Fehmi Koru`dan KOLONYA cevabı

Fehmi Koru`dan KOLONYA cevabı

Muhafazakarlar kolonya kullanmaz.. Hanım efendinin burnu koku almıyor galiba..

24 TV, bir gazeteye verdiği bir röpotajda, "Beni en çok limon kolonyası kullanan bazı konuklar zorlar. Dayanamıyorum, burnumun direği sızlıyor, konudan da kopuyorum, yayından da..." diyen Bahar Feyzan`ın iş akdini feshetmişti.

Türk medya dünyası litaretürüne Oray Eğin tarafından kazandırılan Kolonya kokuu yazar tabirinin sahibi Fehmi Koru, Taha Kıvanç mahlasıyla bugün Bayramları ve kolonya kültürünü yazdı.. Muhafazakar camiadan tepki alan Feyzan`a da bir anlamda gönderme yaptı: Burnu iyi koku almıyor..

ESKİ BAYRAMLAR
`Bayram` denildiğinde yaşınıza göre gözünüzün önünde çok farklı görüntüler canlanıverir: Birlikte yatağa girilen yepyeni pabuçlar... Gıcır gıcır bir takım elbise... Oyuncak... Tatil müjdesi... Gidilen-görülen yerler... `Bayram` sözcüğü bende sağ kolumda şişlik hissini aklıma getirir... Arife gününde dükkâna doluşan müşterilerin şişelerine kocaman pompayla kolonya aktarmam yüzünden bayram günü çektiğim sızıları...

Eskiden en nâzik ifadesini `bir mâniniz yoksa annemler size gelecek` cümlesinde bulan bir haber bildirimiyle gidilen ev ziyaretleri olurdu. Komşular, akrabalar, tanıdıklar birbirine gider ve muhabbetli günler ve akşamlar geçirirdi. O ziyaretlerin vazgeçilmez iki unsurundan biriydi kolonya... Bayramda cep telefonuyla kısa mesaj bırakmak şu son on yılın âdetidir; öncesinde, yakınları evlerinde ziyaret etme alışkanlığımız vardı.

GÜZEL ŞİŞELER İÇİNDE KOLONYALAR
Şimdi insanlar tanıdıklarından mümkün olduğu kadar uzaklara seyahate gidiyorlar bayramlarda; eskidense uzakta yaşayanlar bile âilenin diğer fertleriyle birarada olabilmek, büyüklerin hal ve hatrını bizzat sormak için bayramlarda memlekete koşardı.

Ailenin ve ziyaretçilerin çocuklarına daha çok beyaz mendil içinde kâğıt para verilirdi. Kapıyı çalıp el öpen tanımadık çocuklar için bozukluklar olurdu. Kim gelirse gelsin, herkes için evde mutlaka şeker ve kolonya bulundurulurdu; küçüklü-büyüklü güzel şişeler içerisinde kolonya...

KENDİ ÜRETİMİMİZ KOKULARI SUNARDIK
Neden kolonya denildiğinde `limon` akla geliyor, bilemem; oysa evlerde ikram için onlarca çeşit kolonya satılırdı dükkânımızda: Altın damlası Eczacıbaşı Ailesi`nin kurucusu İzmirli Süleyman Ferit Bey`in mamulüydü. Gizli çiçek kolonyası da İzmir kökenliydi, Aktaş Eczanesi tarafından üretilirdi. Balıkesir beyaz zambak, Düzce tütün kolonyasını ünlendirmişti. Bunlara ek olarak kendi üretimimiz olan kokuları sunardık Başdurak`taki dükkânımızda...

Arife günleri eş-dost da yardıma geldiği halde sabahtan akşama kadar pompa sıkmaktan kollarım iflâs eder, bayrama şiş pazularla girerdim...

MUHAFAZKARLAR KOLONYADAN UZAK DURURLAR
Kendisiyle yapılan bir mülâkatta “Bana ters gelen tek şey ekrana çıkardığım konukların kolonya kokması” dediği için bir haber sunucusu hanımın iş akdinin feshedildiğine dair haberler ve ardından yapılan yorumları okudukça gülüyorum. Muhafazakârlar kolonya sürermiş ve o sözler muhafazakârlığın eleştirisi sayılmış...

UZATIN GERİ ÇEVİRİRLER ÇÜNKÜ..
Oysa bazı muhafazakârlar kolonyadan genellikle uzak durmuşlardır. Bugün bile ikram etmeye kalktığınızda o çevreden insanlardan geri çevirenler çok olur. Kolonyanın asli maddesi alkol olduğu için... 1960`lı yıllarda bir açıkgöz o tür muhafazakârlar için `alkolsüz kolonya` üretmeye başlamıştı da, üretimde kullandığı hammaddenin ciddi tehlikelere yol açtığı anlaşılmıştı.

FETVALARA RAĞMEN DEVAM EDER
Geçenlerde bir kanalda konuşan sakallı ve sarıklı bir hocaefendinin, domuz gribine yakalanmamak için eli sıkça kolonya ile yıkama tavsiyesinin hemen ardından, “Merak etmeyin, zaruret durumunda, elinizi rakıyla bile yıkayabilirsiniz, haram olan rakının içilmesidir” dediğini işittiğimde ağzım kulaklarıma vardı. Prof. Hayrettin Karaman gibi sözü dinlenir hocaların kitaplarında sayfalar dolusu işleyip “İçinde alkol vardır, ama kolonya sürülmesi câizdir” fetvası vermelerine rağmen soğukluk bazı dindarlarda hâlâ devam eder.

SPİKER HANIMIN BURNU KOKU ALMIYOR
Kolonya kullananlar şimdilerde o kadar azaldı ki, o spiker hanımın burnunun iyi koku almadığına iddiaya girebilirsiniz. Koku seven hemen herkes artık `parfüm` kullanıyor; eminim, kendisini kovanlar da öyledir... Ziyaretler hayli azaldığı için evlerde kolonya bulundurulduğunu bile sanmam...

KOLONYA AZALDI PARFÜM ARTTI
İşin bu noktaya varacağını, dükkânda babama yardımı hep sürdüren kardeşimin de parfüm kullanmaya başladığını fark ettiğim 1970`lerde düşünmeye başlamıştım. Ardından kolonya ile dolu rafların yanında parfümlere de küçük bir raf açıldı dükkânda; sonraki her uğrayışımda parfüm rafı sayısının arttığını görüyordum. Kısa sürede kolonyanın yerini istila etti türlü çeşitli parfümler...

GLOBAL SİSTEME KOKUYLA BAĞLANDIK
“Türkiye global sisteme önce kokuyla bağlandı” dersem lütfen şaşırmayınız. Pek çok hayati ihtiyacı yurtdışından getirtemez bir ülkeyken bile, Türkiye`de her renkten parfüm bir yolunu bulup raflara kuruluyordu. Kolonyacı dükkânları kısa sürede `parfümeri` haline dönüştü, küreselleşmenin ilk ve henüz bütün özellikleriyle kendini ele vermeyen hamlesinde...

EVDE KİMSE KOLONYA TUTMADI
Limon kolonyasını Türkiye`de yaygınlaştıran `Pe-Re-Ja`ydı; süreç içerisinde kapandı gitti. Hâlâ üretimde ısrar eden, limon ve lavanda kolonyalarıyla İstanbul İstiklal Caddesi`ndeki `Rebul Eczanesi` var. Bizim ailenin bazı fertleri bayrağı düşürmemek için dedelerden gelen çizgiyi sürdürüyor; `Kokucu Muzaffer` lâkaplı babam “Bu kadar yeter” deyip dükkânı kapayalı herhalde 15 yıldan fazla oluyor...

Biraz önce evimiz konuk kaynıyordu; yan gözle baktım, her türlü ikram vardı da, kimsenin aklına kolonya tutmak gelmedi.

Etiketler :