Askeri ritüeller okul ortamından uzaklaştırılmalı...

Ufuk COŞKUN

Bir ülkede çocukların askerliğe değil de sivilliğe özendirilmesi durumunda daha demokrat, özgür ve barışçıl bir toplumun ortaya çıkacağı bir gerçektir.. Ne yazık ki özgürlüğün kalesi olması gereken eğitim kurumları hala askeri ritüellerle ve yönetmeliklerle doludur. Türkiye’deki eğitim kurumlarının askeri bir disiplin ve anlayışla işlev görmeleri durumunda bu kurumlardan asla bağımsız ve özgürlükçü düşüncelerin üretilemeyeceği bilinmelidir.  Oysa eğitimin bireyi özgürleştirmesi beklenir. Öğrencilere sürekli olarak belirli bir ideolojiyi ya da bir kitleyi üstün görmeleri dayatılırsa eğer; diğer ırk, renk, dil ve inançlara karşı bir önyargının oluşmasına olanak sağlanmış olunur. Bu bakımdan çocuklara bürokrasiye itaati değil demokrasiye bağlılık aşılanmalıdır. Çünkü sağlıklı bir toplumun temelleri ancak bu şekilde atılır. Onun için askeri ritüellerin ve yönetmeliklerin mutlaka okul ortamından uzaklaştırılması gerekmektedir.  

Türkiye’de öğrenciler özgürlüğün, demokrasinin ve ortak yaşam kültürünün verildiği okul ortamlarından geçmedikleri için en ufak bir toplumsal kırılmada bilinçli, tutarlı ve ahlaki bir tavır ortaya koyamamaktadırlar. Ve ülkesinde yaşayan farklılıklara karşı ciddi bir önyargı beslemektedirler. Farklı olana karşı oluşan nefretlerin, düşmanlıkların ve yersiz kaygı ve endişelerin kökeninde Türk eğitim sisteminin militarist bir yapıda işlev görmesi yatmaktadır. Militarizm bilindiği gibi sivil alanı daraltan, kuşkucu, ötekileştirici, çatışmacı askerliğe ve orduya dair tüm değerleri kutsayan bir ideolojidir. Ve bu ideoloji yıllardır gerek ders kitapları aracılığıyla gerekse andımız, nöbetçi öğrenci ve tören yürüyüşleri gibi uygulamalarla çocuklara aşılanmaktadır. Çocuklara hala okullarda sanki sınırı koruyan bir asker gibi nöbet tutturulmaktadır. Her gün rahat, hazır ol komutlarıyla onlara “andımız” söylettirilmektedir. Askerlerin girdiği Milli Güvenlik dersleriyle de askerlik kültürü yüceltilerek ve özendirilerek verilmektedir. Böylesi uygulamalar yüzünden eğitim kurumlarından “insan” yerine uysal, itaatkâr ve birbirine benzeyen vatandaşlar yetişmektedir. Militer bir eğitim anlayışının bireyi okul duvarları içine hapsettiği unutulmamalıdır.

 Devletin kurguladığı ve müdahil olduğu bir eğitim sisteminin merkezinde doğal olarak “itaat” yer alır. Matematik dersinde bile bireyin milli meselelere yönlendirildiği bir ülkede eğitimin demokratikleştirilmesi meselesini mutlaka konuşmamız gerekmektedir. Merkeze insani vasıfları, farklılıkları, düşünceyi, demokrasiyi, evrensel insan haklarını almayan bir eğitim sisteminden bireyin ve toplumun eğitilmesini, insanlaşmasını ve özgürleşmesini bekleyemezsiniz. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan farklı inanç, kültür ve anlayışa sahip bireyleri bir arada tutabilecek, her kitleye, düşünceye ve inanca hitap edebilecek bilimsel, özgür en önemlisi demokratik dünyayla bütünleşmiş bir eğitim politikası pekâlâ oluşturulabilir. Bunda korkulacak bir şey yoktur. Ülkemiz insanının, gençlerinin ve çocuklarının yeniden doğmalarına neden olacak ciddi ve anlamlı, evrensel ahlak, hukuk ve insan hakları kriterlerini dikkate alarak sivilleşmelerine öncelik veren bir eğitim sistemini devreye sokmak durumundayız. Gençlerin resmigeçit törenlerinde uygun adım marşla yürütülmeleri, nöbetçi öğrenci uygulamaları, ders kitaplarında yer alan militarist içerikli bilgiler en önemlisi de farklılıkların dışlanmasına dönük kazandırılan uygulamalardan mutlaka vazgeçilmelidir. Artık bu ülkede yeni ve farklı söylemleri devreye sokmalıyız.  

Militer değil özgürlükçü eğitim felsefesi;  

Kendine güvenen, ülkesinde yaşayan kendi ırkından, renginden, mezhebinden ve inancından olmayanlarla önyargısız kurduğu sağlam ilişkilerin geliştirilmesine imkân sağlayan, bu anlamda ülkesinin bölünmesine karşı çıkan, birlik ve kardeşlik duygularını bilinçli bir şekilde yaşayan aklı başında bireylerin var olması için mutlaka aşılması gereken engelleri aşmak durumundayız. Dünyanın geldiği bu noktada çocuklarımıza hayata asker gözüyle bakmalarını sağlamakla ne bilimde, sanatta, ekonomide nede insan hakları alanlarında bir ilerleme sağlayabiliriz. Bu bakımdan farklı kültürlerin yaşadığı bir coğrafyada tek bir etnik kimliği öne çıkaran, milliyetçilik dozu yüksek bir yönetmelik olan andımızın kaldırılması ya da mutlaka demokratik bir dile çevrilmesi gerekmektedir. Öğrenciler rahat hazır ol komutlarıyla hareket etmemelidirler. Milli Güvenlik dersleri kaldırılmalıdır ya da yerine sivil öğretmenler girmelidir. Ders kitapları yeniden gözden geçirilmeli ve içeriğinde yer alan antidemokratik bilgiler çıkarılmalıdır.  

Türkiye mutlaka eğitim felsefesiyle hesaplaşmak zorundadır. Resmi ideolojinin, baskıcılığın, militarizmin eğitim kurumları vasıtasıyla bireylere aşılanmaması gerektiğine dair eleştirilerimizi ve çözüm önerlerimizi oturup tartışmalıyız. Bir ülkenin farklılıklarla barışık, özgür bireylerini yetiştirmenin yolunun kuşkusuz özgürlükçü bir anlayışla şekillenmiş, hukukun, insan haklarının, demokrasinin, bilimin, sanatın ve felsefenin doğru anlatımlarla kazandırıldığı bir eğitim sisteminden geçeceği bilinmelidir. Kısacası Türkiye’de eğitim özgürlükçü bir temele yaslanmadığı sürece sorunlarımızı çözemeyiz.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.