Ayasofya’da namaz bir başkadır

Ayasofya’da namaz bir başkadır

Ayasofya’nın ibadete açılması ‘diplomatik bir zaruret’tir…

“Artık ayasofyanın açılması, bu oruç günlerinde ışığa susamış şerefelerinin hakikatin aydınlığına ve sesine kavuşturulması, umudun uzayan gün ışığı altın mahyalarla donatılması bir zaruret haline gelmiştir. İlerisine geçilmez ve geri dönülmez bir zaruret” Sezai Karakoç-Sütun-1967-68

Ayasofya marşlara, şiirlere, ezgilere, rüyalara konu oldu. Bir neslin ufku, bir neslin kavgası oldu. O nesil hala hayatta ama gençliklerinde attıkları  sloganları, ettikleri yeminleri kimi cumhurbaşkanı, kimi başbakan, kimi meclis başkanı ve sayısız bakan, vekil, bürokrat ve işadamı olmuş olsada Ayasofya konusu onlar için “gençlik heyecanı” olarak tarihte yerini aldı. Konjoktür hazretleri, iktidar etme ve iktidarda kalma sevigisi bir çok şeyin üzerini örttüğü gibi “zincirler kırılacak/Ayasofya açılacak” sloganını da anlamsızlaştırdı. Oysa bu nesil “Ayasofya mahzun feryat ederken” bayram mı olurmuş der ve eklerlerdi “bayramsa bayramınız mübarek olsun”. Nizam-ı Alem gençliği durup dururken hazretlerin gündemini birden “fethin sembolü” olarak gördükleri Ayasofyayı yeniden gündeme sokuverdi. Bayram namazını Ayasofya’da kılalım dediler. Ne kadar da zamansız oldu değil mi! Anayasa değişikliği ile uğraşılırken, dibine kadar siyasallaşmış yargıyla uğraşırken, balyozlar havada uçuşurken, ergenekonun sisleri ortalığı kaplamışken sırası mı canım Ayasofya ibadete açılsın sloganının. Hem karşısında koskoca Sultanahmet yok mu! Gitsinler orada kılıversinler. Bizde tarihten unutulmuş bazı Ayasofya eylemlerini hatırlatarak Nizam-ı Alem gençliğine bu onurlu tavırları için bir selam çakalım…  

Sebil dergisi Kadir Mısıroğlu tarafından çıkarılmış ve uzunca bir süre İslamcı gençliğin cumhuriyet tarihine eleştirel bir tavırla yaklaşmasında ön ayak olmuştur.

Sebil dergisi bir çok sayısında Ayasofya’yı kapak konusu yaptığı gibi dergi içerisindeki yazılarda da Ayasofya meselesini sürekli gündemde tutmuştur. Sebil, Ayasofya’nın tekrar cami olarak ibadete açılmasının Cumhuriyet Türkiye’sinin İslamcılara olan diyaloğunun yeniden kurulması açısından bir zaruret olarak görmüş. Ona göre iktidara uzunca bir süre sahip olan Kemalist ve laik kadrolar Lozan antlaşması hükümlerince fethin sembolü camiyi müze haline getirmişlerdir. Dolayısıyla Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması hem bir iç hesaplaşmayı hem de uluslar arası bir hesaplaşmayı barındırır.

Ayasofya’nın tekrar ibadete açılmasını gündemde tutan öğrenci hareketlerinden birisi de MTTB’dir.

MTTB çeşitli paltformalarda Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması için farklı girişimlerde bulunurken MTTB içerisinde başka bir grupta düzenli olarak Ayasofya’da namaz kılma kararı alırlar. Böylelikle yasak filli olarak delinecek ve İstanbul haklıda öğrencilere destek vererek siyasi iktidarların caminin müze olarak kalması gerektiği konusundaki ısrarları kırılacaktı. MTTB çeşitli dönemlerde toplu olarak Ayasofya’da namaz kılarak sivil itaatsizlik göstermişlerdir. MTTB’liler ilk kez 1976’nın Mayıs ayınında toplu olarak namaz kılarlar. Buradaki amaç 29 mayısta kutlanacak olan Fetih Kutlamalarında müzenin tekrar camiye çevrilmesi için kamuoyu oluşturmaktır. Bu eylem çok ses getirir ve özellikle Kemalist çevreler “laiklik elden gidiyor” kampanyaları başlatarak bu eylemi etkisizleştirmeye çalışırlar. Bundan bir yıl sonra bu sefer tamda fetih kutlamalarının yapıldığı tarih olan 29 Mayıs 1977’de MTTB’liler tekrar namaz kılmak amacıyla Ayasofya’ya yönelirler. Ancak bu sefer polisin tavrı sert olur ve MTTB’lilerin Ayasofya camisinde toplu namaz kılma teşebbüsleri atıl kalır. Bundan sonra MTTB birkaç kez daha Ayasofya’da namaz teşebbüsünde bulunsada başarılı olamaz.

MTTB dışında Ayasofya’da namaz yasağını bireysel olarak delme girişimleri sık  sık yaşanır.

Bir çok namaz karakolda sonlanır. Ancak İslamcılar için Ayasofya’nın tekrar ibadete açılma meselesi sonlanmaz. Milli Selamet Partisi lideri Necmettin Erbakan’da Ayasofya’nın bir an önce ibadete açılması gerektiğini bütün eylem ve söylemlerinde dile getirmekte ve “sultan fatih’in fethin sembolü olarak bize miras bıraktığı Ayasofya’da akşam namazı kılacağını” söylemekteydi. Ancak o da başarılı olamadı. Sezai Karakoç Ayasofya’nın açılmasını 67-68 yıllarında tevafuk o yıllarda ramazana denk geliyormuş ki diplomatik bir zarurette olduğunun altını çizer.    

 

Serkan Yorgancılar

HaberKültür.Net

 

Etiketler :