Yargı kararları ananas soslu

YÜKSEK yargıda gerekçenin karar verildikten sonra üretilmesini “Ananas soslu karides”e benzeten Doç. Osman Can, hükümeti uyardı

TUĞBA TEKEREK

YÜKSEK yargıda gerekçenin karar verildikten sonra üretilmesini “Ananas soslu karides”e benzeten Doç. Osman Can, hükümeti uyardı

 

Yargıda yeni nesil düşüncelerin temsilcisi sayılan Doç. Dr. Osman Can, pilavın yanında ananas soslu karides seviyor. Ama e-posta adresinin ananassoslukarides@gmail.com olmasının sebebi tam olarak bu değil. Bununla bağlantılı, üst yargı kararlarıyla ilgili bir şaka.

Darbe Yargısının Sonu / Karargâh Yargısından Halkın Yargısına adlı kitabı geçen hafta çıkan Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Can’la üst yargıyı, hâkim psikolojisini, referandum beklentilerini konuştuk.

» Kitabınızda bugün Türkiye’de bir burjuva devrimi yaşandığını, ekonomik gelişmenin laiklik getirdiğini söylüyorsunuz. Nedir ekonomiyle laiklik arasındaki bağlantı?

Türkiye’de toplum asıl şimdi sekülerleşiyor çünkü ekonomik olarak zenginleşiyor. Şu an Anadolu’daki firmalar, dünyadaki benzerleriyle boy ölçüşüyor ve bunların hiçbirisinin adı Sabancı ya da Koç değil. Bunlar Anadolu’dan çıkmış insanlar. Resmî ideolojinin tanımına bakıldığı zaman laik değiller. Avrupa’daki tanıma göre ise tam seküler insanlar. Dindarlıkları onları ekonomik rasyonaliteden uzaklaştırmıyor. Tam tersine dindarlıklarını ekonomik rasyonalite çizgisine çekiyorlar ve sosyal yaşamın rasyonalitesine birebir uyum sağlıyorlar.

» Kitapta ilginç bir psikolojik analiz de yapıyorsunuz. “Savunmasız bir kadına tecavüz edilmesinin sadece cinsel haz ile açıklanması mümkün değildir (...) Bu, esasen bir iktidar ilişkisidir” deyip, bunun yargı ve ordu için de geçerli olduğunu söylüyorsunuz. Sizce neden ‘irade kırmaktan zevk alıyor’ yargıçlar?

İradenin kırıldığını gördüğünüz anda iktidar olmanın hazzını da yaşıyorsunuz. Bu özellikle yüksek yargı açısından geçerli.

» Neden iktidarını hissetmek ihtiyacı içinde?

Bu sosyal kökenle ve devşiril-meyle ilgili bir mesele. Sosyolojik kökenine baktığınızda yargıçların çoğunun taşra kökenli olduğunu görürsünüz. Son kuşakla birlikte değişiyor ama yüksek yargı hâlâ tamamen öyle. Bu sosyolojik köken bir iktidar hasretine yol açıyor. Bu kişiler sosyolojik olarak en alt sınıftan insanlar. Aileleri ezilmiş, kötü muamele görmüş insanlar. Bu insanlar üst yargıya geldiğinde birden kutsala dokunma şansı elde ediyor. Bir zamanlar kendisinin de mensubu olduğu alt sınıfa ne kadar çok iktidar uygulayabiliyorsa o kadar çok hayattan ya da felekten öcünü almış oluyor.

» İntikam duygusu yani...

Bu intikam duygusu karşı tarafın iradesinin kırılması anlamına da geliyor. Çaresiz bırakacaksın. Bir karar vereceksin ve sonra bu kararı sorgulatmayacaksın. “Ben cüppe giyiyorsam, sorgulama bu kararı. Hukuk budur” dedirtmeye çalışıyor. Üst-orta sınıftan insanlar hâkim ve savcı olsaydı böyle dramatik bir tablo karşımıza çıkmazdı. En iyi ihtimalle ‘sömürge hâkimleri’ derdik. Onların çok da fazla umrunda olmazdı halk. Ezme ihtiyacı olmazdı. Ezmekten zevk almazlardı. Devşirildiğiniz andan itibaren ezme ihtiyacı ortaya çıkar. Bulunduğu sosyal sınıfa ihanet duygusu da bu ezme duygusunu besleyebilir. Bastırılmış bazı şeyler olabilir.

» Şimdi siyasi iktidarda olanlar da daha önce ötekileştirilmiş kesimlerden geliyor. Onlarda neden böyle bir intikam duygusu ortaya çıkmıyor?

Hâkim ve savcıları o pozisyona getiren kutsallığa dokunma imkânı. Sistem bu insanlara kendine itaat etmek ve devşirilmek koşuluyla o imkânı sunuyor. Öte yandan alt sınıf artık belirli bir ekonomik zenginleşmeyle orta sınıf oluşturmaya başlıyor, demokratik kanallarla, bu sınıfın siyasal tezinin toplum tarafından kabul edilmesiyle iktidar şansı doğuyor. Bu, sosyolojik bir süreç, ekonomik gelişmeyle başlayan doğal bir süreç.

» Yargıda yeni kuşakların geldiğini hakim ve savcıların zihniyetlerinin yavaş yavaş değiştiğini söylüyorsunuz. Bundan 10 yıl sonra yargıda özgürlükçü bir anlayış hâkim olsa, siyasi iktidarda da statükocu bir parti olsa, referandumda oylayacağımız Anayasa değişikliklerini o zaman nasıl değerlendirirsiniz?

Yargıda demokratik kanallar çalışmaya başlarsa, toplumsal parametrelere uygun bir dönüşüm yaşanacak. Yargıç kompozisyonu halkın kompozisyonuna benzeyecek. Bu durum, yargıçların ideolojik bir tutum nedeniyle yasaların dışına çıkmasını engeller.

Yarın statükocu bir parti iktidarda olsa... TBMM Anayasa değişikliğinden sonra Anayasa Mahkemesi’nin üç üyesi üzerinde dahi tam etkili olamayacak, yalnızca kendisine önerilenler arasından seçecek. Cumhurbaşkanı da yalnızca 4 üyeyi doğrudan atayacak. Yani çok farklı iradelerin biraraya gelmesiyle yüksek yargı seçilecek. HSYK’da ise Meclis’in hiçbir etkisi yok. Cumhurbaşkanı 4 kişiyi belirleyecek. Çoğulculaşmış bir yargıya bütünüyle hiçbir irade hâkim olamaz. Paketin iyi tarafı zaten bu.

» Sizin espri konusu olan bir e-posta adresiniz var, nedir bunun hikayesi?

Çin yemeklerini severim. Pilav yanına ananas soslu karides iyi gidiyor. Üst yargı kurumlarında genelde karar verilir, gerekçe ise sonradan üretilir. Gerekçede çok paragraf vardır, ancak bunlar hiçbir şey söylemez, yani aslında gerekçe yoktur. Buna bir tepki olarak “İptal veya mahkumiyet gerekçesi ne?” diye sorulduğunda “Herhalde ananas soslu karides tarifine aykırılıktır” diye şaka yollu yanıtlar verirdim. Kurumsal mail adresi kullanmam gerektiğinde adres ne olabilir diye kafa yormadım. Ananassoslukarides@gmail.com oldu.

Değiştirilmez madde olacak

Referandumda ‘Evet’ oyu yüzde kaç çıkarsa sizce tatmin edici olur?

Evet’ler yüzde 55 civarı olabilir ama benim için yüzde 50.001 olsa bile yeterli, çünkü askerî vesayetin ve onun sivil uzantısı olan yargı vesayetinin ortadan kaldırılmasına imkân sağlıyor. Yeni anayasa için anahtar vazifesi görüyor.

» Peki sizce AKP bu anahtarı kullanıp yeni bir anayasa yapmazsa ne olur?

Tarihî bir hata olur. Birinci tarihi hatayı 2007’de yaptılar. Yeni anayasayı bir kenara attılar, türban değişikliğine feda ettiler. AKP yeni anayasa yapım sürecini başlatmazsa, tarihe karışır. Türkiye kendi anayasasını yapar. Ama AKP böyle bir hata yapmayacak, diye düşünüyorum. Yeni anayasa da herkesin istediği gibi, o da olsun bu da olsun şeklinde bir anayasa olmayacak. Bütün kesimlerin üstünde anlaştığı bir çerçeve anayasa olacak.

» Değiştirilemez maddeleri olacak mı?

Anayasada iki şeyi değiştirilemez kılabilirsiniz. Birincisi insan onuruna dokunmamayı, ikincisi insanların bugünleri ve yarınları hakkında tercih yapabilme hakkını, anayasayı değiştirme hakkını. Yeni bir anayasa yapabilme hakkımı ortadan kaldıramazsın. Şimdiki değiştirilemez maddenin tam tersi olacak yani.

Özel Röportajlar Haberleri