Musalla taşı istismar yeri değil!

Erdoğan Demokratik Açılım'ı anlatmak için spor adamları ile İstanbul'da bir araya geldi. 'Musalla taşları siyasi istismar yeri değildir' diyen Erdoğan Açılım sürecinin devam edeceğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'nde bir araya geldiği Fatih Terim, Ali Şen, Aziz Yıldırım, Faruk Süren, Ertuğrul Sağlam ve Rıdvan Dilmen'in de aralarında bulunduğu davetlilerin tek tek ellerini sıktı.

Toplantıya, Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay da katıldı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, spor adamları ile buluşması sırasında, ''Artık dünün parametreleriyle, geçmişin tortularıyla, yakın tarihimizin ayağımıza bağladığı zincirlerle, prangalarla geleceğe yürüyemeyiz'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''etnik milliyetçiliğe hayır'' dediklerini ifade ederek, ''Yani benim ülkemde ne kadar etnik unsur varsa, biz Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak devleti olarak, hepsine aynı mesafedeyiz. 73 milyon birdir, beraberdir. Kardeşçe yaşamanın içerisinde olmalıyız. Bizim aramıza ayrılık tohumları, nifak tohumları atanlara fırsat vermemeliyiz'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Artık dünün parametreleriyle, geçmişin tortularıyla, yakın tarihimizin ayağımıza bağladığı zincirlerle, prangalarla geleceğe yürüyemeyiz'' dedi.

Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'nde spor adamlarıyla bir araya gelen Erdoğan, Türkiye'nin emin adımlarla geleceğe ilerlediğini, Türkiye'nin önüne koyduğu hedeflere tek tek ulaştığını belirtti.

Türkiye'nin büyüdüğünü, kalkındığını, bölgesinin ve dünyanın saygın bir üyesi olmak için her ferdiyle yoğun bir mücadele verdiğini kaydeden Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bizim ufkumuz sonsuz derecede açıktır. Bizim geleceğimiz sonsuz derecede aydınlıktır. Artık dünün parametreleriyle, geçmişin tortularıyla, yakın tarihimizin ayağımıza bağladığı zincirlerle, prangalarla geleceğe yürüyemeyiz.

Biz kronik sorunları yaşatarak, meseleleri hasır altı ederek, erteleyerek, öteleyerek, görmezden gelerek geleceği inşa edemeyiz. Korkarak, sorunlardan çekinerek, büyüterek, aydınlık bir gelecek oluşturamayız.

Zaman, futbol diliyle konuşuyorum, orta sahada top çevirme zamanı değil. Zaman, dar alanda kısa paslaşmalar yapma zamanı, ekip oyunu oynama, pası isabet ettirme ve netice, yani gol atma zamanı.''

'ZAMANI, BİRBİRİMİZİ SUÇLAMA ZAMANI OLARAK GEÇİREMEYİZ'

Bu ülkede gençlerin öldüğünü kaydeden Erdoğan, ''Şehit cenazelerindeki kalabalıklar evlerine dağıldığında, şehidin anne ve babası aslan gibi delikanlılarını toprağa verip eve gittiğinde, yalnız kaldıklarında hiç kimsenin hissetmediği, hissedemeyeceği o büyük boşluğu, büyük acıyı, büyük sızıyı onlar hissediyor'' dedi.

Ülkenin büyük bir kesiminde çocukların okula gitmek yerine, çocuk parkına, spor sahalarına gitmek yerine maalesef istismar edildiğini vurgulayan Erdoğan, ellerine verilen taşları güvenlik güçlerine, cama, çerçeveye attıklarını belirtti.

Başbakan Erdoğan, ''Zamanı, birbirimizi suçlama zamanı olarak geçiremeyiz. Birbirimizi itham etme zamanı olarak geçiremeyiz. Zaman, anlık tepkiler verme, duygusal tepkiler verme zamanı değildir.

Şiddetin sadece ve sadece şiddet doğurduğunu anlamak, Türkiye'nin 73 milyon ferdi olarak bunun üzerinde derinlemesine düşünmek ve muhasebe yapmak zorundayız.

 Evet, bu ülkede bir terör sorunu var. Güvenlik güçlerimiz fedakar bir şekilde terörle mücadele ediyor. Polisimiz, askerimiz bunu birlikte yapıyor'' diye konuştu.

'PKK BENİM İNSANIMA SALDIRIYOR'

Dün akşam bir televizyon programında yapılan yorumun enteresan olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Benim dün Konya'da yaptığım, Tevrat'tan (öldürmeyeceksin) ifadesine, bana cevap veriyor. Verdiği cevap şu; (Güvenlik güçlerinin PKK örgütündeki öldürme olayını ne yapacaksınız) diyor. Böyle bir mantık olabilir mi? Düşünebiliyor musunuz?

 PKK benim insanıma saldırıyor, benim insanımı öldürüyor, güvenlik güçlerine saldırıyor. Güvenlik güçlerinin görevi, topraklarını korumak, halkın can güvenliğini sağlamak, onlara karşı saldıranlara yönelik olarak da güvenlik gücü elinden ne geliyorsa onu yapacak. Onun görevi bu.

Ancak öbürü terör örgütü. Aradaki fark bu. Sen nasıl olur da onunla onu birbirine karıştırırsın. Bir tarafta uluslararası sularda yürüyen insani yardım taşıyan gemiler var, öbür tarafta ise kendi ülkesinde insanca yaşama hakkına sahip olanların haklarına engellemek gayreti içerisinde olanlar var.

Onunla onu birbirine nasıl karıştırırsın? Ülkemde ne yazık ki bu tür köşe yazarları da var. Bu tür yorum yapanlar da var. Bunları da iyi tanımak durumundayız.''

Hız kesmeden terörle mücadele etmeye devam edeceklerini aktaran Erdoğan, ''Demokratik açılım'' dedikleri ''milli birlik ve kardeşlik projesi'' dedikleri sürecin terörle mücadelenin sadece güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceği, ekonomik, sosyolojik, psikolojik tedbirlerinin de artık geciktirilemeyeceği üzerine kurulduğunu ifade etti.

Bu mücadelenin ekonomik, sosyolojik, psikolojik boyutunun olduğunu, bütün bunların hepsinin ele alınması gerektiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

''Özellikle son dönemde milli birlik ve kardeşlik projesinin kesintiye uğradığı, yarım kaldığı, durduğu, yavaşladığı gibi iddialar ortaya atılıyor. Asla. Biz bunun için varız.

Bunu sürdürmek durumundayız. 'Milli birlik' diyoruz. Buna karşı olunur mu? 'Kardeşlik' diyoruz, 'dayanışma' diyoruz. Bunlara karşı olunur mu?

Ancak oluyorlar. Etnik milliyetçiliğe 'hayır' diyoruz. Yani benim ülkemde ne kadar etnik unsur varsa, biz Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak, devleti olarak, hepsine aynı mesafedeyiz.

73 milyon birdir, beraberdir. Kardeşçe yaşamanın içerisinde olmalıyız. Bizim aramıza ayrılık tohumları, nifak tohumları atanlara fırsat vermemeliyiz.''

 

Erdoğan şöyle konuştu:

Herkesin kendi doğruları ile yetindiği bir ortamda sorunlar çözülemez.  Birbirimizi daha fazla anlamaya çalıştıkça Türkiye değişti. Türkiye ekonomisi uzun yol kat etti. Türkiye hemen her alanda atılımlar gerçekleştiriyor. Türkiye diplomaside ağırlık ve itibar kazandı.

Ülke içinde büyük yatırımlar gerçekleştirildi. Siyasetçi olarak gerekeni yaptık şimdi sözün sahibine gitme dönemidir. Meseleleri görmezden gelerek korkarak bir gelecek inşa edemeyiz.

Bu ülkede gençler ölüyor. Büyük acıyı herkes gittiğinde aileler çekiyor. Çocuklar spor sahaları yerin  istismarın içine gidiyorlar maalesef. Zaman anlık ve duygusal tepkiler verme zamanı değil.Bunun üzerine derinlemesine düşünmek zorundayız. Güvenlik güçleri mücadele ediyorlar.

 Dün akşam bir TV dün konyada yaptığım konuşma için bana cevap veriyor. Benim güvenlik güçlerinin PKK'ya saldırmasına ne diyeceksin diyor. Güvenlik gücü ayrı terör örgütü ayrı sen onla bunu nasıl birbirine karıştırırsın. Ülkemde ne yazık ki bu tür köşe yazarları var yorum yapanlar var

Biz hız kesmeden terörle mücadeleye devam edeceğiz. Ekonomik sosyolojik tedbirler de artık geciktirilmemeli. Milli birlik projesi kesintiye uğradı diyenler var asla. Kardeşlik dayanışmaya karşı olunur mu oluyorlar.

Etnik milliyetçiliğe hayır diyoruz. PKK halkı istismar ediyor birileri de siyasi boyutunu istismar ediyor. Benim Kürt vatandaşımın temsilcisi PKK değildir. Partimden 60'tan fazla kürt kökenli var. herkes kendi inancını yaşar inanç da herkes özgürdür benim ülkemde... Bölgesel milliyetçiliğe de karşıyız. Batı neyse doğumuz da öyle olacak...

Musalla taşları siyasi istismar taşları değildir..

Son dönemde terör örgütü eylemlerinde artış görüyoruz. Bunların hiçbirine boyun eğmedik. Milli Birlik ve Kardeşlik projesi yolun a devam edecektir. Karşı çıkanlar neden çıktıklarını ifade edemiyorlar... Biz böyle gelmiş böyle gider diyemeyiz... Spor terörün panzehiridir. Bu ülkede barışın önünde kimse duramayacak...

haber7.com

Perde Arkası Haberleri