Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ünal SADE

Takip Edilen Albay Bypas Olmuş Kimin Haberi Var?

12.01.2010 14:09

Takip Edilen Albay Bypas Olmuş Kimin Haberi Var?

 

Teğmen     3 yıl

 

Üsteğmen  6 yıl

 

Yüzbaşı     6 yıl

 

Binbaşı      6 yıl

 

Yarbay      4 yıl

 

ALBAY

 

Türk Silahlı Kuvvetler Teğmen rütbesi ile intisap etmiş bir subay normal bekleme süreleri içerisinde her hangi bir sorun da yaşamamışsa 25 yıl sonra ALBAY rütbesine ulaşabilir. “Kurmay” olmak ise başlı başına önemli ve özellikli bir durumdur. Her subay kurmay olamaz. Belirli hizmet süresine ulaşan subaylar arasından 4-5 gün süren zorlu bir sınav maratonundan sonra 2 yıl süren sıkı bire eğitimle kurmay olunabilir. Korgeneral ve Orgeneral olabilmek için kurmay olmak şarttır.

 

Bu bilgiyi vermemin sebebi TSK bünyesinde Albay unvanının ne kadar önemli olduğunu ve ona ulaşabilmek için verilmesi gereken emeği anlayabilmemiz içindir.

 

Bu bilgiyi burada bırakarak son günlerde yaşadığımız ve etkileri itibariyle tarihe geçecek olan “Bülent Arınç’a suikast olayı” olarak adlandırılan ve Seferberlik Bölge Başkanlığındaki kozmik odada hâkim incelemesine kadar pek çok ilki de yaşadığımız olaya dönmek istiyorum.

 

Yaşananları bütün ayrıntısı ile biliyorsunuz.

 

Konuyu Genelkurmay Başkanlığının resmi web sitesinden kamuoyu ile paylaştığı “BİLGİ NOTLARI” bağlamında değerlendirmek ve farklı bir noktaya ulaşmak istiyorum.

 

Bu olaya ilişkin ilk bilgi notu 23 Aralık 2009 gün 131 no.lu bilgi notudur.

 

Söz konusu bilgi notunda konuya ilişkin özet bilgiler verilmiş (Olayın Savcılığa intikal ettiği, yakalanan askeri personellerin üzerlerinde, araçlarında ve konutlarında yapılan aramalara kadar konunun ilk seyrine ilişkin bilgiler) ve 4. maddede ise bizim esas ilgileneceğimiz bilgi yer almıştır.

 

Bilgi aynen şu şekildedir.

 

Söz konusu askeri personel, uzun süredir devam eden, kastedilen bölgeye yakın bir yerde oturan ve bilgi sızdırdığı iddia edilen bir askeri personel hakkında bilgi toplamak üzere görevlendirilmişlerdir.”

İkinci bilgi notu 26 Aralık 2009 gün ve 133 no.lu bilgi notudur. Bu notta özetle: Seferberlik Bölge Komutanlığında 25.12.2009 günü yetkili Cumhuriyet Savcısı nezaretinde yapılan arama ve gözaltına alınan 8 askeri personel olduğuna dair bilgi kamuoyu ile paylaşılmıştır.

 

Üçüncü Bilgi Notu 29 Aralık 2009 gün ve 134 sayılı bilgi notudur. Söz konusu not Seferberlik Bölge Başkanlığında Devlet sırrı niteliğinde belgeleri kapsayan bölümde mahkeme kararı ile başlatılan hâkim incelemesi hakkında kamuoyu bilgilendirilmektedir.

 

Bizim ilgi sahamıza giren ikinci önemli bilgi notu 31 Aralık 2009 tarihli 135 sayılı son bilgi notudur. Bu bilgi notu aynen aşağıdaki gibidir:

 

   Bilgi sızdırdığı iddia edildiği için hakkında bilgi toplama faaliyeti icra edilen ve yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında, adı gündeme gelen askeri personele yönelik, bugüne kadar ileri sürülen bu iddiaları doğrulayacak herhangi bir bulguya rastlanılmamıştır.

      Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

 


Bu konu kamuoyunda tüm ayrıntıları ile tartışıldı her türlü soru gündeme getirildi.

 

Neler mi?

 

  • Başka birini izlediği iddia edilen Albay’ın üzerinde Bülent Arınç’ın adresi neden vardı?

 

  • Arınç’ın evinin mart ayından beri izlendiği belirlendi. Şüpheli bir personelin bu kadar uzun süre takip edilmesi olağan mı?

 

 

  • Seferberlik Tetkik Kurulu’nda görevli subayların izleme ve takip yetkisi varmıdır? İstihbarat (Jandarma-askeri-polis) ve Mit’e ait bu yetki neden operasyonel bir birime kullandırıldı?

 

  • Subaylar saat 17.10 da gözaltına alınırken evleri neden yaklaşık 8 saat sonra aranabildi?

 

 

  • Böylesi sıradan sokak izlemeler neden Albay, Binbaşı rütbeli subaylarca yapıldı?

 

  • İzleme resmi bir takip göreviyse neden rent a car araçlarla yapıldı?

 

 

  • Yakalanan şüpheli Albay’ın üzerinde çıkan sahte sarı basın kartı basın açıklamasında neden değinilmedi?

 

  • Bülent Arınç’ın evinin bulunduğu Çukurambar polis bölgesi. TSK polis bölgesinde takip yaparken emniyeti bilgilendirme zorunluluğunu yerine getirdi mi?

 

 

  • Arınç’ın adresi o iki subayda ne arıyordu? Yakalandıklarında subaylardan birisi adresin bulunduğu krokiyi yutmaya çalıştı mı?

…..

 

Bu sorular ve daha pek çok sorular tartıldı durdu?

 

Ancak üzerinde neredeyse hiç durulmayan konu O TAKİP EDİLEN ASKERİ PERSONELDİ.

 

Sonradan basında yer alan bilgilere göre:

 

“Söz konusu albay geçen yıl Genelkurmay Başkanlığı’nda görevliydi. Albay bir kalp rahatsızlığı geçirdi. Tedavisine başlandı. Rahatsızlığının iş yükünü kaldırmaya uygun olmadığı düşüncesiyle görev değişikliği talep etti ve EDOK Komutanlığı’na geçti. Bu sırada Genelkurmay’a bu albayın bilgi sızdırdığına ilişkin bir ihbar yapıldı. İhbar üzerine albayın takip edilmesi kararlaştırıldı. İki subay söz konusu albayı geçen yıl zaman zaman izlediler. Özellikle hafta sonu sivil hayatını gözlemlediler. Ancak kuşku uyandıracak bir hareketine tanık olmadılar. Yaz aylarında takip işlemine ara verildi. Sonbaharda yeniden başlandı. Ancak albayla ilgili olarak yine kuşkulu bir hareket saptanmadı. Başarılı bir kurmay subay olan albayın kuşku uyandıracak bir hareketi ve teması yoktu. İki subayın gözaltına alındığı gün son takip günüydü. Takip işleminin sona erdirilmesi kararlaştırılmıştı ki, subaylarla ilgili ihbar üzerine polis harekete geçti ve olaylar zinciri böyle başladı.

Söz konusu albayın, yaşanan süreçten çok büyük üzüntü duyduğu ve yeniden rahatsızlandığı gelen haberler arasında. İzlenen albay rahatsızlığının artması üzerine GATA’ya başvurdu. Albay GATA’da kalp ameliyatı (bypas) geçirdi. Halen GATA’da yatıyor.”

 


Benim değinmek istediğim nokta da tam bu noktadır.

 

Çok tartışılan konunun “takip gerçek mi, kılıf mı?” boyutuna, nasıl oldu da aylardır süren takibin son günü “gözaltı” işlemi yapıldığına ve hemen akabinde Genelkurmay’ca “Bilgi sızdırdığı iddia edildiği için hakkında bilgi toplama faaliyeti icra edilen ve yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında, adı gündeme gelen askeri personele yönelik, bugüne kadar ileri sürülen bu iddiaları doğrulayacak herhangi bir bulguya rastlanılmamıştır”sonucuna varıldığına dair bilgileri sorgulamayacağım. Zaten bunların cevabını bulmak da yargının işi. Biz “yargı” yapmayalım bırakalım adalet yargıda tecelli etsin.

 

Ben işin insanı boyutuna bir değini yapmak istiyorum.

 

Binlerce aday arasından seçme sınavlardan geçerek askeri öğrenci olacaksınız, zorlu bir eğitimden sonra TSK bünyesinde teğmen olarak göreve başlayacaksınız, eşyalarınızı, çocuklarınızın eğitimini her seferinde harap eden tayinlerle yurdun dört tarafını dolaşacaksınız, mahrumiyet-terör ne varsa çevrenizde dolaşacak sonra aradan 25 yıl geçecek ve şerefle ALBAY rütbesini takacaksınız. Sürecini yukarıda ifade ettiğim zorlu bir mücadelenin ardından bir de kurmay olacaksınız.

 

Akabinde “ne idiğü belirsiz” biri “sizi bilgi sızdırmakla yani casuslukla” suçlayacak. Muhtemelen bu işi kendi ismiyle de yapmayacak. O güne kadar başarı ile aldığınız yola bakılmadan peşinize takipçiler takılacak, belki takip edildiğinizi hissedip korkacak, kalbinizde sıkışmalar hissedecek ve derin bir kaygılar yaşayacaksınız.

 

Nitekim yukarıda yaptığım alıntı da bunun böyle olduğunu teyit ediyor. Albayımız bypas olmuş bir şekilde hastanede yatmaktaymış.

 

Soruyorum bu hak mı reva mı?

 

Albayımız hakkında “acemi takipçilerin” küçük bir şüphesi oluşsaydı ne olacaktı? Albayımız soluğu Yüksek Askeri Şura’da alacaktı. Sonra belki YAŞ üyesi bazı sivillerimizde karara “şerh” koyarlardı.

 

YAŞ kararı ile “yargı yolu” kapalı bir şekilde meslekten atılan tüm askeri personele ve bu korkuyu söz konusu Albayımız gibi içinde yaşayan diğerlerine de gönülden acıyorum. Ve buradan sesleniyorum. Tam sırasıdır. Yüksek Askeri Şura kararlarına “itirazi kayıt” koymak yeterli değildir. YAŞ kararlarına “yargı” yolunu açacak anayasa değişikliğini demokratik açılım paketi kapsamında hemen yapalım. Yapalım ki “yargısız”  ve “yargı denetimi olmadan” kimse acı çekmesin.

 

Not: Benim yazımı sonuna kadar okuyan dostlarıma habermane.com’dan yazar arkadaşım Ramazan Kerpeten’in “YAŞ” İŞLER BUNLAR konulu yazısını okumalarını öneriyorum. Saygılarımla…

 

unalsade@mynet.com

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 3476 defa okunmuştur
...
Toprak MERTCAN
Olaya bu açıdan bakan pek olmamıştı. Yılların deneyimi ve emeğine biraz saygı gösterilmeli. İLeride doğabileceği düşünülen mevki kaygıları bu tür olayları ve haksız rekabeti doğurabilir.
13 Ocak 2010 Çarşamba 16:01
Beğendim (0)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri