Allah (c.c.)’IH SEVDİKLERİNDEN OLMAK

A.Kerim KARAAĞAÇ

 

 

Kur’an, bizlere doğru yolu gösteren İlahî kitaptır. Hayati yoktan var eden ve insanı bu hayatın odak noktasına koyarak adına eşref-i mahlukat diyen Cenab-ı Hak, iki cihan saadeti için, insan gibi bir kitabın yanına bir de Kendi kitabını koyarak göndermiş.

 

Hayatını Kur’an’a göre ayarlayan insan mutlu ve huzurlu, onun ses ve soluklarının hükümferma olduğu aile her türlü toplumsal, ruhsal hastalıklardan uzak ve azade. Bu tip ailelerin meydana getirdiği toplumlar da iyilik meleklerine benzeyen insanlar bulunduğu için, sanki özlem duyulan cennetteki hayatın bir prototipi gibi mutlu ve huzurlu. Çünkü onların hayatlarına hayat yaptıkları yüce kitapları böyle istiyor. Bu hakikate işaret eden bir düşünür, “İnsanlar aya çıksa, Zühre yıldızını bir martı gibi avlasa, Kur’an’a dönmedikçe huzur bulamaz.” şeklinde muhteşem bir tespitte bulunuyor.

 

İnsanlık Kur’an’sız huzur bulamaz; çünkü Kur’an insanlığın huzurunu istiyor. Huzurun kaynağı hiç şüphesiz sevgidir. Bir insan bir şeyi ya severek yapar, ya da zorlamayla yapar. Yani sevginin olmadığı yerde zorbalık ve tahakküm vardır. Onun diğer bir adıysa zulümdür. Zulüm ise insani gayyalara doğru götüren dibi görünmez bir kuyudur. Allah’ın rızasına ve sevgisine ulaşmak isteyenler onun istediklerini de severek aşkla yaparlar. Cenab-i Hak Kur’an-i Kerim’de sık sık “Şüphesiz Allah ….. sever” diyerek bizlere yeryüzünde her şeyden daha değerli olan kendi sevgisine ulaşmanın yollarını öğretiyor.

 

Bu yolların en başına yine Kur’an’in diliyle Cenab-i Hak şöyle işaret buyuruyor: De ki: Eger Allah’i seviyorsaniz bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Âl-i Imrân, 31)

 

Yani Allah’in bizi sevmesinin en başına O’nun şanlı Resul’ünü sevme şartı koyularak muhabbet ufkunun sultanını hakkıyla sevmenin önemine vurgu yapılmış.

 

Özellikle Ramazan gibi rahmet demlerini de vesile kılarak Allah’ın verdikleriyle Allah’ın sevdiklerinden olabilme imkanlarını sonuna kadar değerlendirmek bizim elimizde.

 

Şimdi bütün bu ifadelerden sonra Kur’an’in ifadeleri içersinde Allah’in sevdiği kimselerin özelliklerinden birkaçını şöyle sıralayabiliriz:

 

Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.

(Bakara, 195)

Kim ahdine vefa eder ve sakınırsa şüphesiz Allah da sakınanları sever.”                         

(Âl-i Imran, 76)

O takva sahipleri ki, bollukta da, darlıkta da Allah için infak ederler; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler (kendi haklarından vaz geçerler). Allah da, iyilik yapanları, güzel davranışta bulunanları sever.

(Âl-i Imran, 134)

 “Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever.

(Âl-i Imran, 148)

 …Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.

(Âl-i Imran, 159)

 “…Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.

(Maide Suresi, 42)

 “Şüphesiz, Allah muttaki olanları sever.

(Tevbe Suresi, 4)

 “Allah arınanları sever.

(Tevbe Suresi, 108)

 “Şüphesiz Allah, adil olanları sever.

(Hucurat Suresi, 9)

Çünkü Allah dürüstleri sever. (Bakar, 195.)

Şunu iyi bilin ki, Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever. (Bakara, 222.)

Bilsin ki Allah sakınanları sever. (Âl-i Imran, 76.)

Allah da güzel davranışta bulunanları sever. (Âl-i Imran, 134.)

Allah sabredenleri sever. (Âl-i Imran, 146.)

Allah, iyi davrananları sever. (Âl-i Imran 48.)

Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. (Mâide, 13.)

Allah iyi ve güzel iş yapanları sever. (Mâide, 93.)

Çünkü Allah (ahdi bozmaktan) sakınanları sever. (Tevbe, 7.)

Allah da çok temizlenenleri sever. (Tevbe, 108.)

Çünkü Allah, adaletli olanları sever. (Mümtehıne, 8.)

Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever. (Saf, 4.)

 

Görüldüğü gibi ayetlerde “iyilik yapanlar, muttaki olanlar, adaletli olanlar, temizlenenler, öfkelerini yenenler, sakınanlar, tevekkül edenler, sabredenler, dürüst olanlar, güzel işler yapanlar, Allah yolunda saf tutup savaşanlar” genelde insanın sosyal hayatına yönelik göndermeler var. Bütün bu ifadeler sosyal ve ailevi hayatin daha huzurlu, mutlu olmasına yönelik önemli tavsiyeler. Herkesin bu güzel hasletlerle donatıldığı yani trafiğin bir sabır maratonuna döndüğü bir şehirde insanlar “sabırlı” olarak, “öfkesini yense”, bir kaza anında “tevekkül” ile kendine hakim olsa, çevresindeki yoksullara “iyilikte” bulunsa, adaletli davranması gereken bir konuda nefsine rağmen “adaletli” olsa, herkesin manen kirlendiği bir ortamda “arınsa” ne güzel olur. Böyle bir toplumda her soluk huzur, her bakış rahmet, her adım cennet olmaz mı?

A.Kerim Karaağaç

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.