Milli Savunma Bakanı Akar, AA Editör Masası'na konuk oldu

"(Ege'deki sorunlar) Biz konuşmaktan yanayız. Gelin konuşalım. Diyaloğa açığız, barış, huzur istiyoruz ama hakkımızı, hukukumuzu da istiyoruz"

ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ege'deki sorunlara ilişkin, "Biz konuşmaktan yanayız. Gelin konuşalım. Diyaloğa açığız. Barış, huzur istiyoruz ama hakkımızı, hukukumuzu da istiyoruz." dedi.

Bakan Akar, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk oldu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunarak soruları yanıtladı.

Evlatlarına kavuşmak için çağrı yapan Diyarbakır anneleri ile ikna yoluyla teslim olan teröristlere ilişkin değerlendirmede bulunan Akar, Diyarbakır annelerinin çocuklarına kavuşmak için verdikleri mücadeleyi son derece saygın, önemli ve değerli gördüklerini dile getirdi.

Teröristlerin sözde ele başlarının bu işin artık çıkmaz bir yol olduğunu gördüklerini söyleyen Akar, "Bunun bütün terör örgütü tarafından anlaşılması için herhalde biraz daha zamana ihtiyaç var. Bunlar, bu yolun çıkmaz sokak olduğunu gördüler, görecekler. Bu işte bir başarı sağlayamayacaklarını anladılar." dedi.

Kürtleri kardeş olarak gördüklerini vurgulayan Akar, çocuklarının kandırılarak dağa çıkarılmasının büyük bir üzüntü kaynağı olduğunu ifade etti.

Bu üzüntülerinin sona ermesi için bazen açık, bazen ise örtülü olarak konuya bir bütün halinde yaklaşarak çalışmalar yaptıklarını aktaran Akar, şöyle konuştu:

"Amacımız terör musibetinden ülkemizi kurtarmak. Bunun için de her anlamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çok önemli sonuçlar aldık. Bu sonuçların giderek artacağına da inanıyorum. Teröristler artık çaresiz hale geldiler ki oradaki bölge halkının çocuklarını ikna ederek kaçıramadıkları için rehin alıyorlar, birtakım tehditlerle, şantajlarla rehin oluyor. Bunlar Birleşmiş Milletler raporlarına dahi intikal emiş bulunuyor. Dolayısıyla bunların çöküşü devam ediyor, inşallah devam edecek ve amacımıza ulaşacağız."

- Ege'de bazı adaların silahlandırılması

"Ege'de bazı adaların Yunanistan tarafından uluslararası hukuka aykırı olarak silahlandırılması ve bu adalara yönelik Yunan üst düzey yetkililer tarafından yapılan ziyaretler söz konusu. Yunan medyasının gündeminin de hep Türkiye ile alakalı olduğunu görüyoruz. Son dönemde bölgede tırmanan bu gerilime yönelik değerlendirmeniz nedir?" sorusuna cevap veren Akar, Yunanistan ile Türkiye arasındaki problemlere farklı bakış açıları olduğunu belirtti.

NATO Genel Sekreterinin olaya gayet objektif yaklaştığını vurgulayan Akar, "Fransız meslektaşımız hanımefendinin açıklamaları var. Bunun hukukla, akılla, mantıkla, elle tutar tarafı yok. Anlamak mümkün değil." dedi.

Bakan Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tatbikatlarla, benzer girişimlerle Türkiye'nin, TSK'nin faaliyetlerini engellemek, değiştirmek gibi şeyleri düşünmek boş bir hayaldir. Bizim kurallarımız var, prensiplerimiz var. Hukuk var, hak var, hakkaniyet var. Bu çerçevede yapılması gereken neyse bunları yaptık, yapamaya devam edeceğiz. Bizim kimsenin toprağında, kimsenin denizinde, kimsenin hakkında, hukukunda gözümüz yok. Bunu binlerce defa tekrarladık, söylüyoruz. Kendi sınırlarımızda kalmak kaydıyla hakkımızı, hukukumuzu istiyoruz. Diğer taraftan da bir damla suyunu dahi vermeyiz, hakkımızı yedirmeyiz. Bunu anlayın. Muhataplarımızın bunu anlamakta sıkıntısı var. Hiçbir şekilde akla sığmayan taleplerle, yorumlarla, görüşmelerle, konuşmalarla olayı tırmandıran kendileri. Bizim yaptığımız şey son derece barışçıl bir şekilde sismik araştırma yapıyoruz. Olay bundan ibaret. Buna karşı askeri tatbikat yapılması, gemiler, uçakların getirilmesi nedir?"

Güney Kıbrıs'ta Fransızların üç uçağı olduğunu belirten Akar, "Bu niye geldi buraya? Hukuk diyorsunuz, anlaşmalar diyorsunuz. 1960 anlaşmalarında siz garantör müsünüz? Sizin böyle bir hakkınız, yetkiniz var mı? Kabadayılık dönemi geçti. Kabadayılıkla bazı hareketleri yaptırmaya zorlamak gibi şansınız yok." ifadelerini kullandı.

- Bu yaklaşım Yunan halkına da zarar veriyor"

Yunanlı müttefiklerin "Her şey benim" yaklaşımında olduğunu söyleyen Akar, şunları kaydetti:

"Tek haklı kendileri. Peki bu 83 milyonluk Türkiye'nin hiç hakkı yok mu? Bu kadar yanlış, tek yanlı, bencil bir yaklaşım kendilerine de Yunan halkına da zarar veriyor. Komşumuz, Yunan halkının da huzura ihtiyacı var. Her seferinde olayları tırmandırarak... Onları da rahatsız, huzursuz etmenin bir anlamı yok. Kendileri de kaybediyor. Mısırla bir anlaşma yaptılar, Mısır da kaybetti. Mısır kaybetti, Yunanistan kazandı mı? Hayır. Yunanistan refah ve güvenliğini kaybetti. Dolayısıyla Yunanlılar tarafından bu anlaşmanın da çok iyi okunması, anlaşılması lazım. Bunu tavsiye ediyoruz. Yunanistan ve diğer ülkeler sadece bizim hakkımızı, hukukumuzu ihlal etmiyorlar. Bunlar bu yaptıklarıyla hak ve hukuk kavramının içini boşaltıyorlar. Yani 'benimse hak, seninse hak değil' yaklaşımındalar. Siz istediğiniz kadar arkanıza Avrupayı alın, dünyayı alın fakat siz hiçbir zaman iki kere ikiyi beş yapamazsınız. İki kere iki burada da, orada da, bugün de, yarın da dörttür. Dolayısıyla biz haklıyız, hakkımızı almakta da muktediriz."

- "Biz konuşmaktan yanayız"

Doğu Akdeniz ve Ege'deki gelişmelerin ardından Yunanistan ile yaşanan gerginlik ile ilgili Türkiye'nin duruşuna yönelik soru üzerine Akar, Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı olarak önceki dönem muhatap ve mevkidaşlarıyla bu konuda görüşmeler yaptıklarını aktardı.

Görüşmelerde belli bir noktada mutabık kaldıklarını ifada eden Akar, şu bilgileri verdi:

"Herhangi bir tahdit olmaksızın kendi aramızda, uzmanlar arasında bunları görüşelim diye 15-20 kişilik bir heyet seçtik, biz Atina'ya gönderdik. Teknik bir mesele, konuşalım her şeyi, aklımızın arkasında bir şey kalmasın, her şeyi masaya koyalım, açıkça görüşelim dedik. Fakat buradaki kural şu: Bütün meseleler çözülmeden hiçbir mesele çözülmeyecek. Buna göre konuşalım. Sağ olsun arkadaşlarımız kabul ettiler. Oraya arkadaşlarımızı gönderdik, Atina'da bir toplantı yaptılar. Daha sonra Yunan uzman heyeti Türkiye'ye geldi, Ankara'da bir toplantı yaptık. Daha sonra biz Atina'ya tekrar bir daha gönderdik. Şimdi dördüncü toplantı Ankara'da olacak. Bugün bir kez daha söylüyorum; biz konuşmaktan yanayız. Gelin konuşalım. Diyaloğa açığız. Barış, huzur istiyoruz ama hakkımızı, hukukumuzu da istiyoruz. Çocuklarımızın, torunlarımızın geleceği için sorumluluğumuzu yerine getirmek istiyoruz. Önümüzdeki günlerde Yunan mevkidaşlarımız karar verirlerse, biz onları burada ağırlamaktan memnuniyet duyarız."

(Sürecek)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri