Mayın skandalına en doğru analiz

Başsavcılığı'nın 7 askerin şehit olduğu olayda patlayan mayınların TSK'ya ait olduğunu açıklamasının yankıları sürüyor.

Mayın gibi sabit ve asker tarafından yerleştirilmiş bir silahın yine dönüp askeri vurmasının çok küçük bir ihtimal olduğuna dikkat çeken Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Sedat Laçiner, eğer mayın gibi bir konuda ısrarla aynı sorun yaşanıyorsa bunun kolayca düzeltilebilecek bazı eğitim ve uygulama sorunlarını gösterdiğini belirtti. Gözetim, denetim ve sivil sevk-idareden onlarca yıl uzak kalınca içeride ciddi bir çürüme yaşandığını savunan Laçiner, aslında pek çok askerin de bunun farkında olduğunu, ancak konuşmaları halinde ya "hain" ya da "köstebek" sayılacaklarını ileri sürdü.

7 askerin şehit olmasıyla sonuçlanan mayınlar konusunda dikkat çekici açıklamalarda bulunan Laçiner, "Nereye hangi mayını nasıl ve ne zaman yerleştirdiğinizi bilirsiniz, bilmeniz gerekir. Elinizde haritalarınız vardır. En azından böyle olması gerekir." dedi.

Kendi mayınına basma sorununun TSK'da uzunca bir süredir yaşandığını hatırlatan Laçiner, sanılanın aksine 'dost mayını' denilebilecek kazaların hiç de istisna türünden olmadığını belirterek, sadece görmezden gelindiğini ve tıpkı pek çok düzeltilebilecek sorun gibi yapıldığını söyledi.

En son Çukurca'da 7 askerin şehit olmasıyla birlikte dost mayın dosyasının açılmak zorunda kalındığını anlatan Laçiner, "TSK'ya kalsaydı dosya falan açılır mıydı; orası şüpheli. Fakat bir gizli ses kaydı işin rengini değiştirdi. Ses kayıtlarında bir tuğgeneral mayınları terör örgütünün değil, bizzat kendisinin yerleştirdiğini söylüyordu. Buna karşın telefonun diğer ucundaki tümgeneral 'hiçbir sıkıntı yok bana bak hiçbir sıkıntı yok. Biz aynen planladığımızı uygularız. Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok' diyordu. Doğrusu tümgeneralin ifadeleri basit bir teselli vermenin çok ötesine geçiyor, sanki olayın üstünü örtmek istermişçesine bir izlenim veriyordu. Bir diğer gizli görüşmede ise bir yarbay 'yukarıya mayını terör örgütü döşedi şeklinde bildirdik' diyordu. Bir diğer görüşme kaydında ise olaydan pek çok kişinin haberdar olduğu anlaşılıyordu. Yukarıdaki tabloya bakıldığında görevden alınacak, mahkemede yargılanacak birden fazla komutanın olması gerektiği aşikâr. Bizde ne olur bilemem, fakat bu olay İspanya'da veya Kanada'da olsaydı aşağıdan yukarıya pek çok kişi görevden alınırdı veya istifa ederdi. Fakat bizde görevini yapamadığını düşünerek istifa eden asker de sivil de oldukça az. Hatta bırakınız askerleri, eğer ortada 7 şehit var ve bu konuda kamuoyu yanıltılıyorsa burada siyasi istifalar bile olmalıydı. Örneğin bu tür olaylarda Savunma Bakanı neden istifa etmez, hatta neden eleştirilmez. Savunma Bakanları sorumsuz, yetkisiz ve ilgisiz insanlar mıdır?" diye sordu.

YERLEŞTİRİLEN MAYINLARIN İYİ BİR HARİTALANDIRILMASI YAPILMIYOR

Olayın demokratik açılım en hassas döneminde cereyan ettiği ve bu vahim patlamalardan sonra Başbakan'ın eski DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'le olan görüşmesini iptal ettiği düşünüldüğünde işin içinde başka işlerin olması ihtimalinin de ister istemez akıllara geldiğini ifade eden Laçiner, bazılarının bunun bir kaza olmadığını, siyasi sonuçlar için yapılmış bir provakatif tuzak olduğunu dahi iddia ettiğini hatırlattı.

"Öyle midir, böyle midir? Bunu bilemeyiz. Ülkenin savcı ve hâkimleri konuya bakarlar herhalde." diyen Laçiner, bu sorunun gözlerden ırak tekrar edip durduğunu ve vatan evlatlarının terör örgütü saldırıları kadar kendi yerleştirdiğimiz mayınlara da kurban gittiğini söyledi.

Bundan 2-3 yıl kadar önce yine bir mayın patlaması olduğunu ve şehitlerin verildiğini dile getiren Laçiner, olayın yine PKK'ya mal edildiğini kaydetti. Kendisinin de hemen herkes gibi terör örgütünü tek adres olarak gördüğünü anlatan Laçiner, o dönem bir albayın kendisine söylediklerinin bu konudaki tüm düşüncelerini değiştirdiğini ifade etti.

Albayın "Oradaki mayın bizim kendi mayınımız da olabilir hocam" dediğini aktaran Laçiner, şöyle devam etti: "Bunu anlamakta zorlandığımı görünce ise şöyle izah etti: 'Yerleştirilen mayınların iyi bir haritalandırması yapılmıyor. Farklı birimler birbirlerinden habersiz mayın yerleştirebiliyor. Örneğin riskli bir bölgede operasyon yapan bir tim gece orada kalırken bir bölgeyi mayınlıyor. Ancak giderken bu mayınlar orada kalıyor ve ondan birkaç yıl sonra o bölgede konaklamak zorunda kalan başka bir tim yeni bir mayınlamaya gidebiliyor.' Yaşanan pek çok mayın patlamasında bu tür tedbirsizliklerin rolü vardır. Elbette PKK'nın da yerleştirdiği mayınlar var. Ancak özellikle son dönemde terör örgütü mayından çok uzaktan kumandalı patlayıcıları tercih ediyor.'"

Bu tespitleri birkaç kişiye daha teyit ettirdiğini ve geldiği noktanın hemen her sorunda olduğu gibi aynı olduğunu belirten Laçiner, TSK'da gerçek bir kalite kontrolünün bulunmadığını savundu.

Pastanelerin, börekçilerin bile ISO 2001, TSE gibi kalite standart belgeleri aldığı bir çağda koskoca TSK'nın kara düzen yoluna devam ettiğini ileri süren Laçiner, "Hesapları Sayıştay'a kapalı; eleştiri yapsanız saldırı sanıyorlar; mahkemeye yolları düşse isyan ediyorlar; askeri mahkemeler evrensel standartlarda çalışmıyor vs. Ordu kalite kontrol dendiği zaman hala komutanı mutlu etmeyi anlıyor. Boya yaprakları, ağaçlar yeşil görünsün. Denetim bitince rahatsın. Her şey görüntüyü kurtarmak üzerine kurulu. Gözetimden, denetimden ve sivil sevk-idareden onlarca yıl uzak kalınca içeride ciddi bir çürüme yaşanmış, yetenekler zayıflamış, zaaflar derinleşmiş. Aslında pek çok asker de bunun farkında. Ancak konuşmaları halinde ya hain sayılacaklar, ya da 'köstebek'. Hataları kapatmak, halının altına süpürmek onları yok etmiyor. Gerçekte böyle davranarak yok olan aslında kurumlarımız ve geleceğimiz oluyor." şeklinde konuştu.

Gündem Haberleri