Kamalak "Türkiye 1’den büyüktür"

Kamalak "Türkiye 1’den büyüktür"

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak parti genel merkezinde yaptığı basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak parti genel merkezinde yaptığı basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin ve bölgenin ateş çemberinden geçtiği şu günlerde kişisel hırslar yüzünden başbakanın koltuğundan edilmesi meselesiyle uğraşıldığına dikkat çeken Kamalak, “Cumhurbaşkanı’nın çok hoşlandığı ve çok sık kullandığı bir cümle var. Diyor ki; ‘Dünya 5’den büyüktür’ Ben de aynı cümle ile sesleniyorum; ‘Türkiye 1’den büyüktür!’  İnanın bu tavır size de, ülkeye de zarar veriyor” diye konuştu.

 

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak parti genel merkezinde yaptığı haftalık olağan basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin coğrafi ve stratejik konumu itibariyle dünyanın en kritik ülkelerinden biri olduğu bildiren Kamalak, 600 yıl dünyaya huzur, barış ve adalet sağlayan bir imparatorluğun varisi olan böylesine bir ülkenin kişisel hırslarla yönetilmemesine gerektiğinin altını çizdi.

TÜRKİYE KİŞİSEL HESAPLARIN TATMİN EDİLECEĞİ BİR ÜLKE DEĞİLDİR

“Hiç kimse kusura bakmasın; Türkiye, balonu patlamış çocuklar gibi, ‘ben sana kızdım’, ‘ben de sana küstüm’ yaklaşımlarıyla yönetilecek bir ülke değildir” ifadelerini kullanan Kamalak şunları kaydetti: “Türkiye, 600 yıl, dünyaya huzur, barış ve adalet getirmiş bir imparatorluğun varisidir. 19 ayrı haçlı seferi bu topraklar üzerinde yapılmış ve yine 19’u da bu topraklar üzerinde durdurulmuştur. 20. Haçlı Sefer de yine bu topraklar üzerinde yapılmaktadır.450 bin şehit pahasına, Çanakkale’yi 7 Düvel’e geçilmez yapan bu topraklardır.  Peki, şimdi durup dururken bunları niye söylüyorum? Türkiye kişisel ihtirasların, kişisel hesapların tatmin edileceği bir ülke değildir.  Hele hele, Türkiye, bir kayyumla yönetilecek bir şirket ülke hiç değildir!”

 

 

 

ÜLKELER, ŞAHISLARLA DEĞİL, KURUM VE KURULUŞLARIYLA KAİMDİR

Seçimle iş başına gelmiş bir başbakanın kayyum mantığı ile yerinden edilmesinin 80 milyonu yakından ilgilendirdiğinin altını çizen Kamalak, “Elbette Ak Parti’nin Genel Başkanı’nın kim olacağı bizi ilgilendirmez. Ak Parti’nin kongresini, ne zaman, nerede, nasıl yapacağı da bizi ilgilendirmez. ‘Kendi iç meseleleridir’ der, geçeriz. Ama; Yapılan iş Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanını koltuğundan ediyorsa, Yapılan iş, anayasayı hiçe sayıyor, parlamenter sistemi yok farz ediyorsa, Seçimle iş başına gelmiş bir başbakanı, kayyum mantığıyla yerinden ediyor ve milli iradeyi yok sayıyorsa, bu hepimizi ilgilendirir. Bütün Türkiye’yi ilgilendirir. 80 milyon vatandaşımızı ilgilendirir. Değerli arkadaşlar, ülkeler, şahıslarla değil, kurum ve kuruluşlarıyla kaimdir.  Asıl olan şahıslar değil, millettir” dedi.

SIKINTILI GÜNLERDEN GEÇERKEN BİR DE BAŞBAKAN YERİNDEN EDİLDİ

Türkiye’nin son yıllarda kurum ve kuruluşlarının büyük oranda yıpratıldığını dile getiren Kamalak, büyük problemlerle uğraşıldığı şu günlerde bir de başbakanın yerinden edilmesi olayıyla karşı karşıya kalındığını belirtti. Kamalak,  “Maalesef Türkiye’nin tarihinde hiçbir zaman, kurallar bu kadar zorlanmamış, kurum ve kuruluşların ayarlarıyla hiçbir zaman bu kadar oynanmamıştır. Ve bunun bedelini bütün millet ödemektedir. Bakın, şimdi günlerdir bir başbakanın gidişini konuşuyoruz. Bundan sonra da günlerce yerine kimin getirileceğini konuşacağız. Oysa Türkiye hem içerde hem de dışarda tarihinin en zorlu ve en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. İçerde toplum hiç olmadığı kadar kutuplaştırılmış ve gerilmiştir. Sağduyu ve akl-ı selimin yerini öfke ve nefret almıştır. Bütün küresel terör örgütlerinin hedefinde Türkiye var. Canlı bombalar, terörist saldırılar ülkenin üzerine, adeta korkunç bir kâbus gibi çökmüştür. Neredeyse 9 aydır şehit haberinin gelmediği bir gün yok. Ekonomi perişan. Esnaf hacizli. Vatandaş, 7’den 70’e borçludur. İslam dünyası, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar bölünmüş, parçalanmış ve birbirine düşürülmüş.  “Komşularla sıfır sorun” sloganıyla başlayan süreç, “Bütün komşularıyla sorunlu bir Türkiye” ortaya çıkarmıştır” diye konuştu.

BAŞBAKAN DEĞİL; ‘BAŞUŞAK!’, BÖYLE ŞEY OLMAZ

Türkiye’nin ateş çemberinden geçtiği dönemde aniden başbakanın koltuğundan edilmesi, ve daha sonra yaşanan tartışmaların ülkeye çok büyük zarar verdiğini anlatan Kamalak, “Tam bir ateş çemberinin içindeyiz. Ateş hızla Türkiye’nin içine doğru yayılıyor.  Peki, böyle bir ortamda, başbakansız kalan Türkiye neyi konuşup tartışıyor? Yeni Başbakan kim olacak? Daha açık ifadesiyle, Sayın Erdoğan kimi atayacak? Muhtemel ismin şu ana kadar bildiğimiz tek bir özelliği var; ‘Düşük profilli bir başbakan!’ Ne demek düşük profilli? Yani millete değil, Sayın Erdoğan’a karşı sorumlu olacak. Millete değil, kendisini o koltuğa oturtana hesap verecek.  Yani Başbakan değil, ‘Başuşak!’ Böyle şey olmaz. Olmamalıdır. Bu durum ne o koltuğa oturana,  Ne de o koltuğa oturtana bir fayda vermez. Sayın Cumhurbaşkanı’nın çok hoşlandığı ve çok sık kullandığı bir cümle var. Diyor ki; ‘Dünya 5’den büyüktür’ Ben de aynı cümle ile Sayın Cumhurbaşkanı’na sesleniyorum; Sayın Cumhurbaşkanım, ‘Türkiye 1’den büyüktür!’  İnanın bu tavır size de, ülkeye de zarar veriyor” şeklinde konuştu.

 

LÜZUMSUZ İŞLERİ BIRAKIP GERÇEK GÜNDEMİMİZE DÖNMELİYİZ

Türkiye’nin biran önce normalleşmesi gerektiğine işaret eden Kamalak, çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı: “Türkiye bir an evvel normalleşmelidir. Çünkü bu durum sürdürülebilir bir durum değildir. Böyle bir dönemde Türkiye’nin, göstermelik değil, köklü değişikliklere ihtiyacı vardır. Zihniyet ve yaklaşım değişmediği takdirde, başbakanın adı Ahmet olmuş, Mehmet olmuş hiç fark etmez. Türkiye’nin şu andaki problemi isim problemi değil, sistem problemidir. Türkiye tıkanmıştır. Türkiye’nin yeni bir döneme, yeni bir yaklaşıma ve yeni bir başlangıca ihtiyacı vardır.Türkiye, ilk etapta barışa sarılmalıdır. Türkiye, kendisiyle barışmalı, Meclisi barışmalı, bölgesiyle barışmalıdır. Zira barış olmadan hiçbir şey yapamayız. Sonra, ikinci önceliğimiz üretim ekonomisine geçiş olmalıdır. Milyonlarca işsiz gencimize iş bulmalıyız. Üçüncü olarak, içi boşaltılmış hukuk sistemimizi yeniden adaletle donatmalıyız. Ve nihayet eğitim sistemi, köklü biçimde yeniden ele alınmalıdır. Zira “Milli Eğitim” dediğimiz bugünkü eğitim sistemimizin, milletimizin ruh köküyle hiçbir ilgisi yoktur. Hâlbuki bir milletin bekası için eğitim son derece önemlidir. Başka bir ifadeyle eğitim sistemi bozuk olan bir milletin geleceğinden söz edilemez.  Kısacası Türkiye, lüzumsuz işleri, sonu gelmeyen tartışmaları, kavgaları bırakarak “gerçek gündemine” dönmelidir. Bu uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyor, inandığımız gerçekleri tarihi bir sorumluluk olarak aziz milletimize arz ediyoruz.”

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.