17Ağustos'un insanda izleri

17Ağustos'un insanda izleri

Veysel Kara - 1999 yılındaki Marmara depreminde 2 katlı binanın enkazında 12 yaşındaki kızını kaybeden, eşi ve oğluyla birlikte beton yığınları arasından çıkarılan Firdevs Akgül (48), 12 yıldan beri panik atak tedavisi görüyor. 17 Ağustos 1999'da gece saa

Veysel Kara - 1999 yılındaki Marmara depreminde 2 katlı binanın enkazında 12 yaşındaki kızını kaybeden, eşi ve oğluyla birlikte beton yığınları arasından çıkarılan Firdevs Akgül (48), 12 yıldan beri panik atak tedavisi görüyor.

17 Ağustos 1999'da gece saat 03. 02'de gerçekleşen depremde 5 katlı binanın oturdukları 2 katlı binanın üzerine devrilmesi sonucu eşi, 12 yaşındaki kızı ve 8 yaşındaki oğluyla birlikte enkaz yığınları arasında kalan Akgül, çevredeki vatandaşların yardımıyla saatler sonra kurtarıldı. Akgül, o günden beri beton yığınları arasında kalarak hayatını kaybeden 12 yaşındaki kızını unutamıyor.

Deprem sırasında kiracı olduğu için depremzedeler için yaptırılan kalıcı konutlardan yararlanamayan Akgül, betonarme binalara giremediği için Dernekkırı Mahallesi'nde depremzedelerin geçici olarak konaklamaları amacıyla inşa edilen ve bakımsızlık nedeniyle harabe haline gelen prefabrike konutlarda yaşam mücadelesi veriyor.

Aa muhabirine konuşan Akgül, depremde bitişiklerindeki 5 katlı binanın oturdukları binanın üzerine yıkılması sonucu enkaz altında kaldıklarını anlattı. .

Depremin ardından sabah saatlerinde üzerlerine yıkılan 5 katlı binanın üçüncü katından çıkarıldığını ifade eden Akgül, "Küçük bir boşlukta kalmışım. Depremde ayağa dahi kalkamadık, yatakta yakalandık. İlk sarsıntıda çocukların sesini duyduğumda, 'anne' diye bağırdıklarında, 'sakin olun, olduğunuz yerde kalın, deprem oluyor, geçecek' dedim. Sanırım kızım hiç uyanmamış. Oğlumla sesleri de çok benziyordu birbirlerine" dedi.

-"12 YILDIR PSİKOLOJİK İLAÇLAR KULLANIYORUM"-

Depremden 2 ay sonra kendisinde panik atak belirtileri görülmeye başladığını kaydeden Akgül, 12 yıldan beri ilaç tedavisi gördüğünü kaydetti.

Psikolojisinin halen düzelmediğini ifade eden Akgül, yaşadığı korkunun ölüm korkusu olmadığını belirterek, şöyle konuştu:

"Bu, deprem oldu öleceğim korkusu değil. Ben bunu anlatamıyorum insanlara. Diyorlar ki, 'yeter artık öleceksek öleceğiz'. Hayır, öyle değil. Ben bir defa kızımı kaybettim, geri kaldım. İkinciye oğlumu veya eşimi kaybedersem bilmiyorum ne olur. Ölmekten korkmuyorum. Tabii çok uzun zaman oldu, 12 yıl dolmak üzere.

'Artık depremi unut' deniliyor. Hayır, o değil. Ben ölmekten hiçbir zaman korkmuyorum. Doktorlarım da söylüyor. 'Ölümden korkuyor musun' diye,

'korkmuyorum' diyorum, ilaçlarımı ona göre veriyorlar. 12 yıldır psikolojik ilaçlar kullanıyorum. 6 yıldır da çok yoğun olarak kullanıyorum. İlaçlarımdan bir tanesini atmayı unutursam ayağa kalkamıyorum zaten. Yeşil reçeteli ilacım var, uyku ilaçlarım var. Gece saat ikiye kadar uyumadıysam asla uyuyamıyorum. Saat üçü geçecek, 5 olacak ondan sonra uyuyabiliyorum. Bu problemleri eşim ve çocuğumla da konuşamıyorum. Oğlum şu an 19 yaşında, onunla sürekli konuşup psikolojisini de bozmak istemiyorum. Daha çok kendi içimde yaşıyorum. "

Panik atak nedeniyle çarşı merkezine de gidemediğine dikkati çeken Akgül,

"Komşularım da şahit oldu. Çarşıda çabucak işimi bitirip hemen eve dönüyorum. Depremi düşünerek değil aslında. Bu bilinç altına yerleşmiş. Gidiyorum ve anında dönüyorum. 40 dakika yol tutuyor ama ben 1 saatte evdeyim. 15-20 dakikada işimi hallediyorum. Kendimi şartlandırdığımı da düşünmüyorum. Ben o binaların hallerini gördüm. Enkazdan çıktıktan sonra. O binaların hepsi süslendi. Burada benim en çok üzüldüğüm; atamayla görev yapmaya gelen insanlar. Bizler biliyoruz binaları. Çünkü binaları süslediler ve boyadılar" diye konuştu.

Akgül, sivil toplum kuruluşlarınca Dernekkırı Mahallesi'nde depremzedeler için yaptırılan prefabrike konutlarda zor şartlar altında yaşam mücadelesi verdiklerine dikkati çekerek, konutlarda altyapının tamamen çöktüğünü söyledi.

Prefabrike konutların çevresinin lağım sularıyla dolu olduğuna işaret eden Akgül, "Lağım suları yollarda, çocuklar girip oynuyorlar. Sinekler oradan alıp mikropları yiyeceklerimize bulaştırıyor. Sularımız artezyen, içme sularını dışardan alıyoruz. Bazı prefabrikelere gün içinde hiç gitmiyor su. Çamaşır yıkarken bile ilave su dökmek zorunda kalıyoruz yani. Bizi tamamen kendi halimize bıraktılar. İmkanlar el verdiği zaman mutlaka buradan gideceğim. Köylerden küçük bir arsa alabilirsek gideceğim. Oraya küçük bir ev yapacağım, kendi çapımızda. Ama asla beton olmayacak. Çelik konstrüksiyon veya ahşap olabilir. İçinde huzurlu olabilmeliyim. Eşim veya oğlum evde olmadığı zaman rahat olabilmeliyim"şeklinde konuştu.

Akgül, birkaç yıl önce TOKİ'nin ihtiyaç sahipleri için toplu konut yaptırdığını hatırlatarak, büyük umutlar besleyerek kuraya katılmalarına rağmen kendilerine konut çıkmadığını söyledi.

-"HER YIL ANMA TÖRENLERİNE KATILIYORUM"-

Akgül, her yıl 17 Ağustos gecesi saat 03. 02'de kızının fotoğrafıyla birlikte kent merkezine geldiğini belirterek, ağladığını söyledi.

Her yıl anma törenlerine katıldığını kaydeden Akgül, "İnsanların bu kadar duyarsız olmalarına üzülüyorum. Oğlum ilk defa oy kullanacağı için Başbakanımızdan mektup gelmiş. Başbakanımız çocuğumun burada olduğunu ve yaşadığını biliyor ama duyarsızlığa bakar mısınız? Çadır hayatı yaşayan insanlarla aynı kefeye konuluyoruz. Onları kınadığımdan değil. Hepsi benim komşularım. Başbakanımız biliyor burada yaşadığımızı ama bir şey yapmıyor?' şeklinde konuştu.

- SAKARYA

(Anadolu Ajansı)

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.