Fatih Sultan, yemeklerini niçin yalnız yerdi

Fatih Sultan, yemeklerini niçin yalnız yerdi

Star yazarı Ramazan Bingöl, cihan padişahı Fatih Sultan Mehmet'in yemeklerini yalnız yediğini yazdı ve gerekçesini anlattı.

Ramazan Bingöl'ün İstanbul ekinde yer alan yazısının ilgili bölümü şöyle:

"Osmanlı Devleti’nin tartışmasız en büyük padişahlarından birisi olan Fatih Sultan Mehmet Han’ın ‘Kanunname’si elime geçti. Osmanlı Devleti’ni Devlet-i Âliye-yi Osmâniyye

(Osmanlı İmparatorluğu) yapan ve ilk yazılı kanunnameyi hazırlayan padişahın; bu kanunlarda yemekten bahsedip bahsetmediğini bilmek isteyeceğinizi düşündüm.

Fatih Sultan Mehmet’in hazırladığı Kanunnâme-i Âli Osman’da şöyle bir madde geçiyor.

“Ve cenâb-ı şerifim ile kimesne ta’âm yimek kanûnum değildir. Meğer ki ehl[ü] ıyâlden ola... Ecdâd-ı izâmım vüzerâsiyle yerler imiş. Ben ref’ etmişimdir.”

Manası:

“Benimle kimse yemek yemeyecek (yemeklerimi yalnız yiyeceğim). Bundan ailem müstesnadır (hariçtir). Benden önceki padişahlar vezirleriyle (Bakanlarla) yerlermiş. Ben bunu yasakladım.”

Marianna Yerasimos’un ‘500 yıllık Osmanlı Mutfağı’ adlı kitabında da bahsediliyor bu müthiş uygulamadan... “Osmanlı padişahları, Fatih’in başlattığı bir uygulamayla, bir ‘Cihan hükümdarı’na yakışacak şekilde, yalnız yemek yerlerdi. Padişah, sarayda özel dairesinde, saray dışında da çadırında, sofrada tek başına yemek yerken çevresinde ona hizmet eden onlarca Enderun içoğlanının yanı sıra, her yemeği ayrı ayrı tadan çeşnicibaşı, saray erzaklarının korunduğu Kilâr-ı Âmire’den sorumlu Kilercibaşı ve başka üst düzey görevlileri, hiç konuşmadan ve en ufak bir gürültü yapmadan el pençe divan beklerlerdi. Yemeğin, Has Mutfak’tan Daire Kapısı’na kadar taşınması ise, Baron Wratislaw’ın deyimiyle “Birbirine yakın, boyalı mankenler ya da heykeller gibi sessizce ayakta duran” iki yüz kadar kırmızı elbiseli hizmetkâr tarafından yapılırdı. (Burada şüphelerim var.)

Padişah özelini kimseyle paylaşmak istemedi

Fatih Sultan Mehmet Han’ın kanununa ve Marianna Yerasimos’un kitabında yazanlara bakıldığında ortaya çıkan tablo şu: Padişahın ulaşılamaz bir noktada olması gerektiği düşüncesi ağır basmaktadır. Günümüz şartlarındaki gibi yemek sosyal bir kavram olmaktan ziyade bir ihtiyaç halindedir ve padişah ihtiyaçlarını özelleri dışında kimsenin önünde paylaşmak istememektedir. Kendisine özel olan bu yemek merasimini sadece istediği kişilerle paylaşmıştır. Bugün bir standart haline gelen protokoller; o günlerde ülkelere özel geleneklerden oluşuyordu. Kültürleri yansıtıyor, hayranlık uyandırıyordu. Tabi ki bu kanunun uzmanlar ve tarihçilerce geniş bir şekilde tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Ben sadece bu büyük padişahın bir özelliğini sizlerle paylaştım... 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum