12 Eylül

Demliyazılar

12 Eylül
Cezmi Koç
Ne karanlık günlerdi o zamanlar.
Henüz çocuktum.
İlkokula yeni başlamıştım.
Çok küçük de sayılmazdım; olayları kavrayabiliyordum ama sorgulayamıyordum.
Neden her gün ölüm haberleri geliyordu?
Neden bu silahlar sıkılıyordu?
Neden askerler şehirlerdeydi?
Neden karakollar, kahvehaneler taranıyordu?
Ben o küçük yaşımla sadece olaylara şahit olabiliyordum ama nedenini, niçinini bilemiyordum.
Daha dün gibi hatırlıyorum çocuk aklımla; o zamanlar Kocamustafapaşa’da otururken çocukluğumun kırtasiyesi Cem Kırtasiye’den alışverişimi yapmış, aşağıya doğru iniyordum. Tam köşede Çınar Karakolu vardı. Ben karşı kaldırımda yürürken anarşistin biri bir bomba attıydı minibüsün altına. O bombayı atar atmaz hafifçe şişman bir polis amca hemen eğildi ve o bombayı etkisiz hale getirdi. Eğer o bomba patlasaydı ben de çok etkilenecektim. Şükür ki, bir şey olmadı.
O zamanın İstanbul Valisi Nevzat Ayaz, o bombayı etkisiz hale getiren Polis Amcayı ödüllendirdiğini TRT’den seyretmiştik.
Bir de rutin hale gelen bir olay vardı. Bizim evimiz giriş kattaydı. Apartmanın arka tarafına düşüyordu. Çoğu geceler penceremizin karşısında hep silah sıkarlardı anarşistler havaya doğru. Babam silah sesini duyunca hemen bizlere “yere çökün” emrini verirdi.
Biz de hep beraber yere çökerdik; olası bir kurşun bizim eve isabet eder diye. Bana oyun gibi gelirdi bunlar. Ama dediğim gibi olayları yaşıyorduk ama sorgulamıyorduk.
Büyük ağabeylerim okuyamadı bunun yüzünden. Bölücülük liseye, ortaokula kadar inmişti. “Sen sağcı mısın yoksa solcu musun?” diye gençleri sorguluyordu. Eğer aynı fikirde değilsen seni biraz darp edip öyle gönderiyorlardı.
Öyle bir hale geldik ki, bir an önce bu olayların bitmesini istiyorduk. Düzen bizi bu hale getirmişti. Toplumun düzenini bozuyorsun, huzursuzluk veriyorsun, kan akıtıyorsun, ölüm kusturuyorsun, her akşam haberlerde istatistikî ölüm bilgileri veriyorsun ve halkı bir darbeye muhtaç hale getiriyorsun.
Evet, herkes bir an önce bu olayların bitmesi için darbe ister hale gelmişti. Çünkü kimsenin güvenliği yoktu. Her an bir eve ölüm ateşi düşebilirdi.
Sonra ortaya bir kahraman attılar; Kenan Evren diye. Herkes onu bir kurtarıcı olarak görmeye başladı. Ama kimse bu tezgâhı bilmiyordu. Halk bilmiyordu, benim gibi çocuk aklı olanlar nereden bilsinler ki?
Sonradan sonraya bazı şeyler gün yüzüne çıkmaya başladı. O kahraman dediğimi adam meğersem düzenin kuklasıymış.
12 Eylül bitti ama ne bitişti?
Bir sağdan, bir soldan idamlar başlamıştı. Yaşı küçük olmasına rağmen bazı çocukları yaşları büyütülerek asılmaya başladı.
Aylarca, hatta yıllarca süren bu hengame, bu bozukluk, bu kan akıtma, bu öldürme olayları birdenbire bir bıçak gibi kesildi.
Neden?
Daha önce kesilemez miydi?
Tabii ki kesilirdi.
Çünkü dünya düzeni böyle istiyordu.
Kimi ülkelerin gelişmesini sekteye uğratmak için toplumun huzurunu bozuyor, bölücülük yapıyor, sağ – sol kavgaları çıkartıyor, acımasızca milleti birbirine kırdırıyor ve sonra da darbeye muhtaç hale getirtiyor.
Sonuçta ne oldu?
Bu 12 Eylül’den dolayı Türkiye geriye gitti. Yürürken çelme takıldı ve yere düşürüldü Türkiye. Ayağa kalkması ve silkelenmesi epeyce bir zaman aldı.
Artık toplumlar uyanmaya başladı. 3 – 4 asırdır süre gelen Batı’nın bu oyunu tutmamaya başladı. Her ne kadar darbeler yapılsa da bir ülkenin ilerleyişi önlenemedi.
Şimdi Batı’nın bu hain sosyal mühendisleri başka başka deneyler yapmaya başladılar.
Bunlardan en önemlisi de toplumun ahlâkî değerlerine dokunarak. En önemlisi de aile yapısını bozarak.
Ne yapmaya çalışıyorlar?
Aile içi ilişkileri tamamen yok etmeye çalışıyorlar. Akraba ilişkilerini bozmaya uğraşıyorlar. Komşuluk ilişkilerini dumura uğratıyorlar.
Bunları nasıl yapıyorlar?
Tabii ki dizilerle, internetteki abuk videolarla vs.
Peki, çözüm nedir?
Çözümü de artık devlet yapmalı.
Diyanet, Üniversite işbirliğiyle beyin jimnastiği yapılmalı ve darbesiz bir şekilde toplum nasıl bozulur, ülke nasıl geri kalınır sorularına cevap bularak çözümler üretilmeli.
Hem de tez zamanda.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.