İslamcı Kürt Parti için işaret verildi

Kürt bölgesinde tek siyasi aktör marksist BDP olmayacak.

Kürt bölgesinde çok önemli faaliyetler yürüten Mustazaf ve Hizbullah camiasına yakınlığıyla bilinen  DoğruHaber'in başyazarı MEHMED GÖKTAŞ; BDP'ye çok önemli mesajlar gönderdi.

Göktaş'ın yazısındaki "tazı" benzetmesiyle Kürt bölgesindeki marksist BDP'nin kurmaylarına seslenirken yeni bir siyasal hareketin oluşturacağı etkiye de değindi.

DOĞRUHABER GAZETESİ'NDEN MEHMED GÖKTAŞ'IN YAZISI ŞÖYLE:

Bak Osman, tazıyı geri alırım ha!

Padişah, gösterdiği bir hünerinden dolayı Osman isimli birisine demiş:

“Dile benden ne dilersen Osman!”

Osman da sinsi sinsi düşündükten sonra:

“Canınızın sağlını dilerim padişahım” dedikten sonra ilave etmiş:

“Bana bir tazı verin padişahım” demiş. Kendisinden çok şey isteyeceğini bekleyen padişah şaşırmış.

“Verin şuna bir tazı, ne yapacaksın bu tazıyı?” demiş.

“Ava gideceğim, onun için bir de ok, yay ve mızrak lütfedin efendim”

“Sözü mü olur, verin şuna biraz av malzemesi” demiş.

“Efendim, at olmazsa ben nasıl ava giderim?” demiş ve bir de at almış. Daha sonra bir bir sıralamaya başlamış. At için ahır istemiş, atın yayılabileceği bir çayırlık istemiş, ardından at bakıcıları istemiş. İstemiş de istemiş. Padişah bakmış iş kötüye gidiyor. Osman’ın kulağına eğilmiş:

“Bana bak Osman, tazıyı geri alırım ha!” demiş.

Her halde espriyi anlamışsınızdır. Tazıyı kaybettiğinde her şeyi kaybetmiş olacak adam.

BDP, başta Diyarbakır olmak üzere bazı merkezlerin belediye başkanlıklarını elinde bulundurduğundan dolayı, bu belediyelerin üzerine devlet kurmak istiyor, Marksist bir devlet.

Ve bu Komünist devlete ait Öz Savunma birlikleri kurmak istiyorlar şimdiden. Hiç düşündünüz mü, ne iş yapacak bu Öz Savunma birlikleri? Cevabı çok basittir…

Müslüman Kürt halkının Kemalist yönetimden çektiği zulüm ve katliamı, bu defa kendi Marksistlerinden görecek.

Evet, bütün bunları belediyelerin üzerine bina etmek istiyor.

Üzerine devlet kurulacak kadar sağlam mıdır bu belediyeler?

Yani, bir gün buraları kaybetme ihtimali yok mudur? Seçimle kazanılmadı mı buralar? Peki, seçimle kaybedilmeyecek mi? Bir gün seçimi kaybettiklerinde devretmeyecekler mi, kazananlara teslim etmeyecekler mi?

Kendilerden başka kazanabilecek birileri yok mudur? Kendilerinin dışında birilerinin kazanması bir yana, mesela kendi içlerinden daha dindar olanlar bir gün seslerini yükseltmeyecekler mi?

Güneydoğuda BDP veya PKK adına yapılan eylemlerin görüntülerini şöyle bir gözünüzün önüne getirin. Kitlelerin yarıdan fazlasını oluşturan bayanlardır ve bu bayanların yüzde sekseninden fazlası bembeyaz örtüler içindedir ve gerçekten dinlerine bağlıdırlar. Şimdi bunlar bir gün meseleyi sorgulamayacaklar mı, bu hep böyle mi gidecek?

“Yahu, bizi temsil ettiklerini söyleyenler hiç de bize benzemiyorlar. Ankara’ya yirmi, yirmi bir milletvekili gönderdik, bir tekinin alnı secdeye gelmiyor, bir tane oruç tutan yok, yaşantılarının bizimle hiçbir alakası yok vs.” demeyecekler mi? Yönetimde bizzat yer almak istemeyecek mi BDP’nin bu dindar tabanı?

Veya bölgeden bir gün Müslümanca bir siyasi ses yükseldiğinde BDP tabanındaki bu bembeyaz örtülüler ve onların eşleri:

“Bizim yerimiz burasıymış, biz buraya yakışırız” demeyecekler mi?

Hatta şimdiden demeye başlamadılar mı?

Yani demek istediğimiz şudur, sadece belediyelere dayanarak, güvenerek üzerine öyle büyük büyük hayaller kurmaya kalkışılmasın. Birilerinin kulağına eğilip fısıldıyoruz ki:

“Bak Osman, tazıyı geri alırız ha!” 

Perde Arkası Haberleri