İstanbul'un çılgın trafiği

Herkes İstanbul'un ne kadar geliştiğini ve değiştiğini yazıyor ancak işin bir de başka bir boyutu var

Dünyanın en iyi şoförü olsam yine de İstanbul trafiğine girmem. İstanbul çılgın bir şehir oldu, bir tımarhâne-i kübra haline geldi. Nüfusu en fazla beş milyon olabilecek bir şehirde siz yirmi küsur milyon halk toplarsanız olacağı buydu.

Bu şehirde her şey çılgın ama trafik çıpçılgın, en çılgın.

Her şeyin etiği olduğu gibi trafiğin de vardır. Bizde trafik ahlâkı yerlere serilmiş can çekişiyor.

Kırmızı ışıkta bekliyorsunuz. Yeşil yandı, bir saniye sonra hareket edeceksiniz. Arkadaki terbiyesiz kornaya basıyor.

Hem araba sürüyor, hem cep telefonunu kulağına dayamış konuşuyor. Görgüsüz! Halkımızda dikkat ve ihtiyat diye bir şey kalmadı. Dört beş yaşındaki çocuğu elinden tutmuş, cadde tarafında yürütüyor... Bu bir cinayet değil midir? Çocukları sokakta, caddede güvenli olan tarafta tutmak gerekmez mi? Kim öğretecek bu kuralı bunca cahile?

Pikniğe gitmişler, otomobilin el frenini çekip bırakmışlar. Çocuklar frenle oynamış, vasıta yokuş aşağı aşağıdaki göle girmiş, çocuklar boğulup ölmüş... Vatandaş hem freni çekip hem de tekerleklerden birinin önüne bir taş koymuş olsaydı bu facia cereyan etmeyecekti.

Son yıllarda fren yerine gaza basma vak'aları ne kadar çoğaldı.

Hatırlıyor musunuz, Bursa'da sersem bir sürücü otobüs durağına girip beş zavallı kadını biçmişti. Ne kadar yatmıştı? Sadece on ay. Adam başına iki ay eder. Bizde halkın canı ne kadar ucuz?

Bir de aklımın hiç ama hiç almadığı kazalar oluyor. Dümdüz yolda giderken bariyere çarpıyor. Sis yok, yer yaş değil, kar mar da yok. Durup dururken böyle kazalar niçin oluyor? Sakın, bunların bir kısmı haram yemekten ileri gelmesin?

Yollar yetersiz... Köprüler yetersiz... Dikkat yetersiz... Ehliyet yetersiz... Ahlâk yetersiz... Eğitim yetersiz... Hukuk yetersiz... Cezalar yetersiz...

Seksen iki milyonluk Almanya'nın başkenti Berlin'in nüfusu beş milyon... Şehir yeşillikler içinde... Her yerde parklar, sun'î göller, bahçeler, korular... Trafik son derece düzgün... Park yerleri belli... Kanunları ve kuralları çiğneyeni hiç affetmiyorlar...

Berlin zelzele bölgesi değil ama orada binalar çürük çarık yapılmıyor.

Berlin'de rant mafyaları cirit atamıyor.

Berlin'de alavere dalavere inşaata ve yerleşime kapalı arsa ve araziler üzerinde inşaat yapılmıyor.

Orada zırt pırt imar afları çıkartılmıyor.

Orada şehir planının her gün ırzına geçilmiyor.

Berlin'de hâkimler var, mahkemeler var...

Berlin'de adalet, vicdan, insaf var.

Berlin'de trenler, tramvaylar, otobüsler, metrolar saat gibi çalışıyor.

Berlin'in nüfusunu beş milyondan yukarıya çıkartmak mümkün değil.

Berlin, İkinci Dünya Savaşı'nda yangın yerine, viraneye dönmüştü. Bütün eski tarihî binalar, anıtlar yeniden yapıldı. Orası bir çirkinlikler sergisi değil.

Berlin medenî bir şehir.

Berlin halkı kanunsuzluğa, ahlâksızlığa, nizamsızlığa hiç tahammül etmez.

İstanbul dünyanın en büyük köyü haline geldi.

Artık köy olmaktan da çıktı, bir tımarhane-i kübra oldu.

Şu anda mega-şehrin etrafında on binlerce bina inşa ediliyor. Bunlar iskâna açılınca seyr eyleyin siz gümbürtüyü.

Çalsın davullar zurnalar kornalar... Çekilsin halaylar... Dünyanın en çirkin ve beyinsiz şehirciliğinin kurbanı İstanbul'da görülmemiş bir cümbüş var.

Daha bu bir şey değil. Bir iki sene içinde trafiğe bir iki milyon yeni otomobil daha girince neler olacak neler...

Aklı ve imkânı olan bu çılgın şehirden kaçsın.

Yollar kapanmadan, köprüler tıkanmadan, akıllara ziyan gelmeden, iş işten geçmeden kaçmalı buradan.

Çanlar bizim için çalıyor, dan dan dan!..

Milli Gazete-25.06.2012

mehmet şevket eygi

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İstanbul Haberleri