Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yusuf KAPLAN

Çarşafın "rozetlediği" zihniyet

24 Kasım 2008 Pazartesi

Çarşafla onyıllardır mücadele eden, çarşafa ve çarşafın simgelediği her şeye inanılmaz bir lanet edebiyatı geliştiren bir zihniyetin ve bu zihniyetin temsilcilerinin çarşafa rozet takma girişimini nasıl okumak gerekiyor acaba?

CHP lideri Deniz Baykal'ın çarşafa rozet takması, Türkiye'de bugüne kadar özenle perdelenen bu zihniyeti bütün çıplaklığıyla açık ediyor, deyim yerindeyse, çarşaf çarşaf orta yere seriyor.

Baykal'ın çarşafa rozet takması, bazı kimseler ve kesimler tarafından bir "ikiyüzlülük" örneği olarak nitelendirildi. Baykal'ın çarşafa rozet takmasını, çarşafla ve çarşafın bir şekilde temsil ettiği İslâmî değerlerle akıl almaz şekillerde mücadele eden bir partinin "ikiyüzlü" kişiliğini ele verdiğini söylemek elbette yanlış değil. Ama eksik. Eksik; çünkü bu davranış, sadece bir sonuç. Salt sonuçlara bakarak bir şeyi, bir davranışı, bir tutumu değerlendirmek son derece zor ve yanlıştır.

Önemli olan, bu "ikiyüzlülük" sonucunu doğuran asıl nedeni görmektir. "İkiyüzlülüğü" doğuran asıl nedeni görebilmenin en iyi ve kışkırtıcı yollarından biri, çarşafla onyıllardır kavgalı olan bir partinin Genel Başkan'ının bu davranışını, tam tersi bir şekilde, "iktidara gelebilmek için olumlu ve zorunlu bir adım", hatta "atılım" olarak yorumlayan kişilerin bu tavırlarına biraz yakından bakmak olabilir mesela...

İşte o zaman, burada şaşırtıcı ve yakıcı bir gerçekle karşılaşacağımızı göreceğiz. O şaşırtıcı ve yakıcı gerçek şu: Baykal'ın çarşafa rozet takmasını "ikiyüzlülük" olarak nitelendirip "olumsuz" bir şekilde okuyanlarla; "CHP'nin iktidara gelmesi için zorunlu bir adım, bir atılım" olarak nitelendirip "olumlu" bir davranış olarak okuyanların zihniyetleri görünüşte farklı da olsa, zihin kalıpları aynı.

Bu görünüşte iki zıt zihniyetin ortak zihin kalıbının şifresini şöyle deşifre edebiliriz: Bu ortak zihin kalıbının en temel özelliği, vaziyeti kurtarmak, vartayı atlatmak'tır. Yani oportünizm'dir.

CHP, çarşaf üzerinden iktidara yürümek istiyor. CHP'nin çarşafa CHP rozeti takmasını "ikiyüzlülük" olarak nitelendirenler, "eğer CHP gerçekten samimi ise, samimi olduğunu göstermeli ve başörtüsü yasağına karşı olduğunu, hatta başörtüsü yasağını kaldırmaktan yana olduğunu açıkça beyan ve ilan etmeli" filan diyorlar. Yani CHP'yi "ikiyüzlülük"le suçlayanlar, CHP'nin başörtüsü yasağına karşı çıkmakla, hatta eğer iktidara gelirse, başörtüsü yasağını kaldırmakla ancak bu ikiyüzlülük suçlamasından kurtulabileceğini; hatta "CHP, başörtüsü yasağını kaldırsın da ne yaparsa yapsın" diyenler de, sadece vaziyeti kurtarmak, vartayı atlatmak, olarak nitelediğim oportünizm'in pençesinde kıvrandıklarının ne kadar farkındalar acaba? Bunun, çarşafı iktidar fırsatı olarak görenlerin oportünizm'lerinden ne farkı var?

CHP'yi "samimi olmaya davet" edenlere sormak gerekiyor: Mesele, başörtüsü yasağının kaldırılması mıdır? Başörtüsü yasağı kaldırıldığında "her şey bitecek" mi?

Benzer bir soruyu, çarşafı şimdiye kadar lanetleyen ama "bu işin sonunda CHP iktidara gelecekse, bu bir atılımdır" diyenlere de sormak gerekiyor: CHP, iktidara gelince "her şey bitecek" mi?

Bu iki zıt zihniyet mensuplarına sorduğumuz aynı soruya verilen cevabın aynı olacağından kuşku duyanınız var mı acaba? Bir taraf için, yasak kalktığında her şey bitecek; diğer taraf içinse CHP iktidar olduğunda her şey bitecek. Verilecek cevap, aynı cevap olacak.

Oysa, çarşafa takılan rozet, sivil ve sivil olmayan bürokrasi üzerinden Türkiye'ye haksız ve hukuksuz yollarla çeki düzen veren; kapalı, baskıcı, totaliter rejimlerin antikası, alâmet-i fârikası, kalıntısı, enkazı bir ideolojinin ve bu ideolojinin Baasçı elitokrasisinin ne kadar tabansız, dayanaksız, dayanıksız olduğunu; o yüzden de ne kadar acımasızlaşabileceğini, vicdansızlaşabileceğini, fırsatperestleşebileceğini, çıkarperestleşebileceğini gösteren ürpertici ama çok güçlü bir simgedir.

Bu simgenin işaretlediği, işaret ettiği zihniyet, Türkiye'yi de satabilecek bir zihniyettir. Bu zihniyet, bu toplumun yegâne ruhu, yegâne iddiası, yegâne hayat, tarih, dinamizm ve gelecek kaynağı olan İslâm'ı şeytanlaştırıp, kurutup, kötürümleştirip, hayatımızdan uzaklaştırıp haraç mezat satmadı mı, kaldırıp atmadı mı? Böylesine çarpık, sarsak, savruk ve "korkak" bir zihniyetin satmayacağı bir şey elbette ki yok. İşte bu ürkütücü bir şey. Çarşafın rozetlediği, belirginleştirdiği, açık ettiği şey, işte bu ürpertici zihniyettir.

Bu yazı toplam 3158 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri