II. Uluslararası Ayasofya Sempozyumu.

II. Uluslararası Ayasofya Sempozyumu.

Vakıflar Genel Müdürü Burhan Ersoy:- "Ayasofya'yı camiye dönüştüren ve yeniden inşa eden zihniyet, aslında bir medeniyet tasavvurunun yolunu açmıştır. Bu yüzden Ayasofya ve İstanbul’un fethini sloganla değil, felsefe ile yeniden okumak gerekir".

İSTANBUL (AA) - Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Ayasofya Araştırmaları Merkezince "Kadim Bir Mabedin Tarihi" başlığıyla düzenlenen II. Uluslararası Ayasofya Sempozyumu başladı.

FSMVÜ Ayasofya Yerleşkesi'nde (Ayasofya Medresesi), Ayasofya'nın tarihine mercek tutulacak uluslararası sempozyumun açılışına yurt içi ve yurt dışından akademisyen, araştırmacı ve yazarlar katıldı.

Sempozyum açılışında konuşan Vakıflar Genel Müdürü Burhan Ersoy, Ayasofya'nın yalnızca bir mabet değil; bir idealin, bir medeniyet tasavvurunun, bir inancın sembolü olduğunu söyledi.

Ersoy, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "İmparatorluğun mimarisi imparatorluğun kendisine benzer" sözünü hatırlatarak şöyle devam etti:

"Ayasofya'yı camiye dönüştüren ve yeniden inşa eden zihniyet, aslında bir medeniyet tasavvurunun yolunu açmıştır. Bu yüzden Ayasofya ve İstanbul'un fethini sloganla değil, felsefe ile yeniden okumak gerekir. İstanbul'un yeniden inşa ve ihyasında, bir İslam şehrine dönüşmesinde büyük bir rolü olan Ayasofya Vakfiyesi, bugün kadim şehirlerimizin yeniden imar edilmesinde yol gösterici, kılavuz bir metin olarak okunmalıdır. Bir şehir yeniden nasıl imar edilir, nasıl dönüştürülür, nasıl bir ruh kazandırılır sorularına cevap arayanlar mutlaka Ayasofya vakfiyesine bakmalıdırlar."

Ayasofya'nın bir vakıf eseri olduğuna vurgu yapan Ersoy, asli hüviyetine dönüştürülmesinin Müslümanların duygularına tercümanlık eden bir adım olduğunu ifade etti.

- "Ayasofya, bir toplumsal hatıra mekanıdır"

FSMVÜ Rektörü Prof. Dr. M. Fatih Andı ise Uluslararası Ayasofya Sempozyumu'nun ikincisini Ayasofya Medresesi'nde düzenlemekten büyük memnuniyet duyduklarını dile getirdi.

Andı, insanoğlunun bir mekana bağlı olarak gerçekleştirdiği sanatların başında mimari geldiğine işaret ederek şunları kaydetti:

"Mimari sanatı ise zamanı bünyesine bir ruh olarak aldığı oranda değer kazanır. Toplumsal hayat içindeki yapıcı işlerini inşa etmeye başlar. Zaman hem takvimlere yansıyan kronolojik bir olguyu ifade eder hem de bir toplumun aktüeldeki zihniyet, yaşayış, değerler ve inanç gibi maya unsurlarının toplamını karşılar. Zamanın ruhu dediğimiz böyle bir şeydir. Bu ruh, mekana ne kadar sinerse mekan o kadar aidiyet ve kıymet libasını giyinir. Mekanın kimliği ve daha da önemlisi anlamı, böyle böyle oluşur. Bu anlam giderek somut görünümlerinin sanatsal özelliklerinin bile önüne geçebilir. Bizim için bugün Süleymaniye (Camii) böyle bir eserdir. Sultanahmet de böyle bir eserdir. Selimiye böyle bir eserdir. Ayasofya da bu bağlamda bize seslenen, anlamlar söyleyen bir eserdir. Bir hafıza mekanıdır. Yaşadıklarıyla, yaşattıklarıyla bir toplumsal hatıra mekanıdır."

Ayasofya Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Zekeriya Kurşun'un da konuştuğu açılış programının ardından oturum başkanlığını Uğur Derman'ın üstlendiği ve Dr. Fatma Sema Sekban, Mevlüt Çam, Dr. Aliye Öten'in konuk olduğu panelle devam etti.

- II. Uluslararası Ayasofya Sempozyumu hakkında

FSMVÜ Ayasofya Araştırmaları Merkezi tarafından 27-29 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek II. Uluslararası Ayasofya Sempozyumu'nda Ayasofya'nın devletler ve iktidarlar, dini inanç ve ritüeller, kültürler ve toplumlararası ilişkilerdeki rolü ile mimari, sanat, musiki, eğitim, şehir, yazılı ve sözlü kültüre etkileri ele alınacak.

Halkın katılımına açık olan sempozyum, açılış programının ardından cumartesi ve pazar günleri eş zamanlı oturumlarla devam edecek. 9 farklı ülkeden 53 katılımcının yer alacağı sempozyumda 40'ı aşkın bildiri sunulacak.

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.