"Vicdan Sahibi Müslümanlar" imzalı davet

"Vicdan Sahibi Müslümanlar" imzalı davet

Özlem Yağız, Hilal Kaplan ve Neslihan Akbulut bu kez "Vicdan Sahibi Müslümanlar" imzasıyla etnik ayrımcılığa karşı sivil bir tavra davet ediyorlar...

Özlem Yağız, Hilal Kaplan ve Neslihan Akbulut öncülüğünde kurulan ve ilk etkinliklerini Hüseyin Üzmez konusundak tavrı sebebiyle Vakit gazetesi'ne yönelik bir çağrı metnini imzaya açarak başlayan Dindar Hanımlar platformunun bazı üyeleri yeni bir etkinliğe imza attılar. Özlem Yağız, Hilal Kaplan ve Neslihan Akbulut bu kez "Vicdan Sahibi Müslümanlar" imzasıyla etnik ayrımcılığa karşı sivil bir tavra davet ediyorlar... "Vicdan Sahibi Müslümanlar" olarak özellikle son dönemde kimi hükümet yetkililerinin ve başta başbakanın etnik çatışmayı meşrulaştıran ifadeleri, savunma bakanının mücadele ve azınlıklarla ilgili açıklamaları, ve resmi ideolojinin bilinçaltını yansıtan kimi uygulamaları protesto için otak bir metin hazırladılar. Metin destek vermek isteyenler için de vicdansahibimuslumanlar@gmail.com mail adresine mail gönderilmesi vasıtasıyla imzaya açıldı

İşte o metin:

Vicdan Sahibi Müslümanlar

Ayırımcılığa uğramak mı insan evladı için daha ağır bir yüktür yoksa sizi yaralayan, derinden sarsan bir ayırımcılığa şahit olmaya mecbur bırakılmak mı? Bizler yıllardır bu topraklarda başörtüsü yasağından nasibini almış Müslümanlar olarak bambaşka bir zulmü seyretmek zorunda kalmaktan dolayı çok utanıyoruz.

Yaklaşık yüzyıldır pek çok insanın canını yakmaya devam eden, vatandaşlarını “makbul vatandaşlar ve ötekiler” olarak ayıran ulus devlet ideolojisi tüm yakıcılığıyla Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticilerinin dilinde ve tavırlarında gitgide daha şiddetli bir şekilde yer ediyor. Hâlbuki bazılarımız ismindeki vurgudan dolayı adaleti tesis etme noktasında kendilerine ümit bağlamıştık. Hüsrana uğradık.

AYRIMCILIK HER YERDE

Adana’da bir vali çıkıyor Kürt vatandaşlarımıza hitaben “Hem kalaşnikof alırsınız, 15 çocuk yaparsınız hem de maddi durumunuz olmadığından yakınırsınız” gibi sözler söylüyor ve çocukları eylemlere katılan aileleri yeşil kartlarını iptal etmekle tehdit ediyor. Çocuklar sokakta misket oynamaları gereken bir çağda öfkeyle taş atıyorsa “ne yaptık da bu çocuklarıkaybettik?” diye düşünecek yerde devletin onlara sunabildiği tek imkân olan yeşil kartı iptal etmekle tehdit eden zihniyetten utanıyoruz.

Sayın Başbakan yıllardır varlığı yasaklı olan Kürt halkına uğradığı ayrımcılık yolunda somut adımlar atacağı iması ile hükümet olmuşken ‘ya sev ya terk et’ manasına gelebilecek sözler sarf ediyor. Kürt vatandaşlarımıza pompalı tüfekle karşılık verenlere; “Ben vatandaşlarıma özellikle sabrı tavsiye ederim. Fakat tabii bu sabır nereye kadar olacak? Bunun da endişesi içindeyim” diyebiliyor. Pompalı tüfekle ateş açılana ne tavsiye edersiniz Sayın Başbakan, sabrederek ölmesini mi? Hülasa, o konuştukça biz utanmaya devam ediyoruz.

Sayın Cemil Çiçek yıllardır mümkün olan her fırsatta PKK terörünü kimliğini gizleyen Ermenilere bağlayan sözler sarf ediyor, bir halkın aydınlarını “bizi sırtımızdan bıçaklayanlar” kelimesiyle hedef gösteriyor. Zaten o ne zaman konuşsa biz utanıyorduk, hâlâ utanıyoruz.

Son olarak Sayın Vecdi Gönül bu ülkenin tarihinde acı bir yara olan ‘tehcir ve mübadele’ olayını “milli devlet olduk” mantığı ile övücü sözler sarf ediyor. Utancımızı ifade edecek kelimeleri bulmakta aciz kalıyoruz.

TEHCİRDEN ÖVÜNÜNLERDEN UTANIYORUZ

Bu topraklardan yüz binlerce insanın sürülmesine ve ölümüne sebep olmuş çok acı bir tarihi olayın milli devlet olmak mantığı altında övünülecek hiçbir yanı yoktur. Tehcir ve mübadele olayından önce bizler ‘avcılık ve toplayıcılıkla uğraşan kabile toplumları’ değildik. Bu topraklar üzerinde çeşitli dinlerden ve ırklardan insanlar olarak sevabı ile günahı ile bir arada yaşamayı başarabilmiş 600 yıllık bir beraberlik tecrübemiz vardı. Dolayısıyla zorla göç ettirildiğinden dolayı bu ülkenin her köşesine hatıraları sinmiş gayrimüslim insanlarımızın yaşadığı o acı günleri hatırladığımızda bize yakışan öz eleştiri yapmaktır, yaşatılan acıları savunmak değil. İnsanların acıları üzerinden duygusuz, rasyonel gerçeklikler icad etmek hiçbir din, ahlak ve insanlık anlayışına sığmaz. Bir insanın hayatının, onurunun, elinden kayıp gitmiş geçmişinin ve geleceğinin yanında ulus devlet, milli çıkarlar, siyaset dediğimiz şey nedir?

AK Parti iktidarı son demeçleri ile incittiği Gayrimüslim ve Kürt vatandaşlarımızın yaralarını sarmadığı sürece birbirimizi dışlamak değil tanımak için farklılıklarımız olduğunun bilincinde olan Müslümanlar olarak biz utanıyoruz ve utanmaya devam edeceğiz.

* Vicdan Sahibi Müslümanlar

Kaynak:Haber Kaynağı