ATEŞ VE DERT ORTAKLIĞI

Haşim AKIN

Bazı dertler ortaktır. Dünya küçük bir köye döndü. Ukrayna’da savaş çıktı tüm dünya diken üstünde hissetti kendisini. Kimse “nasıl olsa bize uzak, bu konu bizi ilgilendirmez” diye düşünemiyor. Elbette bu ilişki sadece savaşla da alakalı değil.

Dünyayı tehdit eden sadece savaş ve ölümler değil elbette. Asıl insanların ruhunu hedef alan, nesilleri derinden etkileyen başka salgınlar da var. Asıl bunlar tam görülemese de bunların yıkımları süreç içinde daha net anlaşılacak.

Burkina Faso, geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olan ve kendilerine tek kurtuluş simidi olarak buna güvenen ilginç bir toplumdur. Burada aklı çalışacağına inandığım ve görüşlerine değer verileceğini ümit ettiklerim bile havadaki bulutlara bakıp yağmurun yaklaştığını anlayamıyor. Mesela internet ve buna bağlı olarak girecek modernite düşüncesinden korkmuyorlar. Niçin korkmuyorlar? Birincisi bu tehlikeli hastalıklar onlar için üretilmedi. Burası çok uzak ve asla bunları bulamazlar(!). İkincisi de onlar bu salgın gelince içlerine kapanacaklar ve o kadim kültürlerine sarılınca da hemen bu sağanaktan kolayca kurtulacaklar(!).

Tabi onlar havada bulut var ama bizim buralara yağmayacak diye beklerken, arka sokağı sel götürmüş ve evlerinin bir duvarı göçmüş de bunun farkında değiller.

Burada yetişkin bayanlara Kur’an Kursu hizmeti veren bir merkez var. Bu kurs, yıllardır mezun veriyor. Bu mezunlardan iki yüz kadarı gidip kendi mahallelerinde benzeri bir kursu ihdas etmiş ve orada komşularına Kur’an öğretiyorlar. Elbette bunların ne denetimi var, ne de maddi bir karşılık veya desteği. Fisebilillah çalışan ve bildikleri kadar öğreten kadınlar hepsi de... Bu gönüllü hizmetleriyle eli öpülesi işler yapılıyor.

Geçen hafta bunlar bir seminer talebinde bulundular. Madem talep var o zaman bize de gitmeden onlarla buluşmak ve birkaç cümlemizi söylemek düşecek. İki yüz elliye yakın bayan vardı.

Yaptıkları işin bereketi, annesi yaşındaki bayanlara eğitim vermenin zorluğu, bu hizmetin icrasında dikkat edilmesi gereken noktalar, eğitimde dikkat edilecek hususlar ve öncelik arz eden konularla ilgili hazırlıklarımızı sunduk. İlgi ve memnuniyetle dinlediler. Ön sıralarda oturmuş bir bayan tüm seminer boyunca not aldı.

Ancak sonradan anladık ki onlar asıl seminer için değil de sanki ikinci bölüm için gelmişler. Zira bu bölümde sorusu olan var mı demiştik. Neredeyse her birinin birden çok sorusu vardı. Bir saatte zorla bitirebildik. Zaman olsa daha da devam edecekti. Ne mi sordular?

Bu sorularla ilginç bir durumu fark ettik. Bizim tanıdığımız erkekler, ortada bir problem görmüyorlar. Onlara göre gençlikte de bir sıkıntı yok. Evet, ülkeye teknoloji girdi. Kendileri de akıllı telefon kullanıyor. Yolu olmayan köylere fiber internet hattı döşeniyor. Muhtemelen beş yıla kadar internetin olmadığı köy kalmayacak. Tüm bunlar Burkina Faso halkını çok sevdikleri(!) için verilen hediye ve hizmetler.

Babalar bu kadar rahat olsa da annelerin derdi daha farklıydı. Çocuklarla daha çok onlar muhatap. Bu nedenle de eve giren ateşin farkındalar. Meğer onların soruları daha çok özelmiş.

  • Oğlumun elinden telefonu alamıyorum. Alsam yenisini alıyor / buluyor. Dersine çalışmak yerine tüm gününü bunun karşısında geçiriyor. Ne yapmalıyım?
  • Oğlum Cuma namazına girmiyor. Bize hep “işim vardı da ondan gidemedim. Ama öğle namazını kıldım” diyor. Ne önerirsiniz?
  • Çocuğumun arkadaşları var. Bizi hiç dinlemiyor. Hep onlarla beraber olmak istiyor. Onların sözünü daha çok dinliyor. Ama çocuğumu kötü yola alıştırdıklarının da farkındayım. Bunu önlemek için başka bir şehre taşınmak istedik ama bunun da çözüm olmayacağını söylediler. Ne yapmak lazım?
  • Çocuklarım namaz kılmıyor. Onu namaza nasıl alıştırabilirim?
  • Aynı evde ama ayrı dünyalarda yaşıyoruz. Bunun çözümü nedir?

Bacayı saran bir ateş ve nesle ait ağır bir endişe var. Aynı gün öğle sonu Mısır’da doktorasını tamamlamış ve ülkede saygın yeri olan bir hocaya ziyarete gittim. O da okulundaki öğrencilerinin cep telefonu ve internet bağımlılığından şikâyetçi. Hastalığın farkında ama buna çare arayışı da yok. Buna ait çözüm bulma düşüncesi de yok. Ona cevap olarak “ben bugüne kadar cuma hutbelerinde internet ve sosyal medyanın kullanımı konulu bir hutbe / vaaz dinlemedim. Genelde Cuma namazının önemini anlatıyorlar. Oysaki bu hutbeyi dinleyenler de Cuma namazına gelmiş Müslümanlar. Müslümanların diğer konuşmalarında da bunun yeri yok. Burkina’da Müslümanlar değişmeyeceklerini ve bozulmayacaklarını düşünüyor. Ben burada ciddi bir tezat görüyorum” dedim. O da bana destek çıktı.

Destek çıktı da ne yaptı veya yapacak? Bu konu gündemine girecek ve bu hafta Cuma hutbesinde konu hakkında Müslümanları genci ve yetişkiniyle bilgilendirecek mi? Öğrencilere yasaklamak yerine nasıl kullanılması gerektiği anlatılacak mı? Ne yapacağı konusunda kesin bir cümle kurmak, haddi aşmak olur. Lakin şimdiye kadar bana haklısın deyip de çözüm için adım atanı görmedim.

Mesela ülkede boşanma oranı geçmiş yıllara çok ciddi bir şekilde artmış.

Hangi eylem veya söylemi değiştirsek daha mutlu olurlar?

Burası zülfüyâra dokunacak noktalar...

Hele yarın olsun bakarız bir çaresine.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.