Senai Demirci hakkında suç duyurusu...

Senai Demirci hakkında suç duyurusu...

T.C. Adalet Bakanlığı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına,
Bakırköy/İstanbul

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Hülya Avşar'ın (ki kendisinin akrabası, dostu, arkadaşı, tanıdığı veya komşusu değilim. Ayrıca yaptıklarının çoğunu onaylamam.) "halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik ettiği" gerekçesiyle soruşturma konusu ettiğiniz aşağıdaki ifadelerini onaylıyorum, harfi harfine ben de söylüyorum. Hatta ondan önce söyleyemediğim için de pişmanlık duyuyorum. Suçluyum. Kendi kendimi ihbar ediyor, suç duyurusunda bulunuyorum.

"Demokratik açılım meselesinden ben çok korkuyorum. Korkuyorum, çünkü bu öyle bir mesele ki, artık dönüşü yok. Bu işe başladıysanız bitirmek zorundasınız. En azından başarmaya doğru gidildiğini hissettireceksiniz. Aksi halde bu yeni doğmuş bebeğin ağzına memeyi verip en güzel anında çekmeye benzer, ki bu çok tehlikeli. Çünkü o zaman ne olur o bebek? Kıyameti koparır, olay çıkarır. Ne zaman ki sen yine o memeyi ağzına verirsin ya da başka bir meme; ancak o zaman susar, başka türlü kurtulamazsın artık.

Türkler bu ülkenin bölünmemesini istiyor. Topraklarını, milletlerini korumak istiyor. Buna da sonsuz hakları var ama yöntem hataları yaptıklarını kabul etmeliler. Ben de sonuna kadar Türküm; ama bu Kürtleri yok saymak, onlara etnik baskı yapmak anlamına gelmemeli. Yıllardan beri Anayasa?yı değiştiriyorlar, bir kez de barış için değiştirsinler."

Aslında benim söyleyeceklerim bu kadarla da bitmiyor. Hülya Avşar'dan çok daha suçlu hissediyorum kendimi. İtiraf edeyim: Ben günde yaklaşık yetmiş kez secde ediyorum. Fırsat verilseydi, bu eylemimi laikliğin kutsadığı kamusal alanlarda da yapardım. Bu konudaki emelimi ve hevesimi içimde saklıyorum. Niye secde etmekten kendimi alamadığıma gelince...

Ülkemde en az seksen yıldır "milliyetçilik" gibi yumuşak ve sevimli bir isim altında uygulanan, bir zamanlar kafatası ölçümlerine kadar varmış, özellikle ve öncelikle Kürtleri köylerinden ve itibarlarından eden kitlesel sürgünleri doğurmuş, ve hâlâ daha Kürtçe konuşan Kürtler görsün ve okusun diye inadına dağa taşa "Ne mutlu Türküm!" diye yazılar yazdıran, henüz yalan konuşmasını bile bilmeyen 6-7 yaşındaki sabileri her sabah "Turkiiim, dogriyim..." diye and içmeye zorlayan dışlayıcı ve bölücü ırkçılığı "Ne mutlu ateştenim!" diyerek başlatarak, Allah için secde etmekten kaçınan şeytana bir daha bir daha bir daha muhalefet etmek için... Her gün, her vakit, her yerde, fırsat buldukça seve seve secde ediyorum. Görüldüğü gibi hem "şeriatçı"yım hem de ne yazık ki pişman değilim.

Saygılarımla
Senai Demirci

Medyanaliz Haberleri