Osmanlı'nın insan kavramı ve Kur'an

Yavuz Bahadıroğlu: Osmanlı'nın insan kavram Kur'an-ı Kerim'de anlatıldığı gibi

Tarihçi yazar Yavuz Bahadıroğlu, Osmanlı'nın 'insan' kavramının, Kur'anı Kerim'deki insan kavramı olduğunu söyledi.

 

Bahadıroğlu, Osmanlı ve Selçukluların, insanı yaratılmışların en yücesi olarak algıladıkları için neye inanırsa inansın, hangi etnik kökenden gelirse gelsin ve ne giyerse giysin kutsal varlık olarak gördüklerini belirtti.

Bahadıroğlu, Osmanlı Devleti'nin dönem dönem, 'insan insana zulüm edemez, baskı yapamaz' anlayışını ihlal etse de genelinde sistematik zulmün olmadığı bir devlet anlayışının geliştirildiğini kaydetti.

 

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) öğrenci kulüplerinden Kulüp Akademi tarafından Ahmet Necdet Kampusü (ANS) Abdullah Kaptan Kohferans Salonu'nda düzenlenen 'Osmanlı Demokrasisinden Türkiye Cumhuriyetine' konulu konferansta konuşan Bahadıroğlu, batıda yönetilen sınıfın hiçbir hakkının olmadığı ve kralla akrabalığı olan üst sınıfın her şeye hakim olduğunun batılı düşünürler tarafından ifade edildiğini aktardı.

 

Osmanlı'da asilzade sınıfı olmadığını dile getiren Bahadıroğlu, Hıristiyan, Musevi, Müslüman ve daha farklı inançlardaki insanların, Osmanlı'da rahatça yaşayabildiklerini, rahatça ibadetlerini yapabildiklerini ve kendilerini rahatça ifade edebildiklerine dikkat çekti.

Bunun için Osmanlı kültüründe hiçbir dönemde sistematik şiddet ve baskı uygulanmadığını, zulüm edilmediğini dile getiren Bahadıroğlu, "Çünkü insan, kutsal varlıktır. Aynı mekanizma Avrupa'da olmadığı için 'insan, insanın kurdudur' anlayışı hakimdir. Aydınlanma çağı düşünürlerinden akılcı görüşleri ele aldığımız zaman, Fransız bir tarihçi, asiller ve rahiplerin eski dönem boyunca tüm haklardan ve nimetlerden yararlandıklarını ve yeni döneme gelindiğinde demokrasinin zümrelere çalıştığını, Batının eşitliğinin nisbi olduğunu ve her alanda eşitsizliğin hakim olduğunu ifade etmiştir." diye konuştu.

 

Hayatın bütün gayesinin insan olduğunu vurgulayan Bahadıroğlu, şöyle devam etti: "Eğer üretmek üzere görevlendirilmiş insanlardan biri görevini aksatırsa, o insan eksik yetişir. Hele de özgürlükler ve demokrasi kısılmışsa, bir ülkede özgürlük ve demokrasi yok ise insanlar düşünce üretme gereği duymayacaklardır. Düşünceye talep olacak ki arz da olsun. Talebin olabilmesi için de özgürlük gerekiyor. Düşüncelerin özgürce açıklanamadığı yerde düşünce üretilemez. O zaman da bir şeyler eksik kalıyor. İnsan yetiştirmekle görevli tüm birimler, işlevlerini ve görevlerini eksiksiz yerine getirmekle yükümlüdürler. Birinden biri işlevini eksik yaparsa, o zaman Türkiye'de eksik insanlar yetişecek ve Türkiye, eksik insanlar tarafından yönetilmeye mahkum olacaktır."

 

Bahadıroğlu, konuşmasını kendini insan yetiştirmeye adamış Şeyh Edebali'nin 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' sözü ile bitirdi.

 

Gündem Haberleri