İstediklerimizi yaz, hem rektör hem zengin ol

Türkiye’de doğru tarihin önündeki engeller ve can yakıcı bir olay

Yıllardan beri Osmanlı Hukuk sistemi ile alakalı kitaplar telif etmekte, makaleler yazmakta ve konferanslar vermekteyim. Bu çalışmalarımın belli kesimlerin hoşuna gitmediğinin farkındayım. Osmanlı Devleti’nin bir Müslüman Devlet olduğunu biliyoruz ve aksine yorumlar karşısında yıllardır şaşırıp kalıyorduk. Meğerse ki, Osmanlı devletine karşı olanların ve hem de en baştakilerin, kuvvetle muvaffak olamadıkları tarihin çarpıtılması meselesine çeşitli dalaverelerle ve kiralık kalemleri kullanarak emellerine ulaşmak istediklerini yıllar sonra öğrendik.

Öğrendik ki, Prof. Ömer Lütfü Barkan da ve hatta bir yerde Prof. Fuat Köprülü de, bir türlü rejimlerini halka meşru göstermeyi başaramayan siyasetçilerin emirleri ve talimatları doğrultusunda kalemlerini kullanmışlardır. Bunu bizzat yaşı şu anda 90’lara ulaşan ve aynı sofrayı paylaşan bir şahısdan kulaklarımızla duyduk.

Bize de, Osmanlı Kanunnameleri kitabımızı duyar duymaz, aynen şu teklif geldi: “Bu büyük kitabını istediğin gibi neşret; ancak bu kanunlardan 100 adedini seç ve uzun bir mukaddime kaleme al. Osmanlı Devletinin laik bir devlet olduğunu ispatla. Çünkü senin Müslüman halk nezdinde itibarın var ve İslam Hukuku uzmanısın. Halk sana daha çok inanır. Bunun karşılığında şunlara ulaşacaksın: 1) Kitabın 4 dilde yayınlanacak ve telif ücreti alacaksın. 2) Türkiye’nin üç şirketi sana Üniversiteden aldığın maaş kadar danışmanlık maaşı verecekler ve sadece banka kartı ile çekeceksin. 3) Duyduk ki, İstanbul Hukuk Fakültesi’ne tayin olunmak istiyormuşsun; hemen naklin yapılacak ve ileride dekanlık ve rektörlük gibi makamlara geleceksin. Yoksa pişman olursun.”

Evet, bu vaad ve tehditler karşısında benim cevabım şu oldu: “Ben ilkokul 4. sınıfta Barkan’ın Kanunname maddesini okudum ve kendi kendime şu sözü verdim: Ya Rabbi! Bana imkân ver, ecdadımla alakalı bu yanlış bilgileri tashih edip bütün dünyaya ilan edeyim. İşte Osmanlı Kanunnameleri adlı eseri bunun için telif eyledim. Nasıl maksadımın yüzde yüz zıddına bir amaçla bu teklifinize evet diyebilirim?”

Maaliftihar Allah’ın yardımıyla maksatlarım hâsıl oldu; ancak maalesef bana da çok zulümler yapıldı. Tam İstanbul Hukuk Fakültesi’ne tayinim olmak üzere iken Hürriyet Gazetesi yalan bir haberle bunu durdurdu. Yalan olduğunu 10 sene sonra ispatlayabildim. Beni Cağaloğlu Yokuşunda yakalayan o yaşlı ve malum içki sofralarının müdavimi olan zat bana şunu haykırıyordu: “Tayinin durdu, artık profesör de olamazsın. Dediğimi tutmadın.”. Ben de “Merak etme. Profesör de olacağım, dekan da rektör de olacağım. Ben bunları sizden değil, istersem Allah’tan isterim” cevabını vermiştim.

Ben bir İslam Hukuku uzmanıyım ve Türk Hukuk tarihçisiyim. Osmanlı hukuk sistemini inceleyen Osmanlı Kanunnameleri başta olmak üzere çok sayıda eserim olduğu için bana Osmanlı tarihçisi nazarıyla bakıyorlar. Ancak genel tarihin hukuk tarihi bilinmeden yazılamayacağına inananlardanım. Ben de insanım. Kaleme aldığımız ve bu zamana kadar 250.000 adet satan Bilinmeyen Osmanlı adlı kitabımızın birinci baskısında veya diğer eserlerimizde bazı tashih hataları ve hatta bilgi hataları olabilir. Ancak Gazi Osman Paşa’yı şehit ve Halife Abdülmecid’i sultan edecek kadar cahil değiliz. Bunların tashih hataları olduğunu ve hatta matbaadaki kayma meselesine dâhil bulunduğunu muhaliflerimiz de biliyorlar. Bir de buna benim biraz aceleci olan yapımı ve eksikliğimi de eklemelisiniz. Bu yüzden bazı okuma veya imla hataları olabiliyor. Bunu da peşinen kabul ediyorum. Bu eksiklikten âzâde olan ilim adamı var mı?

Çok ilginç bir olayı hemen nakledeyim: Murat Bardakçı isimli bir gazeteci, Habertürk’te yaptığı bir proğramda aşağılayıcı bir üslupla Bilinmeyen Osmanlı kitabı aleyhinde konuşmuş. Konuşmuş diyorum; çünkü değer verip de dinlemiyorum. Taş atacağıma kalem oynatıyor veya kitap okuyorum. Benim Osmanlı’da Harem kitabımda III. Murad’ın hanımlarını bile zikretmediğimi ve hep lehde konuştuğumu söylemiş. Bunu dinleyen bir hakperest, hemen evinde bulunan Harem kitabına bakıp bana e-mail ile yazmış: “Hocam! Ben de rahatsız oldum ve hemen kitaba baktım. III. Murad’ın hanımlarının listesini ve sayısını verdiğiniz gibi onun suiistimallerine de dikkat çekmişsiniz. Bunlar nasıl bu kadar yalan söyleyebilirler?”.
Vakit

Eğitim Haberleri