Başbakan kendi dilinde seslendi

Erdoğan, Suriye lideri Esad'a Arapça seslendi: Men dakka dukka (Eden bulur)

Bugünkü parti grubu konuşmasına Suriye lideri Beşşar Esad'a seslenerek başlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dindar nesil tartışması ve ABD'li yazar Auster polemiğine ilişkin CHP liderini de içine alan sert ifadeler kullandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye lideri Beşşar Esad'a, 'Gittiği yol yol değil. Daha fazla kan akıtmadan bu yanlış yoldan dönmesini kendisine bir kez daha tavsiye ediyorum. Kendi dilin ile sesleniyorum. Ya Beşar men dakka dukka (Ey Beşar ne yaparsan onu yaşarsın)..' diye seslendi.

İşte Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar.. 

Irak'ta, Libya'da kendi halkına kaplan kesilen diktatörlerin gücü sadece kendi halklarına yetti. İşgal edilmiş kentleri değil kendi kaldıkları yerleri çevrelediler. İran-Irak savaşında 1 milyon askeri kim öldürdü? Halepçe'de Kürtler'i siyonistler mi katletti? Hama'daki katliamları Hristiyanlar mı yaptı? Modern firavunlar bunu yaptı. İşte bu zorbalar layıklarını da buldular..

MAZLUMLARIN AHI MUTLAKA ÇIKAR

Bugün babalarının izinden gidenler de hak ettiklerini mutlaka bulacaklardır. Umarım ve inanıyorum ki bugün Humus'ta yüzlerce masumu katledenler önce kendi halkının önünde hesap verecektir. Hama'nın hesabı sorulmadı ama er ya da geç Humus'un hesabı sorulacak. Ne diyor Beşşar Esad 'Ölene kadar savaşacağım' diyor. Madem ölene kadar savaşacağım diyordun, Golan tepeleri için neden ölene kadar savaşmadın? Bu zavallılıktır. Zulüm payidar olmaz. Mazlumun ahı mutlaka çıkar. Irak'ta, Libya'da çıktı. Suriye'de de çıkar..

Suriye bizim için öyle alelade bir komşu değildir. Her kentte ortak medeniyetlerimizin izlerini görürsünüz. Her metre karede bizim ortak tarihimizin izlerini görürsünüz. Haçlı seferlerinden Kurtuluş Savaşı'na kadar. Suriye halkı bizim kardeşimizdir. Bu kardeşlik tarihe kanla yazılmış bir kardeşliktir. Biz Suriye halkına sırtımızı dönmedik dönemeyiz. Biz diğer kendi halkını katleden zalimlerin sırtını sıvazlayanlardan olmayız. CHP gitsin aynı zihniyeti desteklediği Baas partisine destek versin.

MEN DAKKA DUKKA

Biz mazlum Suriye halkına destek vereceğiz. Biz dedik ki babanızdan farklı olduğunuzu Suriye halkına gösterin dedik. İyi niyetle Suriye'de reformların gerçekleşmesini bekledik. Ama Esad babası gibi silahların namlusunu kendi halkına çevirdi. Bize verdiği sözlerin arkasında durmadı. 3 Şubat akşamı tıpkı babasının yaptığı gibi yüzlerce masum insanı katletti. Gittiği yol yol değil. Daha fazla kan akıtmadan bu yanlış yoldan dönmesini kendisine bir kez daha tavsiye ediyorum. Kendi dilin ile sesleniyorum. Ya Beşar men dakka dukka (Ey Beşar ne yaparsan onu yaşarsın)..

BM'DEKİ OYLAMADA ESAD'IN ELİNE KOZ VERİLDİ

Suriye dünyada samimiyet testidir. BM'de yaşanan süreç medeni dünya açısından bir fiyaskodur. Veto yetkisine haiz olmanın etkisi büyüktür. Hakkaniyetle bu yetki kullanılmalı. Zulmün devam edilmesine yeşil ışık yakılmamalıdır. Esad rejimi bu kararsızlığı, mevcut kanlı saldırısını daha da yüksek perdeden uygulamak için açık çek olarak kabul etmiştir. Suriye soğuk savaş argümanlarına kurban edilemez. Akan kan onları da içine çekiyor. Sorunların müzakereyle çözülmesini istedik. Sorunun mahiyeti konusunda bir kafa karışıklığı var.

YENİ BİR BİRLİKTELİK BAŞLATIYORUZ

Biz Türkiye olarak Suriye'deki kardeşlerimizin yanında olmaya, toplumların dikkatini buraya çekmeye gayret edeceğiz. Diplomasinin bütün olanaklarını kullanıyoruz. Suriye yönetiminin değil halkın yanında olan ülkelerle yeni bir birliktelik başlatıyoruz.

PAUL AUSTER POLEMİĞİ

Altını çizerek söylüyorum; genişletilmiş il başkanları toplantısında söylediklerimin A'dan Z'ye arkasındayım. 2002 öncesinde gerek yazılı gerekse görsel medyada en çok da devlet televizyonu TRT'de bir çok haber olurdu. Bilmem Amerika'da bir yerel gazetede Türkiye ile ilgili şöyle bir haber var denilirdi.

Şu anda dünyanın tamamında Türkiye ile ilgili onlarca makale yayınlanıyor. Geçtiğimiz günlerde Amerikalı bir yazarın sözleri gündeme geldi. Belli ki o yazar Türkiye hakkında yanlış yönlendirilmiş, biz buna güler geçeriz. Burada saklanan bir şey var. Bu yazarın sözleri CHP tarafından iç politika malzemesi haline getirildi. Bunu başlatan Kılıçdaroğlu'dur. Biz de bu yazarın ifadelerine dikkat çektik. Türkiye'yi anti demokratik sayan bir yazar 2010 yılında İsrail'e gitmiş, liderlerle fotoğraflar çektirmiş.

Mavi Marmara katliamının ardından bizim eleştirilerimize Tel Aviv değil Keşan'dan Kılıçdaroğlu cevap vermişti. Ben olsaydım izin vermezdim demişti. Ve bu sözlerle adını tarihe altın harflerle yazdırdı. Biz isterdik ki Sayın Kılıçdaroğlu kendisi politika üretebilsin. Bir gün BDP'nin vagonu oluyor, bir başka gün yabancı yazarlara çanak tutuyor. Eğer o yazar Türkiye'ye gelirlerse o yazarla birlikte İsrail'e gitsinler. Gazze'de bir tepede piknik yapsınlar. İçinde yüzlerce tutuklunun bulunduğu hapishaneyi arkalarına alsınlar. İsrail'de tutuklu gazeteciler yok demek en hafif deyimle yalancılıktır, vicdansızlıktır. Şair Mahmut Derviş'in şiirini Kılıçdaroğlu bilmez. Filistin sokaklarında ölemeyen İsrail hapisanelerini göremeyen kendi vatanından uzak ölen nice şair ve gazeteci var. İlla İsrail'i arıyorlarsa gitsinler İsrailli gazetecileri İsrail askeri sansür kurumuna sorsunlar. Burada son derece sistemli bir senaryo var. Bazı medya kuruluşlarını da yedeğe alarak Türkiye'yi lekeleyerek son derece tehlikeli bir kampanya yürütüyorlar.

KILIÇDAROĞLU ROJ TV'Yİ NEDEN SAVUNMUYOR

Sayın Kılıçdaroğlu, cebinden gazeteci kartı çıkan polis katillerini savunuyorsun da Roj TV'yi neden savunmuyorsun? Batı'da gazeteciler darbe planlarının içerisinde yer almadılar. Batı'da birilerine haber yazdırıp sonra bunu parti kapatma davalarına koymuyor. Biz devam eden mücadelemizi yoğunlaştıracağız. Harici odaklardan destek alan bu kampanyayı biz boşa çıkartacağız. Hiç kimsenin böyle bir kampanya yürütmeye hakkı yoktur.

Dersimli olarak parti içinde Dersim konusunun konuşulmasını yasaklayacaksın, sonra yabancı gazetelere Türkiye'de fikir özgürlüğü yok diye yazacaksın. CHP bile böyle bir genel başkanı hak etmiyor.

31 MART'TAN BERİ İRTİCA PROPAGANDASI YAPILDI

Gelelim 'dindar nesil' sözlerimin ardından başlatılan kampanyaya. Bu 31 Mart'tan bu yana sürekli temcit pilavı gibi önümüze getirilmiştir. Milli iradenin gaspında bunu araç olarak kullandılar. İrtica diye insanlar idam edildi, hükümetlerin eli kolu bağlandı, milli manevi değerler ayaklar altına alındı.

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım!... -Boğamazsın ki! -Hiç olmazsa yanımdan kovarım. Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum. Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu... İrticanın şu sizin lehçede manası bu mu?

SİZİN VERYANSIN ETMENİZ ÖNEMLİ DEĞİL

Akif'in dediği gibi irticanın sizin lehçede manası bu mu? açık söylüyorum; Türkiye hiçbir zaman irticaya prim vermedi. Bu korkulara çok ağır bedeller ödedik. Kimi aşağılamak istedilerse yobaz dediler. Bugün dindar nesil üzerinden yürütülen kampanya AK Parti'nin kapatılma davası öncesinde yaşananların tıpkısının aynısıdır. Biz bu kampanyaların içerisinden geçtik. Biz bu yolda elinden irtica oyuncağı alındığı için kimlik bunalımı yaşayan yazarlardan değil milletten istikamet alırız.

Siz bu ülkede yıllardır laikliği nasıl ölçtünüz? Hangi cihazı kullandınız? Üniversite kapılarında laikliği nasıl kullandınız. İkna odalarında hangi aleti kullandınız? Ey Kılıçdaroğlu, başörtüsü düzenlemesini niye Anayasa Mahkemesine götürdünüz? Biz 9 yıldır hiç bir dayatmanın içinde olmadık, bugün de değiliz, yarın da olmayacağız.

Sizin veryansın etmeniz önemli değil halkımın veryansını önemlidir. Onun ölçüsü de sandıktır. Ben milletin diliyle konuşurum. Siz milletle beraber yürümediniz. Milletin diliyle konuşmadığınız için 10 yıllardır iktidar olamadınız olamayacaksınız.

İnternet bilgisayar yeni mi icat edildi? Peki niçin bunları yapamadınız. Akşam bir TV kanalında konuşuyorlar. Anadolu yoksul kesimi üniversiteye gidemiyor. Sen öyle zannediyorsun. Elinde tablet olan ve üniversiteye giden Anadolu çocukları var. Çıkmış müteahhit nesil yetişiyor diyorlar. Biz sermayeyi belli ellerde toplamayız. AK Parti büyümede bir patlatma yaşadıysa bunlarda yaşadık. Faizleri düşürdük daha da düşüreceğiz. Yüzde 10 faizi bile yüksek gören bir iktidarız. Hiç kimse çok bilmiş edasıyla parmağını sallayarak bize istikamet gösteremez. Bizim rehberimiz millet. Biz milletin önüne parti programımızla çıktık. Bizim yöntemlerimiz belli. Bu hükümetin gizli ajandası var diye ensemizde boza pişirilmesine asla ve asla prim vermeyiz. Bu ülkede dindarlar aşağılandı, camiler kapatıldı, imam hatiplere gitmek isteyenlerin yolları kapatıldı. Bu ülkede on yıllar boyunca gençlik için zararlı alışkanlıklar özendirildi. Başörtüsünü yasaklayanları milletvekili yaparak ödüllendirdiler. Bizim dindarlık ölçmek gibi bir amacımız yok. Ama ben merak ediyorum siz yıllarca laikliği nasıl ölçtünüz? İkna odalarında genç kızlarımıza nasıl işkence yaptınız? Siz önce millete bunu anlatın. Ey köşelerinde yazanlar; bunu neden söylediğimi anlıyor musunuz? Katsayı konusuna neden bu kadar takıldınız. Biz birilerinin yaptığı gibi öğrenci formatlama gayretinde değiliz. 17 ilimizde 52 okulda Fatih Projesi başladı.

OKULLARA 1 MİLYON BİLGİSAYAR GÖNDERDİK

Çıkmış profesör AK Parti yoksullardan uzaklaştı diyor. Bildikleri bir şey yok. Peyami Safa'yı okumalarını tavsiye ediyorum. Okullara 1 milyon bilgisayar gönderdik haberin var mı hoca? Olsa olsa bilgisayarları formatlarsınız, zihinleri asla formatlayamazsınız. Her iktidarın bir nesil hedefi var. AK Parti değil midir modern olanla muhafazakar olanı harmanlayan. Hiçbir parti kendi fikrini topluma dayatmaz dayatamaz. Ama sizler de lütfen köşe yazarları, işi zorla buralara kaydırmaya çalışmayınız. Biz toplum mühendisliğine de siyaset mühendisliğine de karşıyız. Bizler milletimizin rızası, istikameti ve anayasa çerçevesinde adımlarımızı atıyoruz. Gençlerin önüne fırsatlar koyarak yürüyoruz.

Bu hükümet 75 milyonun hükümetidir. 9 yıl 75 milyonun tercihlerine nasıl saygı gösterdiğimizin en büyük ispatıdır. Biz bu yolda milletimizle yürüyeceğiz.

Bu hafta grubumuz için oldukça yoğun bir hafta. Arkadaşlarımı bu çalışmalara devam hususunda hassasiyete davet ediyorum.

 

 

 

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Perde Arkası Haberleri