C.Başkanından Cumhura 2010 Mesajı

Çankaya Köşk'ü web sitesinden 2010 yılı mesajını yayınlayan Cumhurbaşkanı Abduulah Gül, "Dünyanın en güzel ülkelerinden birinde yaşıyoruz" derken terör konusunun altını çizdi... İşte Gül'ün mesajı:

umhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 2010 mesajı şöyle:

"Değerli Vatandaşlarım,

Acı ve tatlı hatıralarıyla 2009 yılını geride bırakıyor, umudumuzu canlı tutarak yeni bir yıla giriyoruz.

Yeni yılın milletimize ve tüm insanlığa barış, huzur ve refah getirmesini temenni ediyorum. Toplumsal hayatımızda daima sağduyunun, hoşgörünün, kardeşliğin, sevgi ve saygının hakim olmasını diliyorum.

2009 yılının muhasebesini yaparken, 2010 yılının en iyi şekilde geçmesi için hangi adımların atılması gerektiğini düşünmek, zamanımızı, enerjimizi ve potansiyelimizi en verimli şekilde değerlendirmek durumundayız.

Türkiye 2009 yılını yoğun bir gündemle geçirmiştir. 2010 yılına girerken, geleceğe umutla bakıyor; sorunların, sıkıntıların aşılacağına dair inancımızı koruyoruz. Ülkemiz benimsediği hedefleri gerçekleştirme kararlılığıyla ilerlemesini sürdürmektedir.

Dünyada risk ve belirsizliklerin bulunduğu bir ortamda, Türkiye'nin yükselen ülkeler arasında gösterilmesi memnuniyet vericidir. Bu durum muasır medeniyetler seviyesine ulaşmada ciddi mesafe kateden Türkiye'nin gelişme potansiyeli ile yakından ilgilidir.

Ülkemiz, dinamik ve istikrarlı ekonomisiyle, modern devlet yapısıyla, demokratik rejimiyle, güçlü ordusuyla, siyasi ve stratejik etkinliğiyle, izlediği akılcı ve barışçı dış politikasıyla, tüm dünyada sözü dinlenir ve sorunların çözümünde aracılığına ihtiyaç duyulan önemli bir aktör durumundadır. Bu hepimiz için bir iftihar vesilesidir.

Türkiye geçtiğimiz yıl küresel sorunların çözümü, insanlığın refahı ve dünyanın geleceği için üstün gayret gösteren bir ülke olarak da dikkat çekmiştir. Ülkemizin takdirle karşılanan bu yaklaşımı, dünle veya bugünle sınırlı değildir. Bu, Türkiye'nin, Atatürk'ün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" şiarı üzerine şekillendirdiği ve bundan sonra da büyük bir titizlikle uygulayacağı politikaların bir yansımasıdır.

Türkiye'nin daha güçlü ve daha müreffeh bir ülke haline gelmesi konusundaki çalışmalar önümüzdeki yıl da elbirliğiyle devam edecektir. Devletimiz ve milletimiz bu amaca ulaşmada gerekli iradeye sahiptir.

Birlik ve bütünlüğümüzü, barışı ve kardeşliğimizi hedef alan terör tehdidinin bütünüyle ortadan kaldırılması, yeni yılda da gündemin en önemli konusunu oluşturmaktadır.

Türkiye terörle mücadelenin nihai başarıya ulaşması için çalışmalarını kararlı şekilde devam ettirirken; demokrasi, insan hakları ve hukuk alanlarındaki standartları yükseltmeye de devam etmelidir.

Avrupa Birliği üyeliği yolunda güçlü adımlar atılmaya devam edilmesi mühim önceliklerimizden biridir. Türkiye üyelik şartlarını yerine getirmek için çalışmalarını 2010 yılında da, yılmadan, usanmadan sürdürecektir. 2010, AB üyeliği konusunda yoğun bir yıl olmalıdır. AB üyeliği sürecinin hızlanarak sürmesi için herkes daha çok gayret göstermelidir. Ancak bu noktada beklentimiz, Türkiye üzerine düşeni yerine getirirken AB'nin de ahde vefa göstermesi ve başka ülkeler için öngörülmeyen şartlar öne sürmemesidir.

ABD'de önce finans krizi gibi başlayıp daha sonra küresel ekonomik krize dönüşen ve tüm dünyayı sarsan kriz, tabii ki ülkemizi de etkilemiştir. Bunun neticesinde ekonomi küçülmüş ve işsizlik en büyük problemimiz olmuştur. Bununla beraber son yıllarda yapılan köklü ekonomik reformlar sayesinde, ülkemizin 2010 yılında toparlanarak Avrupa'nın en hızlı büyüyecek ülkesi olarak gösterilmesi ümit vericidir.

Küresel seviyede giderek bir cazibe merkezine dönüşen Türkiye, dünyadaki konumunu korumak ve ağırlığını sürdürmek için içerde de sorunlarını çözmek ve güçlü olmak durumundadır.

Demokratik her ülkede tartışmaların yaşanması tabiidir. Ülke sorunlarıyla ilgili farklı görüş ve yaklaşımlar olabilir. Ancak üslup kaygısı gözetilmeden yapılan tartışmalar, gerilimlere ve endişelere yol açmaktadır. Herkesin olgunluk içinde, sevgi ve saygı çerçevesinde davranması elzemdir. İlgili tüm tarafların, bütün kurumların sadece ve sadece sorunların çözülmesine, insanımızın refah ve mutluluğuna odaklanması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Türkiye tüm sorunlarını demokrasi ve hukukun temel ilkelerine bağlılıkla aşacaktır. Bunu başaracak siyasal olgunluğa sahibiz. Kurumlar arasında uygulamalardan doğan rahatsızlıklar veya yanlış yapanlardan kaynaklanan sorunlar bulunabilir. Sorunların aşılması konusunda güven ortamının korunmasının, sağduyunun hakim olmasının, uzlaşma, işbirliği ve diyaloğun sürdürülmesinin öneminin altını çizmekte fayda görüyorum.

Bugün gündemde olan siyasi ve hukuki tartışmalar ile yaşanan süreçlerden yola çıkılarak "kurumlar arası bir çatışma veya gerginlik varmış" şeklinde değerlendirmeler yapılması, doğru değildir. Her kurum Anayasa'nın verdiği yetkiler ve kanunların çizdiği sınırlar içerisinde görevini yerine getirmektedir. Her şeyin hukuk zemininde yürütüleceğinden herkes emin olmalıdır. Bu vesileyle kurumların yıpratılmasından özenle kaçınılması gerektiğini de bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Ayrıca son günlerdeki bazı olaylar bağlamında bir hususa daha dikkat çekmek istiyorum: Dünyanın en güzel ülkelerinden birinde yaşıyoruz. Bu ülke hepimizin. Memleketimizin kıymetini bilmeliyiz. Hepimiz tek bir milletin ayrılmaz parçalarıyız. Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes, hiçbir ön şart aranmaksızın eşittir, aynı haklara sahiptir. Herkes birinci sınıf vatandaştır. Her birey varlığıyla ülkemizin gücüne güç katmaktadır.

Toplumun tüm kesimlerini birbirini anlamaya davet ediyorum. Herkesin yaşananlardan gerekli dersi çıkarması ve bir daha düşünmesi lazımdır.

Birlik, beraberlik içinde, birbirimizi severek yaşamaya devam edeceğiz. Teröre hep birlikte karşı çıkacağız. Çeşitli bahanelerle ayrılık yaratmayı ve huzuru bozmayı amaçlayan tahriklere ve provokasyonlara hiçbir zaman fırsat vermeyeceğiz.

Türkiye'nin istikrar içinde yoluna devam etmesi için herkesin sorumlu bir yaklaşım sergilemesi ve yapıcı katkılar sağlaması gerekmektedir. Bu süreçte toplumumuzun geçmişte olduğu gibi olgun davranacağına ve sağduyuyu elden bırakmayacağına inancım tamdır.

Sorunlarını kendi iradesiyle çözen, tüm vatandaşlarını kucaklayan ve herkesin eşit vatandaşlar olduğunu uygulamalarıyla hissettiren bir Türkiye, dünyadaki konumunu şüphesiz daha da güçlendirecektir.

Toplumun tüm kesimlerinin ortak gayretleriyle Türkiye'nin yarınları daha iyi olacaktır. Eminim ki Türkiye, Cumhuriyetimizin yüzüncü kuruluş yıldönümünde bugünkünden çok daha ileri bir noktaya gelecektir.

Türkiye'nin elbette ki önemli meseleleri vardır. Bunları yok saymıyoruz. Hepsini elbirliğiyle aşacağız. Ülkemizin mevcut potansiyeli buna imkan vermektedir.

Herkesi bu yönde azimle çalışmaya davet ediyorum. Bu ülke için küçük de olsa herkesin yapabileceği katkılar vardır.

Değerli Vatandaşlarım,

Yeni bir yıla girerken; dünyada barışın ve istikrarın önündeki engellerin kaldırılmasını umut ediyorum.

Hoşgörünün benimsendiği; ihtilafların barışçı yollardan çözüme kavuşturulduğu; küresel sorunlar konusunda azami duyarlılık gösterildiği; terörden, şiddetten, silahlardan, tehditlerden ve krizlerden arınmış bir dünyada insanların refah, huzur ve mutluluk içinde yaşamasını temenni ediyorum.

Yeni yılda, istikrar içinde büyüyen ve gelişen bir Türkiye dileğiyle aziz milletimize sevgiler ve saygılar sunuyorum."

Perde Arkası Haberleri