukukçu oldu. Abant platformunda, Star gazetesindeki köşesinde ve tv programlarında “ciddi-tutarlı” bir söylemle “demokrat” yorumlarını izlemeye devam ettik.

6 Temmuz 2010 tarihinde Star gazetesinde yayınlanan “insan bu sürekli çelişir” konulu son yazısı ile okurlarına veda etmiş.

Yazısının pragraf başı harflerini birleştirdiğiniz zaman “Bu son yazım hoşça kalın sevgili dostlar” cümlesi ortaya çıkıyor. Hocanın yaptığı bu “akrostiş” i sadece Yaşar Kemal fark etmiş ve arayarak tebrik etmiş.

Sami Bey Star gazetesindeki havadan hoşlanmamış ve o sebeple ayrılmış. Tabiî ki kendisi bilir, saygı duymak lazım.

Ama sonrasında söylediklerini anlamam asla mümkün olmadı/olmayacak.

Hoca yıllardır söylediklerini adeta bir kenara bırakmış ve Anayasa değişikliğine ilişkin pakete “Hayır” oyu vereceğini açıklamış.

“Vatan” gazetesine verdiği röportaj da “YAŞ kararlarına karşı yasa yolu açıldı. Doğru! Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun kararlarına karşı yasa yolu açıldı. Doğru!. Bunların hepsi doğru. Bunlara kimse itiraz edemez.”

Derken akabinde iş yüksek yargıya ilişkin düzenlemelere gelince “Anayasa Mahkemesi ve HSYK ile ilgili düzenlemelerle, hukukun üstünlüğü ve erkler ayrılığı gibi temel ilkelerle ilgilidir. En önemli değişiklik budur. Bu değişiklikleri doğru bulmadığım için Anayasa değişikliğini desteklemem olanaksızdır. Keşke destekleyebilseydim ama desteklemem olanaksızdır. Kendimle, geçmişimle ve hukukla ters düşemem. Bu koşullarda bu referandumda evet demek olanaklı mı?” yorumunu yaptığını görüyoruz.

Sami Selçuk’un beni hayretten hayrete düşüren konuşmasında gerçekten geçmişteki söylemleriyle ciddi çelişkilere düşen bir profil olarak belirginleşti.

Geçmişte neler söylemiş bir bakalım:

Özgürlüklerin tabanını değil, tavanını saptayan anayasa

٭٭٭  “1958 De Gaulle Anayasası % 79 oy aldı. Çok eleştirilmesine karşın hâlâ sapasağlam ve yürürlükte.

Neden? Açık tartışma sonucu özgür iradeyle benimsendi de ondan.

Ama % 100’e yakın oy alan kimi anayasalar ve devlet başkanları dünyayı hep şaşırttılar ve güldürdüler. Halklarını küçük düşürdüler.

Neden? Hukuk komedi değil, bilimdir. Kara mizahla uğraşmaz da ondan.

1982 Anayasası; devleti bireye göre biçimlendirecek ve sınırlandıracak yerde, bireyi devlete göre biçimlendiriyor ve sınırlandırıyor. Özgürlüklerin tabanını değil, tavanını saptıyor. Bireyi baskılara karşı çaresiz bırakıyor. Güvenmediği halkına karşı teyakkuz uyarısıyla özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı sivil toplumun soluk borularını tıkıyor, demokrasiyi lüks bir tüketim maddesi olarak algılıyor. Yargıyı ayak bağı gibi gördüğünden, örümcek ağı gibi güçlülerin delip geçtiği, güçsüzlerin takılıp kaldığı yasa devletinden hukukun üstünlüğüne bir türlü geçemiyor.

Bu toplum sözleşmesi, “anayasal devlet”in özüyle çatışan olsa olsa bir “polis tüzüğü”dür.” (2001-2002 Yılı Adlî Yıl Açış Konuşması)

Uyuşma sağlanamadığından darbe anayasası hala yürürlükte

٭٭٭ 1982 Anayasasının yürürlükte kalmasının nedeni, toplumca ve özgürce benimsendiğinden değil, yasama organının yapılacak düzenlemelerde uyuşmamasındandır. Uzlaşmazlık, ne yazık ki, 1982 Anayasasının yaşamda kalma koşulu olmuştur. (2000-2001 Yılı Adlî Yıl Açış Konuşması)

21 Yüzyıla bu anayasa ile girilmemelidir.

٭٭٭ Türkiye 21. yüzyıla özgürlüklerin ve hakların nasıl sınırlanacağı kaygısına dayanan, Anayasaya aykırı yasaları bile kollayan (geçici md.15), güdümlü ve demokrasinin”ethos”una aykırı bir anayasayla giremez. Girmemelidir. “Bunalımların artmasıyla istisnalar (nasıl) olağanlaşırsa” istisnalardan yola çıkan bir Anayasanın bunalımlar yaratması da o denli doğaldır. (2000-2001 Yılı Adlî Yıl Açış Konuşması)

Meşruluğu sıfıra yaklaşmış bir anayasa

٭٭٭ Çıplak bir uyarıda bulunmak zorundayım. Türkiye meşruluk debisi neredeyse sıfıra yaklaşmış bir Anayasayla yeni yüzyıla giremez, girmemelidir. (1999-2000 Yılı Adlî Yıl Açış Konuşması)

Kurşun yerine oy kullanılarak kabul ettirilen ferman anayasası

٭٭٭ Görülüyor ki, toplumla yapılan bu sözleşme (Anayasa) tehditle, fesada uğratılmış bir iradeyle benimsetilmiştir. Göstermelik oylama hukuken sakattır. Bu yüzden Anayasa biçimsel meşruluktan yoksundur, geçersizdir. Unutmayalım ki, bu tür yollarla halkoyuna sunulan anayasaların sağladığı çoğunluk her ülkede %97-%100 arasında gerçekleşmiştir ve görünüştedir (Duverger). Türkiye'de %93 çoğunluk, halkın onuruna saldırıyla elde edilen ayıplı bir çoğunluktur. "Kurşun yerine oy" kullanılarak (Duverger) kabul ettirilen 1982 Anayasası, hazırlayanlar ve hazırlanış biçimiyle bir tür "ferman anayasası"dır. (1999-2000 Yılı Adlî Yıl Açış Konuşması)

Bu sözleriyle ortaya koyduğu görüşleri çok netti…

 

“1982 anayasası meşruluğunu yitirmiş bir ferman ve polis tüzüğü niteliğinde bir anayasadır ve bu güne kadar ortadan kalkmamasının sebebinin toplumca benimsenmesin değil, yasama organında oluşamayan uzlaşıdan kaynaklanmaktadır.”

 

Sami Hoca yıllardır vurguladığı söylemlerden uzaklaşmakta ve “hayır” gerekçelerini anlatırken “Dileğim şudur: iktidar partisi muhalefetle oturup yepyeni bir Anayasa yapmanın yolunu araştırsın. En kolayı bütün Türkiye'yi temsil edecek bir Kurucu Kurultayın yasa ile oluşturulup, anayasa yapmasını sağlamaktır. AB'ye girmeyi bekleyen Türkiye'ye yaraşan budur.” sözlerini sarf etmiştir. Yani bu güne kadar gerçekleşmeyen uzlaşı yüzünden değiştirilemediğinden şikâyet ettiği Anayasa’nın değiştirilmesi imkânını “uzlaşı” yokuşuna sürmektedir.

 

Anlamak çok zor… Anayasa Mahkemesinin “tırnak içi” iptaliyle aslında mevcuttan pek farkı kalmayan Yüksek Yargı’ya ilişkin düzenlemeleri bahane gösterip “her şey iyi ama…” söylemiyle yıllardır söyledikleriyle çelişen bir noktaya gelmeyi anlayamıyorum. Doğrusu bu “eksen kayması” nın sebebini anlamak için Hoca’yı izlemeye devam edeceğim.

 

Yaşar Kemal’in fark edip beni arayacağını ve tebrik edeceğini zannetmiyorum. Bu sebeple kendim söyleyivereyim. Hoca’ya bir akrostiş’li cevap de benden.

 

Ey Hocam doğrudur bu anayasa bir ferman anayasası,

 

Vakit geçirmeden değiştirmeli, olmalı ülkemin bir meşru anayasası

 

Elbette “Yetmez” tamamını değiştirmeliyiz,

 

Tümüyle kurtulmak için ilk adımı atmalıyız…

 

unalsade@mynet.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 5730 defa okunmuştur
Patinaj
Mehmet
Hocanın üzüntü veren patinajını fark etme imkanı sağladığın için Hak Razı Olsun. Zira son günlerde Hocayı takip edememiştim doğrusu şaşırdım, kendisi adına üzüldüm.
16 Ağustos 2010 Pazartesi 00:16
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
evet
erdal demiralay
doğru söze ne denir kaleminize yüreğinize sağlık ünal bey
15 Ağustos 2010 Pazar 23:23
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri