BİR GÖNÜL ERBABI DR. METİN ERKAYA’NIN VEFATI VE BÜYÜK ACIMIZ

BİR GÖNÜL ERBABI DR. METİN ERKAYA’NIN VEFATI VE BÜYÜK ACIMIZ

Mustafa Salim dün gece vefat eden Dr. Metin Erkaya’yı yazdı.

Tarihler 6 Şubat 2023’ü gösterdiği bugün sabah namazına kalkarken iki önemli ve üzücü haberle uyanmak belli ki hayatta unutulmayacak anlardan biri olacaktır. Biri genel manada haberlere konu olan 7.4 şiddettinde yaşadığımız deprem diğeri de şiddeti hesaplanmayacak derecede gönülleri sarsan Dr. Metin Erkaya abimizin ölüm haberi. Her ikisi de üzen birer olay; unutulmayacak derecede izler bırakacak acılı durum.

Depremden dolayı milletimizin başı sağ olsun. Geçmiş olsun Türkiyem. Rabbim beterin de beterinden korusun bu aziz milleti.

Metin Abimizin vefatı da sevenleri ve gönül verenlerinin ruhunda büyük sarsıntılara yol açtı. Enkazı çok büyük hasar meydana getirdi biz dostlarının gönlünde. Öyle büyük bir acı ki kelimeler yetmiyor ifade etmeye. Millete adanmış bir ömrün sahibiydi o...

Çünkü;
Güzel bir insandı. Değerliydi. Bilgiliydi. İmanlıydı. Gönül erbabıydı. Diğergamdı. Herkesin yardımına koşan merhamet abidesiydi. Kültürü yüksek, deniz engini bir insandı. Dert babasıydı. Doktorumuzdu. Psikolojik danışmanımızdı. Milletin derdiyle dertlenen, ümmet için yüreği parça parça olan bir dervişti aynı zamanda.

Uzun süredir tedavi gördüğü hastanede bu sabah vefat etti. Bir kelime ile bir çırpıda ifade edilen bu durum izahen kolay olsa da dolu dolu geçen bir ömrün sahibi için bunu söylemek elbette öyle pek de kolay olmuyor.

İstanbul Tıp Fakültesi Mezunu Metin Erkaya, hekimlik hizmetini özelden ifa etti. Vefatına kadar da özel bir hastanede çalışıyordu.

Onun asıl hekimliği Allah yoluna döşenen taşlarda gösteriyordu kendisini. Cennet yoluna götüren dokunuşlardaydı.

Her anını Rabbine teslim eden koca yürekli bir insandı. Bir alperendi. Cihadın her çeşidinde imzası olan bir mücahitti. İbadete olan düşkünlüğü, sağlam İslami akidesi, deryalar enginliğindeki bilgi ve kültürü, siyasi ve felsefik analizleri ve örnek hayatıyla insanlığı aydınlatmaya çalışan Allah’ın muvahhid bir kuluydu.

Tebliğin esarına vukufiyeti üst seviyelerdeydi. Hayatı bu manada mücadele içinde olan kolonizatör bir Türk Dervişiydi. Bir gün karşına bir Ebubekir olarak çıkar uzattığı yardım elinden varını yoğunu harcarken, bir gün hakikatin keskin kılıcı bir Ömer oluverirdi. Merhametinde bir Osman, ilimde bir Ali idi. Resulullah aşığı bir mümindi.

Hayatımın fikir çilesinin unutulmaz üç ayağından biriydi. Abdulhamidler, Resul ağabeyler bu yolun tohumlarını atarken ruhuma, sonraki şekil vereniydi Metin abimiz.

Üniversite yıllarımda tanımıştım kendisini. Öğretmen olarak atandığımda Sincan İmam Hatip Lisesi'ni tercihimin ana sebebi Metin Erkaya’ya yakın olmaktı. Rabbim nasip etmişti bunu bana ve 1992 yılından beri kendisine komşu olma bahtiyarlığını elde etmiştim.

Hayata yeni atılan herkes gibi bizim de elbette bir yol göstericiye ihtiyacımız vardı. Benim yol göstericim, hayattaki kılavuzumdu Metin Erkaya. Okul çıkışlarında mutlaka yanına uğrardım; muayenehanesi yakındı okula ve bir mektepti benim için. Muayenehanesi bizim ruhumuzun dinlendiği yerdi.

Öğrencilerime yönelik yaptığım kültürel faaliyetlerde hep o vardı yanımda. Özellikle de 28 Şubat sürecinde çektiğimiz çilenin yaralarına merhemi o sürmüştü, şifa olmuştu bunalan ruhlarımıza. Bilirdik ki sıkıntımız ne olursa olsun, çilekeş abimizin bir dokunuşu yetecekti her şeyimize.

Mahmut Esad Coşan hocamızı, fikren, siyaseten, ilmen ve felsefesini anlayan ender insanlardan biriydi. Hocamızın kasetlerdeki sohbetleri çözümleyerek yazıya aktarışındaki gayretine bizzat şahit olan biriydim. Bal tutan parmakların balsız kalmayacağı gerçeğini onun çalışmalarında şahit olmuştuk. Çünkü çözümlediği sohbetlerin incelemesinde mutlaka sana da bir görev verir ve farkında olmadan seni de çekerdi bu ilmi çalışmaların içine. Kitapların önsözünde Mahmut Bazçalı ve Durmuş Gültekin gibi isimler arasına bizim de olurdu ismimiz bal tutan eller misali... Böylece ballar balını tadardın onun meclislerinde.

Hocamızın eserlerinin çoğu onun çalışmalarının sonucu piyasaya sürüldü. İnsanların istifadesine amade edildi. Bu ilmi çalışmaları yaparken yalnız değildi elbette. Aynı heyecan ve şevkle bu çalışmanın içine Hacı Ali ve Hasan Hüseyin Erkaya’yı da almıştı. Çalışmaların üç ayağıydı bunlar. Kendisi bu faaliyetlerde bulunurken fikir ve açılım noktasında yardımını esirgemeyen kardeşlerinden büyük işadamı Hacı Ali Erkaya ve Üniversite ayağında da akademisyen Hasan Hüseyin Erkaya’nın marifetleriyle ulusal boyuttan uluslarası boyutlara varan çalışmalarla bir ümmet hizmeti ifa edilirdi.

Hocamızın sohbetlerinden istifade edilmesi yolunda yaptığı mücadelelerle geçen koca bir ömrün insanıydı. Çünkü bu sohbetler tebliğ içindi. Allah’ın yoluna davetin birer aracıydı. Hakkın ifadesiydi. Var olmanın gayesiydi. Ebedi hayatı kazanmanın sebepleriydi. Bir hadis için aylarca yol alan ulemanın izini takip etmenin günümüzdeki çabasıydı.

İşlerimizin yoğunluğunda görüşemediğimiz haftalarda ise bu bilgilenmelerdeki eksikliğimizin açığını da haftada bir yaptığımız sohbetlerde bir araya geldiğimizde giderirdik. Onunla bulunduğumuz ortamlarda zamanın nasıl geçtiğini bilemez ve geçmesini de istemezdik. Her anımız dolu dolu geçerdi. Boşuna söylenen bir söz olmazdı Metin Abimizin olduğu ortamlarda. Hekimliğinden artan zamanı ilimle uğraşarak dinlenmeyi seçen bir samimiyetin timsaliydi.

Celalliydi. Haksızlığa tahammülü olmazdı. Kızgınlığı anlıktı. Çünkü nefsi için kızmazdı. Allah için sever Allah için buğz ederdi. Bu yüzden kin beslemez, hatasından döneni hemen affederdi.

Çok zekiydi. Söylenen sözlerin derinlerdeki manasını hemen kavrar, cevabı da ona göre olurdu. Sebebini ilk anda anlayamadığımız tepkilerin nedenini daha sonraki açıklamalarıyla izah ederdi. Hocamızın teşvikiyle kısa bir zaman diliminde Özbekçeyi öğrenmiş, eserlerin bu dile tercümesine de katkı sağlamıştır. Arapça’yı, okuduğu hadis metinlerini anlayacak seviyede öğrenerek, ilahiyat alanında doktora seviyesinde bir bilgi seviyesine ulaşmıştır.

Feraseti zahir biriydi. Tabiri caiz ise kimin elinin kimin cebinde olduğunu gören, bilen bir derinliğin insanıydı. Dünya siyasetini iyi bilirdi. Ülkemize olan yansımalarını net görürdü. Olayların perde arkasını iyi okurdu.

Yakın tarihimizde cereyan eden tüm olayların iç yüzünü bildiği için siyasi analizleri dikkat çekecek derecede yerinde ve gerçeklerin ekseninde olurdu.

Zeki olur da nüktedanlığı olmaz mıydı? Çok ince esprileri olan, gülen ve güldürmeyi de bilen hoş sohbet ve muhabbet ehli, güzel bir insandı.

Ümmetin ihtiyaç duyduğu bir insandı. Boşa geçen zamanı olmadığı için vefatı biz insanlar için büyük bir kayıp olmaktadır.

Yoğun bakımdayken yanına vardığımda, ilaçların tesiriyle ara ara uyuklamasına rağmen her uyandığında farklı bir konudan bahsedişteki gayreti bir samimiyetin ifadesiydi. Zor konuşmasına rağmen o anında bile derin ilmi mevzulara girmesi dikkatimden kaçmamıştı; tanıdığım biri olduğu için de işte bir ömrünü ilim yolunda geçiren bir insanın yapması gereken de buydu deyivermiştim kendi kendime. Faizden bahsediyordu. Yanlış uygulamaların olduğunu dile getiriyordu o çilekeş vaziyetine bakmadan. Çok manidar gelmişti bana. Sıradan bir insanın yaptığını yapmıyordu. Şuram ağrıyor, halim nice olacak, ey vah demiyordu. Yüzündeki gülümsemeyi hiç unutamıyorum. Yüzündeki nuru. Kasvet yoktu kendi halinde. Hatta gıpta bile edilecek bir durumu vardı. Allah dostlarında olması gereken bir teslimiyetti Metin Abimizin o an yaşadığı.

Hocasını ne kadar seviyormuş ki ikisinin de vefatı şubat ayında oluyor. Hocası 4 şubatta kendisi 6 şubatta terki dünya ediyordu.

Benim şubatlardan çektiğim soğukların esen meltemiydi Metin abimiz. Müstefit olmuştum derin bilgi ve tecrübesinden.

Yetiştirdiği güzide evlatları da babasının yolunda giden birer mücahid. Babalarına yaraşır evlat bırakmak bir meziyet ve bu meziyetin sahibi Metin abimiz.

Seni anlatmaya kelimler yetmiyor ki…
Üzerine makaleler yazılacak bir büyük bir dava adamısın. Hatta tezler yazılacak koca bir insan. İçimizde derin boşluklar bırakarak gidişinin tek tesellisi ahrette buluşmamızdır.

Matin abi, vefat ettiğin an Türkiye 7.4 depremiyle sarsıldı biliyor musun? Senin gidişin bize daha da ağır geldi.

Mekanın cennet olsun. Resulullah’a komşu olasın. Tüm hayatını Resulullah’ı tanıtmakla geçirdin. 65 yaşında bizden ayrılıyorsun. 2023 zaferimiz sensiz olacak.

Mustafa SALİM
06 Şubat 2023, SİNCAN.

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum