Dilipak'a göre baş belaları

"CHP’nin varlığı bugün için Kemalist, ulusalcı solun en büyük baş belası.. Demirel de muhafazakar sağın en büyük baş belası. "

Harika!

 

Erdoğan’ın Kızılcahamam’da yapılan 16. İstişare Toplantısı’ndaki performansı harikaydı..

 

Mesajları da öyle.

 

Kendinden emin ve kararlı..

 

Muhalefet için durum kritik. MHP barajın eşiğinde. CHP’deki iç tartışmalar devam ederken, tabandaki çözülme hız kazanmış durumda.

 

Başörtüsü bir kez daha anamuhalefetin ayağına dolaşmış durumda. Hem de 29 Ekim vesilesiyle.. Ufukta sandığın göründüğü bir zamanda yaşanan tartışmalar, CHP’yi yeni bir krizin eğişine getirmiş durumda..

 

AK Parti’deki referandum sonrası yükseliş devam ediyor.. Kamuoyu göstergeleri, AK Parti’nin % 50 sınırını test ettiğini gösteriyor..

 

Bu haftasonu bir kaç açıdan önemliydi. Pazartesi günü, AK Parti istişare toplantısını tamamlamış olacak. SP kongresi yanında HSYK seçimleri de tamamlanmış olacak.

 

Bu arada Numan Kurtulmuş’un yeni partisi de kurulmuş olacak.

 

Ekim sonunda Cumhuriyet Bayramı var.. “Her bayram” olduğu gibi, yine birileri yapacak yapacağını..

 

Bu arada Ulusalcılar 10 Kasım için, Anıtkabir’de buluşma çağrısı yapıyorlar.. AK Parti’nin önlenemeyen yükselişi, başörtüsünün serbest bırakılması karşısında toplu matem yapacaklar sanırım..

 

Cumhuriyet gazetesi ulusal medyada 20. sıraya yuvarlandı. Ulusal sağ, ulusal solu geride bıraktı. Yeni Çağ, Cumhuriyet’in önüne geçti, ama ne ulusal sağ ve ne de ulusal sol siyasette ciddi bir varlık gösteremiyor.. Toplumsal tabanlarını hızla kaybediyorlar..

 

Ergenekon soruşturması devam ederken, önümüzdeki ay bir de Balyoz davası başlayacak..

 

Daha durun, darbe İstanbul’da değil, Ankara’da yapılır. Ankara merkezli darbe planlarına sıra gelmedi.. Daha İstanbul ayağını konuşuyoruz. Bu işin Diyarbakır, Malatya, Kayseri, İzmir ayağı deşifre olmadı. Daha işin başındayız.. Daha işin Eskişehir, Konya, Afyon, Trabzon ayağı deşifre olmadı. Erzincan ayağı bile çözülmedi daha..

 

Daha 28 Şubat’ı konuşmadık ki. Çevik Bir’e bile sıra gelmedi daha..

 

Özal, Eşref Bitlis suikastları gündeme geldi. Her an buradan başka yerlere uzanabilir bu konu..

 

Doğan’ın medyasını satışa çıkartması boşuna değil. Bana kalırsa Koç’un da önümüzdeki aylarda bir karar vermesi gerek artık..

 

2011’e girerken bir çok şey netleşmiş olacak.

 

Ergenekoncuların yeni taktiği, sanki biraz da iktidarı arkadan itip yüzüstü kapaklandırma gayreti gibi.. Derin hesaplaşmada iktidarı İsrail ve ABD ile, Batı ile, NATO ile karşı karşıya bırakmak.. Ekonomide dalgalanmalara sebep olacak bir borsa krizi tezgahlamak, İran konusunu gündeme getirerek, İsrail üzerinden Türkiye’yi ABD ile ters köşelere çekmek..

 

Bütün bunlar AK Parti’ye zarar verme adına yapılıyor. Yoksa bu işlerin kendilerine hiçbir faydası yok. Hatta AK Parti’ye zarar verelim derken Türkiye’ye zarar verdiklerinin farkında değiller..

 

Konjonktür gereği AK Parti bu durumlardan, zor bir süreçten geçse de güçlenerek ve başarı ile çıkıyor.. Zor durumda kalan AK Parti değil, CHP oluyor sonunda.

 

CHP daha başörtüsü konusunu teorik olarak bile çözemedi.. Başörtüsü tartışması CHP’nin seçimlere kadar en büyük sınavı olarak önünde duruyor.. Yine Ergenekon’un avukatlığı rolü de öyle..

 

AK Parti hiçbir şey yapmasa bile, CHP ve MHP’nin tutarsızlıkları seçimi kazanma konusunda AK Parti’ye yeteri kadar fırsat sunuyor.. Sağdaki ve soldaki dağınıklık da öyle..

 

CHP’nin varlığı bugün için Kemalist, ulusalcı solun en büyük baş belası.. Demirel de muhafazakar sağın en büyük baş belası. Milliyetçiler MHP’yi aşmadan kendi adlarına bağımsız politikalar üretemezler. Bunların hepsi de aynı kapıya çıkar.. Kürt milliyetçilerin hevesleri de, dağa taşa “Ne mutlu Kürdüm diyene” yazmak olsa gerek.. Kendi lider ve örgütleri söz konusu olduğunda sokaklara “Ya sev ya terk et” diye yazmak olsa gerek..

 

Ama artık geçmiş olsun.

 

Yeni bir dünya kuruluyor ve herkes orada yerini almaya hazırlanıyor.

 

Selam ve dua ile. Abdurrahman DİLİPAK-Yeni Akit

 

 

Medyanaliz Haberleri