Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yusuf KAPLAN

Trafik canavarı: Şiddetin ontolojik pornografisi

19 Eylül 2011 Pazartesi

"Trafik canavarı" nitelemesini, trafikte canavarca, vahşîce, ilkel bir şekilde araba kullanan insan olduğu kuşkulu mahlûkatlar için kullanıyoruz. İnsanlıkla ilişkisinin kalmadığına kesinkes hükmedebileceğimiz bu tür mahlûkatlar, dünyanın her yerinde var.

Trafik canavarı, her şeyden önce, deyim yerindeyse, neo-pagan biri: Hayatın merkezinde kendisi var; kendi ertelenemez hazzı, adrenalin tapıntısı, ontolojik boşluk duygusunun neden olduğu hız, haz ve gaz takıntısı var.

Sürücülüğün pornografikleştiği, kısaca "trafik pornografisi" diyebileceğimiz, hazzın, hızın ve gazın kutsandığı postmodern bir pornografi biçimi bu: Ayartıcı, baştan çıkarıcı, bencilce, vahşîce bir şiddetin, ontolojik şiddet diyebileceğimiz bir şiddet türünün hükümfermâ olduğu bir insan tipinin, hayat tarzının ve bütün aslî değerleri değersizleştirici, postmodern bir paganizm ve pornografi türüyle karşı karşıyayız.

Hıza, hazza ve gaza yenik düşen kişinin adıdır "trafik canavarı": Seküler-kapitalizmin insanı nasıl yenik düşürdüğünün, nasıl insanlığından uzaklaştırabildiğinin en ürpertici göstergelerinden biri.

Burada, yalnızca vahşîce araba kullanan kişinin değil, bizzat trafiğin kendisinin bir fenomen olarak canavar olduğundan sözediyorum. Bizim "trafik canavarı" dediğimiz insanlığını yitiren mahlûkât, bizzat insana, hayata, şehre saldırının, ontolojik şiddet kullanma biçiminin adı olduğunu söylediğim trafik fenomeninin belki uç ve kaçınılmaz sonucu.

 

* * *

Bu yazıyı, taksi sürücülerinin sorunlarını dile getirmek için oturdum yazmaya. Ama gördüğünüz gibi kaçınılmaz ve tabiî olarak bildiğiniz bir trafik sorunları yazısının çok ötesinde bir metin çıkıyor ortaya.

Bizzat bazı sürücülerin söylediklerinden ve gözlemlerimden yola çıkarak "taksici" tipinin de zaman zaman "canavar"a dönüştüğünü söylemem gerekiyor: Öyle taksici sürücüler var ki, trafikte terör havası estiriyorlar. Bu tür sürücülerle nasıl başa çıkılır bilmiyorum. İlgililerin üzerinde kafa patlatmaları gereken bir sorun var burada.

İkinci canavar tipi, taksiciliği tam anlamıyla mafyaya dönüştüren ve sürücülerin burnundan getiren, hatta piyasadaki taksicilerin vahşîleşmelerinin nedenlerinden birini oluşturan taksi sahipleridir. İstanbul'da taksi plakası almanın bedeli 850 bin TL ile bir milyon TL arasında bir yere fırlayarak tavan yapmış. Tam anlamıyla rezalet bir şey bu. Bu soruna kim el atacaksa derhal el atmalı.

Taksi sahibi canavarların canavarlıklarını gösterdiği alanlardan biri de sürücüleri kelimenin tam anlamıyla köle gibi çalıştırmaları: İstanbulda onbinlerce taksi sürücüsü var ve bunların kahir ekseriyeti sigortasız ve özlük hakları güvence altında değil. Bizzat ilgili bakanlığın talimatıyla taksicilerin sosyal güvenlik hakları gaspediliyor: 10 günden fazla çalışmayan -ama çoğu 24 saat çalışan- taksicilerin sosyal güvenlik hakkına sahip olamayacakları söyleniyormuş! Bir taksici, "Beyefendi, bu hükümet de zenginleri düşünüyor yalnızca, ezilen daha fazla eziliyor" diye dert yandı efkârlı efkârlı.

Plaka sahibi canavarların canavarlaşmalarına yol açan boşluklardan biri, taksicilerin faturasız çalışmaları: Böylelikle hem sürücüyü, hem vatandaşı, hem de devleti bir güzel işletiyor, dolandırıyorlar bu mafyavârî tipler. Herkesin böyle olduğunu söylemiyorum elbette. Ama bu tür tipler hiç de azımsanacak oranda değil. Ayrıca bazı taksici mafyası tiplerinin uyuşturucu ve beyaz kadın ticaretinde/n nasıl "para kırdıklarını" da sadece ilgilerin dikkatini çekmek için not etmiş olayım buraya.

 

* * *

Trafik üzerine düşünmeye başka yazılarla da devam edeceğim. Yerim daraldığı için sadece şu kadarını söylemekle yetineyim şimdilik: Trafiğin bizatihî kendisi canavar: Hayatı öldürdüğü, şehri yok ettiği, insanı ve şehir hayatının her şeyini kendisine bağımlı, hatta "köle" kıldığı için postmodern bir canavar trafik.

Bu anlamda, trafik, çağın zeitgeist'ı: Bir ucu new age dinine ulaşan, diğer ucu spor'da, özellikle futbol'da gördüğümüz fanatizme varan, yeni kabilecil, barbar zamanların hem ifadesi, hem de ifade edicisi bir iletişim aracı trafik. Ontolojik şiddetin, insanı tam da David Lynch veya David Cronenberg filmlerinde gördüğümüz hazzı, hızı ve şiddeti insanın duyarlığını aşındıracak ve sadece ayartıya, arzularına ve şiddetin ontolojik pornografisine teslim edecek şekillerde varolan, varolabilen insanı, tabiatı ve hakikati yok eden estetize bir yokoluş biçimi trafik canavarı. Çağın, insanı ve hayatı ve tabiî şehri nasıl öldürdüğünün en önemli göstergelerinden biri.

Bu yazı toplam 3814 defa okunmuştur
YAZARIN SON YAZILARI
Üye İşlemleri