AK Parti Sözcüsü Çelik, MYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu

"Türkiye'nin demokrasisi bir müzakere konusu değildir, Türkiye'nin güvenliği herhangi bir şekilde pazarlık konusu değildir"

ANKARA (AA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Türkiye'nin demokrasisi bir müzakere konusu değildir, Türkiye'nin güvenliği herhangi bir şekilde pazarlık konusu değildir." dedi.

Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken düzenlediği basın toplantısında, iç, dış siyasi gelişmeler ile güncel politik gelişmelerin kapsamlı bir şekilde değerlendirildiğini bildirdi.

24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle tüm öğretmenlere şükranlarını sunan Ömer Çelik, özellikle Kovid-19 sürecinde öğretmenlerin öğrencilerine sahip çıkma gayreti ve eğitimin aksamaması için gösterdiği fedakarlığın her türlü takdirin üzerinde olduğunu söyledi.

Diyarbakır anneleri ile ilgili gündemi yakından takip etmeye devam ettiklerini belirten Çelik, annelerin evlatlarına kavuşmaya devam ettiklerini hatırlattı.

Annelerin mücadelesinin iki boyutlu olarak tarihe geçeceğine işaret eden AK Parti Sözcüsü Çelik, "Bir tanesi annelerin bir vicdan nöbeti ile evlatlarına kavuşma çığlığıyla bu nöbeti sürdürmeleri, bu eylemleri yapmaları. İkincisi de ana akım pek çok yer tarafından gerek yabancı basın, gerek bazı siyasi partiler tarafından sistematik bir biçimde görmezden gelinmesi." diye konuştu.

Annelerin terör örgütleri tarafından dağa kaçırılan çocuklarını tekrar görmek için mücadele verdiğini dile getiren Çelik, "Maalesef bu görmezden gelinmeye devam ediliyor, ne kadar görmezden gelinirse gelinsin, ne yapılırsa yapılsın o annelerin çığlıkları, o annelerin vicdan nöbetleri evlatlarına ulaşıyor ve evlatlarına kavuşmaya devam ediyor." ifadesini kullandı.

Ömer Çelik, Diyarbakır annelerine destek veren şehit ve gazilerle ilgili bazı sivil toplum kuruluşlarına da şükranlarını sundu.

- Çeviköz'ün açıklamaları

CHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz'ün Türk dış politikasına yönelik değerlendirmelerini de eleştiren Çelik, şöyle devam etti:

"Bu tür açıklamalar sonrasında 'Bu kadar da olmaz, acaba tashih etme imkanı söz konusu olabilir mi?' diyerek biraz bekledik. Mesele sadece eleştirmek ya da köşeye sıkıştırmak için siyaset yapmak değil, doğruyu çoğaltmak için Türkiye'nin milli menfaatleri konusunda bilinci pekiştirmek için de buna dikkat etmek gerektiğini düşünüyoruz. Eleştirmek, köşeye sıkıştırmak siyasetin hiçbir zaman ana motivasyonu olmamalı."

Ömer Çelik, beklemelerine rağmen herhangi bir açıklama yapılmayınca bir süre sonra kendilerinin de bir açıklama yaptığını anımsatarak, şu değerlendirmede bulundu:

"Burada temel bir eleştiri getirdik, 'Yabancı devlet başkanından, yeni seçimden çıkmış bir devlet başkanından demokrasi talep etmek, bu şekildeki bir yaklaşım son derece yanlıştır. Demokrasi bir mal değildir, bir ithal ürünü değildir. Türkiye demokrasisi için bedel ödemiş, başbakanını şehit vermiş, bakanlarını şehit vermiş bir ülkedir. Milletimiz en son 15 Temmuz darbe girişiminde demokrasisine nasıl sahip çıktığını, demokrasisi, milli iradesi konusunda ne kadar kıskanç olduğunu bütün dünyaya gösterdi' dedik. Tabii bununla da kalmıyor mesele, aynı zamanda S400'leri iptal edeceklerini söylüyorlar iktidara geldikleri zaman."

Türkiye'nin S400'leri niye aldığının belli olduğunu anlatan Çelik, Türkiye'nin çevresindeki tehlikelere karşı hava savunma sistemini pekiştirmesi gerektiğini vurguladı.

Bu konuya ilişkin Türkiye'nin müttefiklerinden Patriot almak istediğini, ancak müttefiklerin bunu satmadığını anlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, uygun şartların oluşmasıyla Rusya'dan alımın gerçekleştiğini kaydetti.

Verilmesi halinde halen Patriot almaya hazır olduklarını dile getiren Çelik, şöyle devam etti:

"Cumhuriyet Halk Partisi diyor ki; 'İktidara gelirsek S400'leri iptal edeceğiz' diyor. Peki Türkiye'nin hava savunma sistemi ne olacak? Türkiye'nin güvenlik ihtiyaçları ne olacak? Bütün bunlarla ilgili olarak ortaya çıkan tablo şu; Bu bir 'kes-kopyala-yapıştır' siyasetidir, bu bir tercüme siyasetidir. Tercüme siyaseti olduğu için ithal ikameci bir demokrasi arayışıdır bu. Tamamen ithal ikameci bir siyaset anlayışıyla demokrasiyi bir mal gibi görüp, bir yerden bir yere ithal edebileceklerini zannediyorlar. Çünkü kendi vesayetlerini de aynı mantıkla yurt dışına ihraç kararı almışlar gibi bir tablo ortaya çıkıyor.

Şimdi şöyle bir noktaya geliyor iş, yani niçin Türkiye'nin hava savunma ihtiyacı için tedarik ettiği sistemleri iptal edeceksiniz ya da Türkiye'nin Libya da meşru çıkarlarını korumak için giriştiği mücadeleyi niye eleştiriyorsunuz? Eğer Türkiye oradaki meşru yönetime destek vermezse, burada Libya ile yaptığımız anlaşmayı berhava edecek, milli çıkarlarımıza halel getirmek isteyen bir Hafter yönetimi orada söz konusu. Aynı şekilde Suriye'den asker çekmemizi istiyorlar. Peki Suriye'den asker çektiğimiz zaman ne olacak? Bütün bu tablonun içerisinde demokrasi talebini, Biden'a dönük olarak demokrasi vurgusu yapacağız şeklindeki sözü değerlendirdiğinizde, doğrusunu söylemek gerekirse bunun siyasi bilinçten yoksun ve ahlaki olarak da asla kabul edilemeyecek bir söz olduğunu ifade ediyoruz."

Bu sözlerin düzeltilmesini beklediklerini yineleyen Ömer Çelik, "Yani bir siyasi partinin tarihine böyle bir bilinçsizlik, demokratik açıdan böylesine bir saygısızlık, ahlaki açıdan böyle bir kabul edilemezlik keşke geçmeseydi ama geçti." şeklinde konuştu.

Çeviköz'ün açıklamayı düzeltmek yerine yapılan eleştirilerin kötü niyetli bir değerlendirme olduğunu söylediğine değinen Çelik, "Doğrusunu söylemek gerekirse, bu, mantıktan ve kendini ifade etme kabiliyetinden yoksun bir yaklaşım." ifadesini kullandı.

"Demokrasilerin birbiriyle dayanışması" diye bir kavram bulunduğunu, demokrasinin dünyaya açık olduğunu, demokratik prensiplerin, demokrasilerin geliştirilmesinin, demokrasilerin dayanışmasının bütün dünya ile konuşulabileceğini vurgulayan Ömer Çelik, bununla ilgili mekanizmaların da bulunduğunu bildirdi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, "Demokrasinin evrensel niteliğine dönük olarak, demokrasinin dünyaya açıklığına dönük olarak bir dayanışma meselesinden biz bahsetmiyoruz, tam tersine bir başka odaktan demokrasi talebi, ithal-ikameci bir siyasi anlayışla bir ithalat demokrasisi, demokrasiyi ithal etme şeklindeki bir yaklaşımdan bahsediyoruz. Tabii şunun gündeme gelmesi gerekiyordu, demokratik dayanışma konusunda bir talep başka türlü ifade edilir, demokrasiyi ithal etme konusundaki talepse bunların söylediği gibi ifade edilir." değerlendirmesini yaptı.

- "Geçmişteki yönetim zamanındaki hataları yapmayın çağrısı yapılabilirdi"

Amerika Birleşik Devletleri'ne, Türkiye'nin Avrupa'daki müttefiklerine demokratik dayanışmayla ilgili bir çağrı yapılmak isteniyorsa söylenmesi gerekenlerin belli olduğuna dikkati çeken Çelik, "Mesela şunun söylenmesi gerekiyor yeni Amerikan yönetimine, 'Geçmişteki yönetim zamanındaki hataları yapmayın'." dedi.

Ünal Çeviköz'ün "Bana soru sordular, siz Trump yönetiminin sunmadığı neyi talep edersiniz?" diye soru sorulduğunu söylediğini aktaran AK Parti Sözcüsü Çelik, şunları kaydetti:

"Yeni yönetime şunu söylemek lazımdı, 'Trump döneminde PKK/PYD terör örgütüne tırlar, uçaklar dolusu silahlar verdiniz, bir terör örgütünü desteklediniz, üstelik bir NATO müttefikine karşı bunu yaptınız, dolayısıyla yeni yönetimden en büyük beklentimiz, bize sunması gereken en önemli politik yaklaşım, PYD/PKK terör örgütüne verilen silahların toplanması, bunların elinden alınması, PKK/PYD terör örgütüne dönük olarak eğitim çalışmalarının sona erdirilmesi, PKK'ya gerçek bir terör örgütü muamelesi yapılarak bundan sonra da silah verilmemesidir' denilmesiydi. Ama bunun yerine demokrasi vurgusu diye dayanışma olmayan, tamamen ithalata dayanan bir yaklaşımdan bahsediliyor."

Yeni ABD yönetimine söylenmesi gereken bir diğer hususun daha bulunduğunun altını çizen Çelik, şunları kaydetti:

"Biz demokratik olarak dayanışmak istiyoruz, demokrasilerimizi karşılıklı olarak güçlendirmek istiyoruz diyene söylenmesi gereken şudur; Türkiye'nin milli iradenin yegane temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, milli iradenin tecellisi ile seçilmiş olan seçilmiş Cumhurbaşkanlığı makamının bombalanmasında, bu şekildeki suçlarda doğrudan fail olan Fetullahçı Terör Örgütü'nün aynı DEAŞ terör örgütüne yapılan muameleye tabi tutulması müttefiklerimize söylenmeliydi. Yani oradaki Fetullahçı Terör Örgütü'nün ekonomik faaliyetlerine göz yumulması, terör örgütü liderinin orada barınması gibi hususların bizim demokrasimize tehdit oluşturduğunu, dolayısıyla bizimle demokratik dayanışma içerisinde olanların yapması gereken ilk şeyin DEAŞ terör örgütüne ne yapılıyorsa, Fetullahçı Terör Örgütü'ne de aynı şeyi yapmaları gerektiği ifade edilmeliydi."

Ömer Çelik, söz konusu açıklamada S400 konusunun da gündeme getirildiğine işaret ederek, "(Biz iktidara gelirsek S400'leri iptal edeceğiz) gibisinden karşı tarafın yapması gerekenleri hatırlatmayıp kendi kendisine karşı tarafa taviz veren, Türkiye'nin güvenliğinden ve demokrasiden taviz veren bir yaklaşım ortaya koyuyorlar. Türkiye'nin demokrasisi bir müzakere konusu değildir, Türkiye'nin güvenliği herhangi bir şekilde pazarlık konusu değildir. Peki S400'ü verdiğiniz zaman bu hava savunma sistemimizle ilgili olarak bu söylediğiniz müttefiklere diyor musunuz ki 'Bize aynı şartlarda hemen Patriot temin edin' veya biz Patriot almak istediğimizde bunun engellenmesi ile ilgili olarak bir sorgu ortaya koyuyor musunuz? Bunların hiçbirisi söz konusu olmuyor ya da bu vesileyle hem de tam tersi bir yöne girip, Türkiye'ye F-35 verilmesini engellemelerini eleştiriyor musunuz? Bütün bunların gündemlerinde olması gerekirdi." şeklinde konuştu.

(Sürecek)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri