Albay Kırca'yı askerler vurdu!

Türkiye'nin İsveç'ten iadesini itirafçı ve JİTEM elemanı Aygan, intihar eden emekli Albay Kırca ve Tansu Çiller'le ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı...

Abdülkadir Aygan'ın Akşam'daki röportajının ilgili bölümü:

Abdülkerim Kırca'nın intiharında da sizin adınız vardı...

Kırca intihar etmeseydi de yaşamıyordu, onu gözden çıkarmışlardı. Ankara'ya tayinini çıkardıklarında, hemen Antalya, Serik bölgesinde çatışma çıkartıldı. PKK'nın orada şeyleri yoktu yani. Antalya Alay Komutan Yardımcısı izindeymiş, yerine Abdülkerim Kırca'yı aktarıyorlar. Kırca kalkıyor alay komutanını temsilen dağlık bölgedeki çatışmaya gönderiliyor ve sırtından mermi alıyor. Felç oluyor.

Yani bir iç hesaplaşma mıydı?
Aslında onların amacı orada onu yok etmekti. Çünkü Kırca çok şey biliyordu ve JİTEM'de çalışan bir bayanla ilişkisi vardı. Bunu da komutanlar biliyordu. Nurettin, hatta kendisi söyledi bana, Aytekin söyledi. Ona bu planı yaptılar, felç ettiler. Zaten Kırca gibi birisi felç olduktan sonra yaşamasa ondan iyidir. Hareketli birisiydi çünkü. Öyle bir dönem geldi ki Ergenekon, faili meçhuller ve JİTEM davasıyla ilgili tutuklamalar başladı. Bunu gördü, kendisi şahsen bu halimle cezaevine girmektense öleyim daha iyi; ya da onu intihar edecek duruma getirdi çevresindeki eski mesai arkadaşları. Bu intiharlar şaibeli. JİTEM'de işçi statüsünde çalışan biri anlattı; onun yeğeni, ismi Kadir olacak hatta, demiş ki, 'Dayıma terörist kurşunu değil arkadan vurmuşlar, kendi arkadaşlarının kurşunları.'

İntihardan sonra bir ifadeniz var, 'Kırca'nın ölümü Çiller'i kurtardı' diye... 


Abdülkerim Kırca, Çiller'in başbakan, Hasan Kundakçı'nın Diyarbakır'da Jandarma Asayiş Komutanı olduğu döneme rastlar ve desteği onlardan aldı. Bizzat bunu ağzıyla da açıkladı. Seçim dönemiydi, işte oyunuzu Çiller'e verin, bize söz verdi maddi ve manevi arkanızdayım diye. Kırca kendi kafasından bu işleri yapmadı. Kırca cesaret edebilseydi, Serik'te kendisinin vurulma olayını çözebilseydi, belki çözdü de cesaret edemedi. Zaten felç edilmişti. Ankara'nın göbeğinde askeri lojmanlarda kalıyor. Benim kastettiğim, eğer intihar olmasaydı, cezaevine konulma durumu olsaydı belki canına tak eder kendisine talimat verenleri, Kundakçı'yı da Çiller'i de varsa başka bağlantıları da açıklayabilirdi.


Destek neye karşılık? 
Oylarımızı DYP'ye verecektik. Ama biz eşek değiliz. Ben kendim genel seçimlerde başka partiye verdim, yerel seçimlerde başka partiye. Hatta biz Emniyet'e gittik, İstihbarat Şube'ye oradaki başkomiser dedi ki, 'DEHAP'a en büyük oy bizim lojmanlardan çıkmış.' Gerçeği de oydu. Yerel seçimlerde ben de DEHAP'a verdim, genel seçimlerde Fazilet'e verdim.

'Çiller döneminde JİTEM'e destekler verildi' dediniz, bunlar nasıl desteklerdi?
Bir JİTEM komutanına gelen talimata bak, sadece talimatla kalınmadı, araç gereç, gönderildi. Dinleme cihazları, 8 telefon hattını aynı anda dinleyebilen ve kayda alabilen 5 bin kayıdı hafızasında saklayabilen bir sistem geldi. Saraykapı'daki JİTEM Komutanlığı'na o sistem kuruldu. O sistemde de Kürtçe bilen bir uzman çavuş görevlendirildi. Daha sonra bilgisayar, televizyon, masa, döner koltuklar gibi malzemeler gönderildi. Hatta duvarlara asmak için bu eski Ergenekon tabloları, Türklerin Ergenekon'dan çıkışı, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi gibi tablolar geldi. Duvarlara asıldı bunlar.

Arkasından Susurluk yaşandı...
Susurluk olayı gündeme gelince, bir şeyler deşifre olmaya başladı. Bunlar bir süreliğine geri çekilme yani nasıl diyeyim, önce daha pervasızca milleti çarşı içinden götürürken daha dikkatli bir şekilde yapmaya başladılar. PKK'dan gelenleri kontrol altına aldılar. Bir de JİTEM'in adını değiştirmeye kalktılar.

Gündem Haberleri