Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ufuk DEMİRAY

İslam Neden faizi yasaklamıştır?

16 Ocak 2013 Çarşamba

Faiz İslam literatüründe ribadır. Arapça bir kelime olan Riba’nın anlamı şişme, kabarma, fazlalık,artma,çoğalma anlamlarına gelmektedir. Faizi detaylı olarak şu şekilde tanımlayabiliriz;
Faiz; Alışveriş ve ödünç işlemlerinde ortaya çıkan iki taraftan birisini mutlaka zarara sokan karşılığı bulunmadığı halde eşitsiz paylaşımın yapıldığı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi muhtemel olan fazlalık / değer aktarımıdır.


Faiz koşulsuz  ve kaçınılmaz bir eşitsizlik,haksızlık,zulüm ve dengesizliktir. Ödenecek olan fazla miktarın karşılığı olmamakla birlikte olsa dahi eşitsiz bir paylaşım oluşturmaktadır. Faiz’de gelecek görülmeden gelecekle ilgili kesin bir baştan hüküm mevcuttur. Faiz’de kişi borç verdiği nakdi sermayede halkın servetine bir katkısı olmamasına rağmen sağladığı gelir ilede orantısı olmayan gelir elde eder. Faiz oranları ile sınırlanan nakdi sermaye zaman zaman sağlayacağı yüksek gelir ile sermaye sahibinin hak ettiği payı almamasını sağlar.


Faiz nakdi sermaye sahibine bağlı olmayan gayri-şahsî bir gelirdir. Bu genellikle faiz haddinin piyasa koşullarına göre oluştuğunu, parasını ödünç veren kişinin bunda bir rolü olmadığını gösterir.
Faiz’de önceden belirlenen bir sonuç ilişkisi vardır. Faiz ; Bir elma ağacının önceden kaç tane meyve vereceği ve mutlaka meyve vereceğine hükmederken, İslam’da bir meyve ağacının hiç meyve vermeyeceği gibi çok meyve verebileceği yada ağacın kuruyacağı gibi olasılıklar göz önüne alınır.
İslam sonuca göre hüküm verir. Varsayımlar ile hüküm koymak paranın önceden şu kadar gelir getirir mantığı ile borç veren ile borç alan arasında paylaşılması İslam’da yasaklanmıştır. Faiz oranları ister yüzde 5 ister yüzde 50 olsun mutlaka koşulsuz olarak veren ve alan arasında bir eşitsizlik ve memnuniyetsizlik oluşturmaktadır. Faiz oranlarının yüksek olması veren kişiyi memnun ederken alan kişiyi haksızlığa uğratacaktır. Faizde her koşulda ister alan ister veren olsun mutlaka bir hoşnutsuzluk mevcuttur.

Geleceği koşulsuz ve şartsız ancak Allah bilir. Oysa Faiz’de Allah’ın kudret ve kuvvetine karşılık faizin gelecekle ilgili önceden belirlediği bir hükmü mevcuttur. Gelecekte geçerli olacak faiz oranları için adeta geleceği belirleyen ve ona hükmeden ilahi iradeye karşı gelinir.
 

Allah alışverişi -karı- helal kılmış, faizi yasaklamıştır.
 

Faizin Zararlarına Bakıldığında ise ;


Faiz bir enflasyon nedenidir ve bugün yaşanan büyük krizlerin ana etkenlerinin başında faiz gelmektedir. Faizin doğurduğu enflasyon karşısında, faizli o para değerini kaybetmiş, erimiş olur.Faize bulaşan hiç bir sistem iflah olmamaktadır.
 

Faizin olduğu bir toplumda borç verme yardımlaşma, dayanışma zayıflar.


Bir toplumda faiz fiyatların artmasına tüketicinin geçim darlığına neden olur. Faiz üreten çalışan kazanan bir toplumu sağlayacağı nema ile meşgul etmektedir. Sermaye sahipleri ellerinde bulunan nakdi sermayeyi faize vererek arttırmakta ticarete sokmak istememektedirler. Bu sebeplerle yüksek üretim kabiliyeti olan sermaye iş dünyasında yerini alamamaktadır. Oysa bir toplumda sermayenin iş dünyasına katılması üretimi artıracak refaha katkısı olacaktır.
 

Faizin var olduğu toplumlarda zengin ile fakir arasındaki yaşam standardı gittikçe büyür. Zengin malına mal katarken fakir ise git gide fakirleşir. Toplumu rahatsız eden dengesizlikler oluşur.
Kur’an’da Rum, Nisa, Al-i İmran ve Bakara sürelerinde faizle ilgili ayetler gelmiştir. İlk ayetlerde faiz yasaklanmamış zararına dikkat çekilmiştir. İkinci ayet Yahudilerin düştüğü durumdan bahsedilmiştir. Üçüncü ayette tamamen yasaklanmış, dördüncü grup ayette ise şiddetli yasağına varılmıştır.
Birinci Ayette ;Başkalarının mallarında artış olsun diye verdiğiniz faiz Allah katında artmaz; ama Allah’ın hoşnutluğunu dileyerek verdiğiniz zekât, işte bunu verenler, verdiklerinin karşılıklarını kat kat arttırırlar.”

İkinci Ayette ;Yahudilerin ellerinden çıkan zulüm, Allah yolundan çok yüz çevirmeleri ve yasaklandığı halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız

yollarla yemeleri sebebiyle, aslen onlara helal kılınmış olan güzel şeyleri onlara haram kıldık ve onlardan küfredenlere elim bir azab hazırladık.”

Üçüncü Ayette ;Ey inananlar! Kat kat arttırılmış olarak faizi yemeyin, Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.”

Dördüncü Grup Ayetlerde ;Faiz yiyenler, kendisini ancak şeytan çarpmış kimsenin duruşu gibi –sağa sola sendeleyerek- ayakta durabilirler; bu onların, ‘Alış-veriş de faiz gibidir’ demeleri yüzündendir. Oysa Allah alış-verişi helâl, faizi haram kılmıştır. Kendisine Rabbinden öğüt

erişip faizden vazgeçen kimseye gelince, bundan önce aldığı onundur ve işi Allah’a kalmıştır. Faize tekrar dönenler ise, cehennemlik olarak orada ebedî kalacaklardır.” (Bakara, 275)

Allah faizi mahveder, sadakaları ise artırır, Allah, (haramda ısrar eden) hiçbir günahkâr ve koyu inkârcıyı sevmez.” (Bakara,276)

İman edip yararlı işler işleyen, namaz kılan ve zekât verenlerin, Rableri nezdinde mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (Bakara, 277)

Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız mevcut faiz alacaklarınızı terk edin.” (Bakara, 278)

Böyle yapmazsanız, Allah ve Peygamberi tarafından açılacak bir savaş ile karşı karşıya kalacağınızı bilin. Faiz almaktan tevbe ederseniz, ana sermayeniz sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz.” (Bakara, 279)

Borçlu sıkıntıda ise genişliğe kavuşmasını bekleyin. Bununla beraber, eğer bilirseniz, alacağınızı bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.”

(Bakara, 280)148

 

 

Faiz İslam gibi bütün dinlerde yasaklanmıştır. Dünde olduğu gibi bugünde İnsanlığın ortak sorunu olmasına rağmen, Müslümanların faiz hassasiyeti her zaman daha fazla olmuştur.

Faiz Müslüman fıtratına aykırı her daim vicdan muhasebesine neden olmaktadır. Unutmamak gerekir ki Kul hakkıyemenin en dehşetli şekli fâizalıp vermektir.

 

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in beyânına göre fâiz, insanı helâke sürükleyen yedi günahtan biridir.Fâiz yiyene, yedirene, bunlar arasındaki sözleşmeyi yazana ve şâhitlik yapana Allah Teâlâ lânet eder. Fâizle elde edilen mal da, nihâyetinde azalıp yok olmaya mahkûmdur.[152] Fâiz alanların âhiretteki acıklı hâlleri Peygamber Efendimiz’e gösterilmiş, onların kan kırmızı bir nehirde taş yiyerek yüzdükleri ifâde edilmiştir. (Buhârî, Tâbir, 48)

Bir Müslüman için Yüce Kitabımızda apaçık yasaklanmış olması bizim için yeterli bir nedendir. Ancak sosyal ve toplumsal olarak etkilerinin ne kadar ciddi sonuçlar verdiği bugün küresel dünya ekonomisinde gözükmektedir. Faiz yüzünden yıllarca emek hırsızlıkları oluşmakta alın terleri dengesiz paylaşılmaktadır.

 

Allah faiz ile mesafesini çok iyi ayarlayan kullarından olmayı cümlemize nasip etsin.

 

16 Ocak 2013 Çarşamba / İSTANBUL

Dikkat: Yayınlanan bu yazının/haberin tüm hakları habername.com Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.
Bu yazı toplam 37498 defa okunmuştur
körlük ve nakörlük arasındaki fark
tahsin akpınar
Kör Allahın apaçık ayetleri kendisine iletildiği halde yagban eşekleri gibi bundan kaçar. işine geldiği gibi görmek istediği için ve aslında işin doğrusunu bildiği içinde nankördür. Yazarın ne iş yaptığı bizi bağlamaz. Bak adam bir sürü ayet bildirmiş. cehenneme gitmek için bi taraflarınızı yırtıyorsunuz.
16 Mart 2013 Cumartesi 00:55
Beğendim (1)Beğenmedim (0)
YORUMUN DEVAMI
Sayın yazar şu yaklaşıma ne dersniz*
kazım katırcı
"Faizde her koşulda ister alan ister veren olsun mutlaka bir hoşnutsuzluk mevcuttur." diyorsunuz halbu ki Günümüzde bankaya para yatıran da bankada memnun değil mi? Bu gün bankaya para yatıran ve faiz alan kişi aslında reel olarak zarardadır.Çünkü bankalar bilhassa katılım bankaları ancak enflasyon kadar kar veriyorlar.Böylece para yatıran kişi kar etmiş olmuyor.Ancak parasını korumuş oluyor. FAİZİN ESAS ZARARI PİYASAYA: Şöyle, tasarruf sahibi parasını direk yatırımcıya işletmeciye verse karı zararı bölüşseler para iki,ye bölünecekken BANKA bu ikisinin arasına girerek paranın ÜÇE (3) BÖLÜNMESİNE neden oluyor. Böylece piyasa pahalanıyor Banka hiç hak etmediği bir paraya sahip oluyor.
21 Ocak 2013 Pazartesi 22:22
Beğendim (1)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
Kelin İlacı Olsa...
ali demir
Kelin ilacı olsa kendi başına sürer diye boşuna dememişler... eminim ufuk beyin cebinde en az 2 kredi kartı vardır.ahkam kesmek kolay. bankacı birisinin bu şekilde günah çıkarması doğal tabi...
20 Ocak 2013 Pazar 18:55
Beğendim (3)Beğenmedim (1)
YORUMUN DEVAMI
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri