Türkiye bizi unutmasın!

Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Aliş Hacı ile gündemimizden düşüp unutulmaya başlayan oradaki Müslümanlar üzerine konuştuk..

Kendisi Pomak, Müslüman bir Bulgar olan Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Aliş Hacı konuştuk. 1980’li yıllarda gazete manşetlerine yansıyan zulümden bugünlere neler kaldı, orada kalanlar ne durumda? Tren altında saklanılıp hicret edilmeye çalışılan günlerden bugünlere neler değişti?

Öncelikle Bulgaristan’daki Müslüman nüfusu ne kadardır?

Resmi istatistiklere göre Müslümanların sayısı bir milyon üç yüz bindir. Bizim yaptığımız istatistiklere göre Bulgaristan’da bir buçuk milyon Müslüman yaşamaktadır.

Ülkenizde Müslümanlar üzerinde herhangi bir baskı söz konusu mu?

Osmanlı devletinden ayrılan Bulgarlar, Müslümanlar üzerine hep baskı uygulamıştır. 1878 yılında Osmanlı - Rus savaşından sonra camilerin çoğu yıkılmış, medreseler Bulgarların eline geçmiş, Müslümanlar ise göç ettirilmiştir. Mesela Sofya’da 82 cami ve mescitten tek bir cami ayakta kalabilmiş. Geri kalan camilerin çoğu yıkılmıştır. Birkaç cami kiliseye çevrilmiş, bir camii de müzeye çevrilmiştir. 1912 yılında Bulgaristan’da ilk Hıristiyanlaştırma çalışmaları gerçekleşmiştir. O zaman Pomaklara zorla Hıristiyan dinini kabul ettirilmiş ki Hıristiyanlığı kabul etmeyen Müslümanlar katliama maruz kalmışlardır. Bu zulüm iki sene devam ettikten sonra yeni hükümetin iktidara gelmesiyle son bulmuştur. Camiler yeniden açılmış ve Müslümanlar kendi dinlerine dönmüşlerdir.

Komünizm döneminde ayakta kalan camilerin bazıları yıkılmış, kalanlar da kapatılmıştır. 1962 yılında Müslüman Çingenelerin isimleri, 1972 Pomakların isimleri, 1984 ise Türklerin isimleri zorla değiştirilmiştir. Komünizm döneminden sonra isimler problemi ortadan kalkmıştır, yani herkes istediği isimle isimlenebilir. Ancak gizli baskı devam etmektedir, yani Müslüman ismiyle iş bulmak ve devlet kurumlarında iş yapmak oldukça zordur. Camiler açık olmasına rağmen, camilerde görev yapacak imamların yokluğu söz konusudur. Başörtüsüne karşı, ezana karşı, Müslümanlara karşı bütün medyada programlar yayınlanmaktadır. En sonunda anayasada ve kanunlarda dini liderlerin seçimi serbest olmasına rağmen son Bulgar hükümeti buna da el koymağa çalışmaktadır.

Ülkenizde İslam ile ilgili faaliyetler ne durumda? Başmüftülüğünüzün faaliyetlerinden bahseder misiniz? Müftülük dışında hizmet veren başka kurum ve kuruluşlar var mı?

Başmüftülük Müslümanların dini hayatlarını tanzim etmek ve Müslümanları bilinçlendirmek ile mükelleftir. Tabi ki bu her Müslüman’ın görevi olduğuna göre, başka sivil kuruluşlar da bu sahada çalışıyorlar. Ancak Bulgarlar bütün kuruluşları kapatıp yalnız müftülüğe öyle bir hak tanımaktadır. Camiler, imamlar, Kuran kursları, imam hatip okulları… başmüftülüğün faaliyetlerindendir.

Bulgaristan Müslümanlarını gelecekte neler bekliyor?

Her şeye rağmen biz çok umutluyuz. Nereden nereye gelindi. 20 yıl önce camiye girmek yasak iken, bugün yeni camiler inşa ediliyor, yeni faaliyetler yapılıyor. Son problemler de Müslümanları şuurlandırdı. Dolayısıyla gençler daha şuurlu ve daha samimi Müslümanlar olarak yetişiyor.

 Türkiye'den ve Müslümanlardan beklentileriniz nelerdir?

Bulgaristan Müslümanları her zaman kendilerini Türkiye’deki Müslümanlardan ve İslam dünyasının Müslümanlarından farklı görmemişler. Dünyadaki Müslümanların bir parçasıyız biz. Müslümanların birlik ve beraberlik olmaları lazım. Bir yerde Müslümanların bir kısmının problemi varsa, diğer Müslümanların ona yardım etmesi gerekiyor. Türkiye Müslümanları, Filistin Müslümanlarına yardım ettikleri gibi... Dolayısıyla bizim de şu anda manevi yardıma ihtiyacımız var, herkesin duasına ihtiyacımız var. Duanızı bekleriz inşallah.

 

 

İbrahim Aygül

dunyabizim.com'dan alıntıdır.

Gündem Haberleri