13. İslam zirvesi ve bir rüya

Recep KOÇAK

56 İslam ülkesinden misafirleri ağırladığımız günlerde Deniz Feneri’nin İyilik Okulu projesi kapsamında öğrencilere sunum yapmak üzere Bakırköy’de bir okuldaydık. İki müdür yardımcısının odasında hasbihal ederken bir öğrencinin velisi geldi. Az sonra tanıştık. Deniz Feneri’ni iyi tanıyordu. Geçmiş yıllarda programı çok izlemiş, faaliyetleri takip etmiş birisiydi.

Bir ara odada sadece ikimiz kaldık. Güncel konular üzerinde konuşmaya başladık.

Yeni tanıştığım ve Erzurumlu olduğunu öğrendiğim Mahmut Bey İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Türkiye’de başlayan toplantısına getirdi sözü ve şöyle dedi: “Dün akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı izlerken 14 yıl önce gördüğüm bir rüyayı hatırladım. Rüyamın gerçekleştiğini gördüm, Rabbime şükrettim.”

İslam ülkelerinin İstanbul’da toplanması ve son yıllarda batıya ve bütün sömürgeci güçlere karşı sarfettiği ağır sözler, cesur çıkışlar bütün dünyada dikkatle takip edilen Recep Tayyip Erdoğan’ın toplantıya katılan liderlere verdiği hayati mesajlar Mahmut Beyi duygulandırmış, sevindirmişti.

Mahmut Bey bunları söylerken gözleri dolu doluydu. Erdoğan’ın ağzından önemli tespitlerin dile getirilmiş olması onu çok mutlu etmişti. Batılıların problem çözmeye gelmeyip İslam dünyasının kaynaklarına çöktüğü yönündeki tespitini hatırlattı. Sonra da tanıştığı Lübnanlı bir Ermeni’nin kendisine yıllar önce söylediği şu sözleri paylaştı; ”İslam dünyasının sırtındaki en ağır yük Batılı devletlerdir. Onlar yardım edecekmiş, sorun çözecekmiş gibi gelip Müslümanların kaynaklarını sömürüyorlar.”

İslam İşbirliği Teşkilatı 13. İslam Zirvesi, İstanbul'da yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuklarını tek tek karşıladı. İlk kez bir İİT toplantısına bu büyüklükte katılım oluyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İİT'ye üye 30'un üzerinde ülkenin devlet ve hükümet başkanlarını, İstanbul Kongre Merkezi'nde karşıladı. Karşılamanın ardından aile fotoğrafı çektirildi. İİT üyesi ve toplam GSYİH'si 10 trilyon doları bulan 57 ülkenin katıldığı zirve, iki gün sürdü. İlk kez bir İİT toplantısına bu büyüklükte bir katılım oluyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zirve'nin açılışını yapıp bir konuşma gerçekleştirdi.

İşte Erdoğan'ın konuşmasından bazı satır başları:

"Müslümanlar olarak üstesinden gelmemiz gereken sorunların başında mezhepçilik fitnesi geliyor, ırkçılık fitnesi geliyor. Her zaman ifade ettiğim gibi benim dinim Sünnilik de değildir Şiilik de değildir, benim dinim İslam'dır. Ben tıpkı 1 milyar 700 milyon kardeşim gibi sadece ve sadece bir Müslümanım. Diğer tüm farklılıklar bu inancımın, bu sıfatımın gerisindedir.

Sözüm ona İslam adına, Müslümanlık adına her gün mazlumlara saldıran, onların canlarına kasteden, mallarını yağmalayan terör örgütleri asla bu mukaddes dinin temsilcisi olamaz. Çünkü bizim dinimiz barış dinidir, sulh dinidir.

İhtilafları değil ittifakları, husumeti değil muhabbeti güçlendirmeliyiz. Çünkü düşmanlıklardan zarar görenler sadece Müslümanlardır. Dostları çoğaltmak, düşmanları da azaltmak durumundayız.

Biz hızlı hareket etmezsek umudunu bize bağlayan mazlumlar hüsrana uğrayacaktır.

Geçmişte Afganistan'da El Kaide terör estirdi. Libya'da Suriye'de Irak'ta DAEŞ masumları katlediyor. Afrika'da Boko Haram Müslümanlara saldırıyor. Dikkat edin birkaç göstermelik saldırı dışında hedefleri hep Müslümanlar oluyor.

Bizim ülkemizde de PKK gibi, DHKP-C gibi terör örgütleri var. PKK Irak'ta, onun kolu PYD Suriye'de, çok sayıda terör örgütü Avrupa başta olmak üzere çeşitli ülkelerde faaliyet gösteriyor.

Maalesef Batılı devletlerin ikircikli bir tutum içine girdiğini görüyoruz. Nükleer güvenlik toplantısında konuşmacıların sözleri dikkatimi çekti. Paris'teki, Brüksel'deki terör eyleminden bahsediyorlar. Ancak Ankara'daki İstanbul'daki, Lahor'daki eylemlerden bahsetmiyorlar. Hâlbuki 100'lerce insan öldü. Brüksel'de Paris'te 9-10 tane bir tanesinde 30 tane bir tanesinde. Fark etmez 1 kişi de ölse tüm insanlık ölmüş gibidir.

İslam ülkelerinde yaşanan terör olayları ve benzeri olaylara karşı dış müdahale beklememeliyiz, müdahaleyi kendimiz yapmalıyız, onlar müdahaleyi petrol için yapıyor."

Kapanış oturumunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığında İslam İşbirliği Teşkilatı için destek bağışları yapıldı. Liderler kendi ülkeleri adına bağış miktarlarını müzakere etti.

İİT Toplantısı'nın sonunda İstanbul Bildirgesi kabul edildi. Kabul kararının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “İstanbul bildirgesinin İslam dünyasına hayırlı olmasını umuyoruz.

Teşkilat üyesi olmayan ülkelerdeki Müslüman toplumların ihtiyaçları konusunda duruşumuzu ortaya koyduk.

Gözlerini İstanbul'a çeviren İslam âleminin zor şartlarının aşılmasında ihtiyaç duyduğumuz en önemli şey birlik, beraberlik ve dayanışmadır. Zirvedeki kardeşlik tablosuyla önemli mesajlar verdik. Aldığımız kararlar milyarlarca insana umut vermiştir.”

İlk kez bir İslam İşbirliği toplantısı bu kadar görkemli yapıldı ve burada yapılan müzakereler, alınan kararlar hususunda taze umutlar yeşerdi. Türkiye’nin dönem başkanlığı sırasında 57 ülke arasındaki ilişkilerin ve işbirliğinin hızla gelişeceğine olan inanç tam. Bunda Erdoğan ve Davutoğlu’na olan güven ve her ikisinin samimiyetine olan inancın önemli rolü var elbet.

İki gün süren zirvenin öncesinde ve sonrasında önemli temaslar, kabuller ve toplantılar oldu. Tamamının hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

Elbette Müslümanların kenetlenmesinden ve daha da güçlenmesinden rahatsız olan çevreler boş durmayacak, gözlerimizi yaşartan güzel tabloları karartma çabalarını artıracaklardır.

Allah bütün Müslümanların temsilcilerine ve liderlerine basiret, uyanıklık, cesaret ve kararlılık ihsan eylesin.

Allah, İslam âleminin ve tüm insanlığın huzuru için koşturan bütün liderleri her türlü tehlikelerden korusun, yardım etsin, güç kuvvet versin.

recep.kocakk@gmail.com

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.