İşkenceyle Katlettiler

Özbekistan'da yaşanan işkence, zulüm ve baskı sonucu Türkiyeye sığınan Zayniddin Abdurrasuloviç (1971), iade edilmesinin üzerine işkence ile öldürüldü.

Özbekistan'da yaşanan işkence, zulüm ve baskı sonucu Türkiyeye sığınan Zayniddin Abdurrasuloviç (1971), iade edilmesinin üzerine işkence ile öldürüldü. Özbekistan vataşdaşı olan 39 yaşındaki  Zayniddin Abdurrasuloviç, gördüğü kötü muamele ve işkenceler ile sığındığı Türkiye'nin kendisini geri göndermesi sonucu öldürüldü.  

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Genel Yönetim Kurulu Üyesi  Av. Gülden Sönmez'in konuya ilişkin basın bülteninde bakın neler anlatıldı:

Özbekistan vatandaşı olan Zayniddin Abdurrasuloviç (1971) Özbekistan'da yaşanan işkence, zulüm ve baskı ortamından dolayı 1998 yılında Türkiye'ye gelmiştir. Askarov Türkiye'de bulunmakta iken 16.02.1999 tarihinde İslam Kerimova yönelik Taşkent'te bir bombalı suikast yapılmış olup bu suikast girişiminin bir "devlet tertibi" olduğu yolunda oldukça ciddi şüpheler vardı. Bu suikast girişimi İslam Kerimov tarafından muhaliflerini tasfiye etme imkânı olarak değerlendirildi ve yüzlerce insan tutuklandı. Askarov'da hiçbir delil olmamasına rağmen muhalif kimliği nedeniyle suçlananlar arasındaydı.
 
Özbekistan'ın talebi üzerine Askarov Zayniddin Abdurrasuloviç 05.03.1999 tarihinde gözaltına alındı. Bunun üzerine MAZLUMDER'e müracaat eden Askarov Zayniddin Abdurrasuloviç 12 Mart 1999 tarihinde Bakanlar Kurulu'nun onayı ile Dışişleri Bakanlığı tarafından Özbekistan'a iadesi istemiyle açılan davada iade edilmeleri kararı verildi. Askarov Özbek asıllı Kırgızistan vatandaşı olduğunu, kendisine isnat edilen suçlarla hiçbir ilgisinin olmadığını ve olaylar sırasında Türkiye'de bulunan Kırgız Bakana tercümanlık yaptığını ispat etmesine, avukatlar tarafından hazırlanan 100 sayfalık ilk dosyada iade talebinin tamamen siyasi olduğu, Askarov'un muhalif olduğu için istendiğinin ve iade edilirse ağır işkencelere uğrayacağı ve hatta idam cezasına çarptırılabileceği anlatılmasına rağmen iadesine karar verildi.
 
MAZLUMDER'in 11.03.1999 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaatı üzerine Mahkeme 23.03.1999 tarihinde bir tedbir kararı vererek Türkiye'den iade etmemesini istedi. Türkiye ise bu karara uyacağını mahkemeye bildirdi. Ancak, AİHM kararına ve hükümetin olumlu beyanına rağmen Özbek tutuklular Rustam Mamatkulov ile Askarov Zeyneddin Abdurrasuloviç, 19.03.1999 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla 26 Nisan akşamı bulundukları cezaevinden alınarak gece saat 01:00'de Özbekistan'a gönderildiler.
 
Bu dosyayı takip eden ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurarak Mamatkulov ve Askarov'un iadesinin durdurulması kararını alan MAZLUMDER başta olmak üzere, Uluslararası Af Örgütü, Human Rihgts Watch ve birçok insan hakları örgütü "Bu Özbeklerin tecrit edilmiş alanlarda kötü muamelelere, işkenceye, adil olmayan bir yargılamaya ve yaşam hakkına yönelik ağır ihlallere maruz kalma tehdidiyle karşı karşıya olduklarını" dile getirdiler. 
 
O tarihte Türk Hükümetinin kendilerinin bu Özbeklerle ilgili işkence, kötü muamele vb uygulamalara karşı güvenliklerine dair Özbekistan'dan güvence aldıklarını belirtmişlerdir. Ancak süreç bütün güvencelerin tersine işlemeye başlamıştır. Askarov iade edildikten sonra Özbekistan'da insan hakları ihlalleri ve işkencesiyle meşhur Taşturma Hapishanesine konuldu. Yargılaması sırasında hiçbir savunma imkanına sahip olmadığı bilindiği gibi adil bir yargılamadan eser olmayan bir yargılamaya tabi olduğu şüphesiz bir şekilde herkesin malumudur.  İşkenceli sorgulamalar, sadece kendilerine değil ailelerine yapılan işkenceli süreçlerden sonra 16 Şubat suikastıyla ilgili olarak Askarov 11 yıla mahkum edilmiştir.
 
Daha sonraki süreçlerde tutulduğu cezaevinin koşullarının da alabildiğine sağlıksız olduğu, cezaevinin kurulduğu yerin toprak niteliği nedeni ile orada tutulan tutukluların yoğun olarak kanser hastalığına duçar olduklarına dair haberler alınmıştır. Askarov ise hapishanede kendisine uygulanan ağır işkencelerden dolayı ara ara gündemde olmuştur. 28.11.2003 tarihinde BBC ve Amerikanın Sesi ile yapılan bir röportaj sırasında istihbarat görevlisinin kısa süreli dışarı çıkması sırasında kendisinin işkence altında birçok yanlış ve yalan beyanda bulunmak zorunda bırakıldığını anlatmıştır. Röportajın sonunda da bu röportajdan sonra her türlü işkence ile her an öldürülebileceğini beyan etmiştir. Bu röportajdan sonra uzun bir süre kendisinden haber alınamamış daha sonra ise gerçekten akıl almaz işkencelere maruz kaldığı öğrenilmiştir.
 
Bu arada MAZLUMDER ve avukatları tarafından AIHM'de açılan dava 4.2.2005 tarihinde sonuçlanmış ve Türkiye AIHM Büyük Daire tarafından 34. maddenin gereklerinin yerine getirmediği gerekçesi ile 25.000EURO tazminat ödemeye mahkum edilmiştir. 
 
1999'dan bu yana Türk Hükümeti'ne kendilerine verilen yaşam hakkı ile ilgili güvence hatırlatılarak insan hakları adına sahip çıkılması istendiği halde olumlu hiçbir sonuç alınamamıştır. Avukatları ve insan hakları örgütleri tarafından çok sayıda başvuru ile Türk Hükümeti'ne ve Özbekistan'a talepler iletildiği, daha önce birçok siyasi mahkumun cezalarını tamamlamaya az bir zaman kala hapishanede öldürüldüğü gerçeği hatırlatıldığı halde herhangi bir olumlu gelişme yada durum takibine dair talepler kabul edilmemiştir.
 
Korkulan olmuş 2010 Kasım ortasında Askarov artık ceza sürecinin bitmesi aşamasında (Nisan 2011 de cezası bitiyordu) geçtiğimiz günlerde işkence edilerek öldürülmüş ve Özbekistan yetkilileri Zeyneddin Askarov'un cesedini ailesine teslim etmiştir. Ölüm sebebi olarak ta kalp yetmezliği belirtilmiştir.
 
Hayatının 10 yılını işkence ve acı içerisinde geçiren ve bu süre zarfında birçok kez öldüğünü zanneden, yaşadığı onurkırıcı zalimane muamelelerden dolayı birkaç kez ölmek istediğini beyan eden Askarov'un 10 yıla yayılmış bir idam infazı ile karşı karşıyayız.
 
Masum bir insan zalimce öldürülmüştür. Masum bir insanın ölümünü bütün insanlığın ölümü gibi sayan bir anlayışla Askarov Zayniddin için Türkiye, Özbekistan ve uluslararası düzlemde tüm girişimlerin gerçekleştirilmesi için ulusal uluslar arası tüm resmi ve sivil kuruluşlara çağrı yapıyoruz. Bu girişimler sadece Askarov ile sınırlı tutulmamalı Özbekistan hapishanelerinde tutulan binlerce masum düşünce ve inanç suçlusunun işkencelerinin önlenmesi ve güvenlik ve özgürlüklerinin sağlanması için de çabaya dönüştürülmelidir. Zira haksız tutuklamalar, keyfî gözaltılar ve muhaliflere uygulanan baskılar nedeniyle Özbekistan'da hâlen sırf muhalif olduğu için hapiste bulunanların sayısı yüz binlerle ifade edilmektedir.
 
Özellikle Askarov ile ilgili olarak hızlı, etkin bir araştırma ve soruşturmanın sağlanması, Türkiye'deki ve Özbekistan'daki sorumlularının cezalandırılması için gerekli çabaların ortaya konması için gereğini arz ediyoruz.

Dünya Haberleri