Arınç'tan çömelme ve OHAL yorumu

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “sıfır noktasındaki bir yerde askeri bir gereklilik olarak çömelmiş olmalarını ayıp sayan zihniyeti ben de ayıplıyorum” dedi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, Yoksullara Yardım ve Eğitim Vakfında (YOYAV) düzenlenen programın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bakan Arınç, “Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı'nın Şemdinli'de mevzide çömelerek verdikleri fotoğraflarla ilgili ne düşünüyorsunuz?” sorusuna da “Bu konu söylendi ve yazıldı. Siperde çekilen fotoğrafların öylesine bir aşağılama vesilesi yapılmasını çok çirkin buluyorum, çok yanlış buluyorum, çok olumsuz buluyorum” yanıtını verdi.

Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı ve komutanların çok doğru bir iş yaptığını, hem askere terörle mücadelede yalnız olmadıklarını göstermek hem de Türk milletine güven vermek için sadece helikopterlerle ulaşılabilen 2 bin 565 metre yükseklikteki gözetleme yerine gittiklerini anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Orada askerler de çömelmiş vaziyetteydi, komutanlar da çömelmiş vaziyetteydi. Herhalde bunu eleştirenler de biliyorlar ki onlar sürekli o halde oturmadılar. Başka fotoğraflara bakılırsa ayakta da durdular, askerlerle konuştular. Bulunduğunuz yer, bir vadi seyretme yeri değil, bulunduğunuz yer bir deniz kenarında karşıdaki yelkenliyi gözetleme yeri değil. Hedef haline gelmiş, karşıda da teröristlerin bulunduğu biline biline gidilmiş. Mehmetçiğin omuzuna elini koyarak, 'Aslanım ben seninle beraberim, şehit de olsan, gazi de olursan Türk milleti senin yanında, hükümetim senin yanında' diyen bir Başbakan'ın görüntüsüdür. Genelkurmayın açıklaması çok nazik bir açıklama. 'Bu bir askeri gerekliliktir' diyor. Bunu yazanların ve eleştirenlerin bunu bilmediğini zannetmiyorum ama onlar bu fotoğraftan bile muhalefet çıkarmak, küçültücü bir yayın yapmak isteğinde olabilirler, bu çok ayıp bir şey. Elbette bir askeri gözetleme yerinde kum torbalarının arkalarında Mehmetçik elinde silah beklerken, onların yanında olmak için onlarla birlikte aynı duruma gelmiş olabilir bir Başbakan. Bu küçültücü değil. Hayatında oraları görmemiş, askeri ziyaret etmemiş, askerin sırtına elini koymamış, terörle mücadelenin ne olduğunu bilmeyen, hayatında bırakınız 2 bin 565 metre yükseklikteki kuleyi veya oradaki siperleri, mevzileri daha Van'a gitmemiş, Hakkari'yi görmemiş, Yüksekova Çarşısı'nda dolaşmamış insanların, sıfır noktasındaki bir yerde askeri bir gereklilik olarak çömelmiş olmalarını ayıp sayan zihniyeti ben de ayıplıyorum.”

GÖRÜŞME ÇOK DOĞAL

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ana muhalefet partisi lideri ile iktidar partisi liderinin Türkiye ve dış politika ile ilgili konularda görüşmesinden daha tabii bir şey olamayacağını belirterek, “Eğer böyle bir istek ve ihtiyaç hissedilirse bunun gerçekleşmesi mutlaka faydalı olacaktır” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama'nın görüşmesinden, “terörle mücadelede istihbarat paylaşımı konusundaki kararlılığın çıktığını” ifade eden bir gazetecinin, “Sizce 3'lü mekanizmanın etkin şekilde işlemesinin terörle mücadeleye nasıl bir etkisi olacak” sorusuna Arınç, Erdoğan ve Obama arasında, basından izlediği kadarıyla 1 saat 15 dakikalık bir görüşme yapıldığını anımsattı.

“Biz de olumlu bir görüşme yapılmasından Türkiye'nin yarar göreceğini düşünüyoruz” diyen Arınç, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Aramızdaki model ortaklık ve stratejik ilişkilerin, Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda bundan sonra güçlenerek devam edeceğine inanıyoruz. 3'lü mekanizma bir süreden beri muntazam çalışıyor. Türkiye'de, Irak'ta toplantılar yapıyorlar, aldıkları mesafeyi gözlüyorlar, alınabilecek tedbirler konuşuluyor. Bunda bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. İstihbarat konusunda ve diğer konularda 3'lü mekanizmanın, özellikle ABD'nin katkısıyla olumlu bir noktada olduğunu söyleyebilirim. Zaten Sayın Obama bütün konuşmalarından PKK'ya karşı mücadelede Türkiye ile birlikte olduklarını ifade ediyor, PKK'yı bir terör örgütü olarak nitelendiriyor. Dolayısıyla son görüşmelerinde belki bugün yapılacak başka liderlerle görüşmelerde Türkiye açısından olumlu yansımaları olacağını düşünüyorum.”

TERÖRLE MÜCADELE

“Terörle mücadelenin son dönemde kritik bir döneme girdiğini” dile getiren bir gazetecinin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Başbakan Erdoğan ile görüşebileceği açıklamasını hatırlatması üzerine Arınç, şunları kaydetti:

“Bildiğiniz gibi son olaylar sebebiyle -bunlar Türkiye'de ilk defa da olmuyor ama hepimizi üzecek düzeyde çok sayıda vefat oldu- hepimizin yüreği dağlandı. Bu eğer terörün tırmanma noktasını gösteriyorsa, bu olaylar sebebiyle Sayın Cumhurbaşkanı hem siyasi parti liderleriyle hem de güvenlik zirvesiyle bazı toplantılar yaptı. En sonunda da İstanbul'da STK'larla bir araya geldi. Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda görevini yapmaya çalışıyor. Saylın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli ve Sayın Gültan Kışanak'ın da bu cümleden olmak üzere Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmeler yaptığını biliyorum. Tabii CHP, ana muhalefet partisidir. Bir genel başkan değişikliği oldu. Geçmişte ne demokratik açılım konusunda ne terörle mücadele konusunda Sayın Baykal ile ilişki kurulamamıştı. Randevu taleplerine hiçbir şekilde cevap verilmediği gibi, bir defasında kameralar altında konuşmayı teklif etmişti. Bu gülünç teklif sebebiyle de bir araya gelmek mümkün olmamıştı. Bugün Sayın Kılıçdaroğlu'nun çok daha sorumlu, çok daha olumlu konuşmalar yaptığını görmekteyiz. Elbette teröre karşı ortak mücadele gerekir, ortak akıl gerekir. Birbirimizle paylaşmalıyız bildiklerimizi, bu konuda çözüm önerileri kimden gelirse gelsin mutlaka dikkate almalıyız. Ben bunu çok olumlu bulurum.

Bir ana muhalefet partisi lideri ile bir iktidar partisi liderinin, genel başkanının bir araya gelmesinden, Türkiye ile ilgili, dış politika ile ilgili konuları görüşmesinden daha tabii hiçbir şey olamaz. Eğer böyle bir istek ve ihtiyaç hissedilirse bunun gerçekleşmesi mutlaka faydalı olacaktır. Sayın Başbakan'ın döndükten sonra, Sayın Kılıçdaroğlu'nun kendi rızası veya isteğiyle böyle bir görüşmenin gerçekleşebileceğini, bu görüşmenin çoklu olabileceğini de tek olabileceğini de diğer muhalefet partilerinin, hatta parlamento dışındaki partilerin bu konudaki düşüncelerini almak üzere arzu edilirse ve talep edilirse toplantılar yapılmasının faydalı olacağını düşünüyorum. Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu konudaki açıklamalarını Türkiye için olumlu buluyorum. Umarım teklifleri de olumlu olacaktır ve yüreğimizi yakan bu olaylar karşısında daha etkili olmak için bir ortak akla veya düşüncelerini aktarma imkanına kavuşacaklardır.”

“DEMOKRATİK AÇILIM

Bir gazetecinin, “Demokratik açılımın içini nasıl dolduracaksınız?” sorusuna karşılık Bakan Arınç, “Sanki Mars gezegeninden Ankara'ya gelmiş bir kişi olarak, saygın bir gazeteci olarak bunu soruyorsun. Öyle şey olur mu? Bugün birçok düzenlemeler yapıldı” dedi.

Radyo-televizyon yayıncılığında gelinen noktanın bilindiğini ifade eden Bakan Arınç, “Bazı muhaliflerin diliyle bu soruyu sordunuz, sizi kınamak için değil ama nedir bu demokratik açılım, içinde ne var, dışında ne var... Günaydın kardeşim” dedi. Bunun üzerine aynı gazetecinin “Bu tartışılıyor ama” sözleri üzerine Arınç, “Tartışanlar tartışır tabii. Siz onlara ne söyleseniz onlar tartışacaklar” karşılığını verdi.

Demokratik açılımın iki ana ayağından birinin terörle mücadele olduğunu vurgulayan Bakan Arınç, bunun için de pek çok yollar olduğunu dile getirdi.

Arınç, şöyle devam etti:
“Geçmişte birçok genelkurmay başkanının ifade ettiği gibi, hem dağa çıkışları engellemek hem de dağdan inişleri özendirmek bakımından bazı tedbirler alınabilir. İkincisi, terörle mücadele sadece silahlı mücadele değildir; ekonomik, toplumsal ve siyasi yönü de vardır. O konuda da ek tedbirler alınacaktır.
İşin ikinci boyutu demokratik açılımda, Türkiye'de yaşayanların etnik kökeni ne olursa olsun, dini, mezhebi, inanç farlılıkları ne olursa olsun bir arada özgürce yaşaması için onların temel haklarını vermektir. Kültürel haklarsa kültürel haklar, temel haklarsa temel haklar... Şimdi hiç bir şey yapılmadı derken, özellikle bir konuda, TRT-6, TRT-Arapça'yı nasıl göz ardı edersiniz? Anadilde yayını nasıl göz ardı edersiniz. İnsan Hakları Kurumunun meydana gelmesini, suça itilen çocuklarla ilgili yasal düzenleme yapılmak istenmesini, yaylalara, kışlaklara çıkış yasaklarının kaldırılmasını, kontrol noktalarının asgariye indirilmesini göz ardı etmek mümkün değildir. Demokratik açılım, faydalı, gerekli bir çalışmadır. Bundan herkesin haberdar olduğunu düşünüyorum.”

BAHÇELİ'NİN OHAL İSTEĞİ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, “OHAL'in yeniden uygulanması gerektiği” düşüncesinin sorulması üzerine Arınç, “Sayın Bahçeli'nin OHAL isteme konusundaki ısrar ve taleplerini doğru bulmuyoruz. Türkiye 15-16 sene OHAL yönetimi altında kaldı. Terörün tırmandığı yıllar o yıllardır. Maalesef acı olayların yaşandığı, temel hak ve özgürlüklerin askıya alındığı yıllar o yıllar olmuştur” dedi.

“2002 yılında OHAL'in kalkmasından memnuniyet duyan Türkiye'nin, yeniden bir OHAL altına girmek istemesinin fevkalade yanlış olduğunu, bunun talep edilmemesi gerektiğini” dile getiren Arınç, Bahçeli dışında da bunu kimsenin dillendirmediğini söyledi.

Arınç, “OHAL, Anayasa'da yer alan bir kurumdur. Gerek duyulursa bu yola gidilebilir, geçmişte gidildiği gibi ama Türkiye'de şu anda OHAL için gerekli hiçbir ortam söz konusu değildir” dedi.

Bakan Arınç, ciddi, güçlü ne yaptığını bilen bir hükümet ve güvenlik güçlerinin bulunduğunu belirterek, gerekli tüm yasaların çıkarıldığını, bütün bunlarla mücadeleyi sonuna kadar götürmeye azmetmiş 72 milyon insan olduğunu dile getirdi. OHAL'e hiçbir şekilde gereklilik duymadıklarını dile getiren Arınç, “O günleri artık Türkiye geride bıraktı. Bunların telaffuz edilmesi bile doğru değil” diye konuştu.

Perde Arkası Haberleri