Ankara'da rekor 'Evet' iftarı-Foto
Bayram şekeri alırken dikkat!
Üniversite harçlarına ZAM YOK!
MHP TABANI EVET diyor
Foto Galeri
Video Haber
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Dr. Elif Poyrazlı

Adaletsizlik

07.12.2009 22:45

Adaletsizlik, başkasına haklı sebep olmadan zarar vermek demektir. Günlük hayatta en basitinden, sırada birinin yerini kaparak öne geçmekten tutun da, belli çıkarlar için başkası hakkında yalan yanlış bilgi vermeye kadar herşey bunun altına girebilir.

Bu bağlamda problem, bir şeyi başkasının haklarını çiğnemekten geri durmayacak kadar çok istemektir.

 

Mesela hep daha fazla kar etmek isteyen bir işveren … Bu hedefe ulaşmak için ürün ve hizmet kalitesini arttırma veya yeni pazarlar bulma yoluna gitmek yerine, ürün kalitesini düşürerek müşterilerin haklarını çiğnemesi veya çalışanlarını fazla çalıştırıp az maaş vermesi tabii ki adaletsizliktir.  

 

Yapılan haksızlıklar, varılmak istenen pozisyonların ve hedeflerin önemi arttıkça ağırlaşır. Müdürlüğe oynayan bir insan, patronlara yakın olmaya çalışabilir, kendinden daha iyi özelliklere sahip insanlar olsun istemez, onları oyun dışı tutmaya çalışır.

 

İyi işler yapmak için insanın yüksek hedeflerinin olması tabii ki güzel bir şeydir. Ancak bu hedeflere ulaşmak için kendini geliştirme, prensipli çalışma, insanların güvenini kazanma yoluna gitmek başkadır; insanları türlü dalaverelerle kandırma ve hedefe ulaşmaya yardım edebileceği düşünülen sözde güç sahiplerine yakın olmaya çalışma yoluna gitmek başkadır.

 

Dünyada güce ulaşmak için güç sahibi insanlara yakınlaşmaya çalışmak ve türlü taşkınlıklar yapmak tabii ki Allah'tan uzaklaşmak demektir, ki aslında O'nun dışında güç yoktur. Eğer güç sahibi birine yakın olmak isteniyorsa, Allah'a yakınlaşmaya çalışılmalıdır.

 

'' Ey İnsanlar! Sizin taşkınlığınız, sırf kendi aleyhinizedir. (Bununla) sadece dünya hayatının yararını elde edersiniz. Sonunda dönüşünüz bizedir. (Biz de) bütün yaptıklarınızı size haber vereceğiz. '' (Yunus suresi, 23)

 

 

Bu hastalıklardan bahsederken hep farkediyorum ki, insanlar kendilerine hiçbirini yakıştırmıyorlar. Hastalığın ilerlemiş safhalarındaki eylemleri düşünüp onları yapmadıkları için kendilerini güvende hissediyorlar veya yaptıkları 'ufak' yanlışları temize çıkarıyorlar 'en azından ben şunu şunu yapmıyorum' diyerek.

 

İslam dünyasındaki genel sorunlarımızdan biri bu aslında. Yani bizden daha kötü durumda olan insanlara bakarak kendimizi iyi hissetme alışkanlığından bahsediyorum. Bizden daha kötü şeyler yapan, daha büyük günahlar işleyen insanlar var oldukça bize sıra gelmez düşüncesi … daha fazlasını ve iyisini yapmaya gerek yok düşüncesi …

 

Müslüman toplumlarda çok görülen ve duyulan örnekler arasında: 'kılık kiyafetime dikkat etmiyorum ama en azından namaz kılıyorum', 'faiz yememeye dikkat edemiyorum ama en azından kimseyi dolandırmıyorum', 'ailemle fazla ilgilenemiyorum ama en azından onlara sadık kalıyorum', 'sigara içiyorum, biraz da büyüklerime karşı asiyim ama en azından içki içmiyorum' … ve daha niceleri.

 

Halbuki bu mantığa göre, bizden daha iyi durumda olan insanların varlığı nasıl sonuçlar doğurur diye de bir düşünmek gerekir.

 

Ama şeytan tabii ki işin o tarafını düşünmemizi istemez. Devamlı bize nasıl iyi bir müslüman olduğumuzu göstermeye çalışır ki aman durumumuzu iyeştirmeye çalışmayalım, daha fazlasını yapmaya kalkmayalım, Allah'ın bize verdiği potansiyeli kullanmayalım. Öyle bir potansiyel ki eğer ister ve gereğini yaparsak resmen 'Allah dostu' seviyesine çıkmamıza bile izin veriyor.

 

Bu sebepten dolayı sürekli bir durum değerlendirmesi yapmak önemli diyoruz. Alışkanlık haline getirerek yanlışlarımızı analiz edip onları düzeltmeye çalışmamız gerekir ki yaşadığımızı ve akıl sahibi olduğumuzu anlayalım, gösterelim. Çünkü ancak yaşayan bir kalpte hareketlilik görülür ve ancak akıl sahibi bir insan hatalarını fark eder ve düzeltme yoluna gider.

Bu yazı toplam 2300 defa okunmuştur
GoogleGoogle YahooYahoo FacebookFacebook DiggDigg Del.icio.usDel.icio.us
RedditReddit TwitterTwitter friendfeedfriendfeed myspacemyspace bloggerblogger
herkese lazım adelet
salih özgür
elif hanımefendi şuan benim uzun süredir yaşadığım konu bu adeletsizler bizler hep güçlü insanların yanında yer alıyoruz malesef hz.ömer ranh hayatının bence herkes okumalı ben adeleti savunanlar deneğinin üyesiyim ilçemizde beld.bşkn derneğin bültenini takdim ettim ve ne zulme uğrarız ne zulm ederiz sizi işerinizde adeletli olmaya davet deyorum dedim.tabi insan önce ailesinde ana,babasına ,çocularına adeleti yansıtıyormu mesele burda
21 Şubat 2010 Pazar 20:06
adalaet adına adaletsizlik
kamuran akkan
ben hem müslümanım diyeceğim hem de RABBİMİZİN bütün ikazlarına rağmen batıl AB yasalarını meclisten geçirip oyumla onay vereceğim.Adil olan ancak ALLAH ve hükümleridir.terazin bozuksa yanlış tartarsın.
20 Şubat 2010 Cumartesi 17:14
YÜZ KIZARTICI SUÇLAR izne tabii değildir !
ADALET Mİ ?
""""70 MİLYON VATANDAŞIMIZA BAŞBAKAN AVUKATINI ŞİKAYETİMİZDİR Türkiye Cumhuriyeti Kanunları ve Demokratik Açılım, Başbakan avukatı Numan GÜZEY ’e işlemiyor. “ SİYASİ NÜFUZUYLA ÖRGÜTLÜ SAHTECİLİK ve RESMİ EVRAK HIRSIZLIĞI ” suçları iddialarımız onlarca delilleriyle İSPATLI olmasına karşılık ; • Adalet Bakanlığı Soruşturma İzni vermedi, CEZASIZ bıraktı. Kaldı ki, YÜZ KIZARTICI SUÇLAR izne tabii değildir ! • İstanbul BARO ’su da anlaşılmaz ( !!!! ) bir şekilde hiç bir disiplin cezası vermemiştir. Soruşturma izni verilmediğini esas dayanak yaparak - YÜZ KIZARTICI SUÇLARI - CEZASIZ bırakmıştır. BARO, siyasi nüfuzun etkisi altında kalarak karar vermiştir. Siyasi nüfuza direnememiştir.Bizde böyle bir kanıya sebebiyet vermiştir:"""
10 Ocak 2010 Pazar 05:04
Lütfen Okuyunuz!!!
Cafer Yilmaz
Habername nin cok yorumlananlar bölümünde ki haberi:"TBMM`de masonik semboller" yorum bölümünde ki tüm yorumlari okuyunuz!!!
07 Ocak 2010 Perşembe 12:54
70 MİLYON VATANDAŞIMIZA BAŞBAKAN AVUKATINI ŞİKAYETİMİZDİR.
AHMET ÖMER KİBAR
Türkiye Cumhuriyeti Kanunları ve Demokratik Açılım, Başbakan avukatı Numan GÜZEY ’e işlemiyor. “ SİYASİ NÜFUZUYLA ÖRGÜTLÜ SAHTECİLİK ve RESMİ EVRAK HIRSIZLIĞI ” suçları iddialarımız onlarca delilleriyle İSPATLI olmasına karşılık ; • Adalet Bakanlığı Soruşturma İzni vermedi, CEZASIZ bıraktı. Kaldı ki, YÜZ KIZARTICI SUÇLAR izne tabii değildir ! • İstanbul BARO ’su da anlaşılmaz ( !!!! ) bir şekilde hiç bir disiplin cezası vermemiştir. Soruşturma izni verilmediğini esas dayanak yaparak - YÜZ KIZARTICI SUÇLARI - CEZASIZ bırakmıştır. BARO, siyasi nüfuzun etkisi altında kalarak karar vermiştir. Siyasi nüfuza direnememiştir.!!!!! DİSİPLİN Kurulu Başkanı ve bir üyenin İHSAS-I REYLERİNİ karşı taraf lehine belli ettikleri için duruşmalardan çekildik ve Beyoğlu C.Savcılığına şikayet ettik . Dünyanın 3.büyük BARO ‘sunda suçsuzken suçluymuş
11 Aralık 2009 Cuma 01:47
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Yazarlar

Ötelerden Mektuplar

Alıntı Yazılar