BASTONLU MÜCAHİT

Ahmet Müfit KUTLU

BASTONLU MÜCAHİT

 

Tahsil yok ; terbiye çok , kesede para yok ; ağzında dua çok .Kimseye el açmaz , gizli fakirdir.

 

Kur’an’ın ifadesiyle “ sen onları zengin sanırsın .”

 

 Balıkesir Gazi Osman Paşa’lı Ali Osman Amca , Tuna boylarında kalmış sipahilerin torunu bir muhacir  ; hele bir milli davada gevşeme olsun , bakarsınız Ali Osman Amca en öndedir.

 

Parası , kimsesi yoktur ama İstanbul’daki Bosna mitinginde onu üniversite öğrencilerinin arasında görürsünüz . O zamanlar en çok satan gazetenin duyarsız muhabirini bastonuyla kovalar .

 

1950’li yıllarda Bulgaristan’dan göç etmiş , küçük bir dükkanda yıllarca sobacılık yapmış , 90’ına merdiven dayamış ihtiyar bir mücahit Ali Osman Amca …

 

Hanımını geçen kış kaybettikten sonra önüne bir sıcak çorba koyan da bulunmaz . Ama o devamlı şükreder .

 

İnsanların ilk okul mezunu Ali Osman Amca’dan  öğreneceği çok şeyler vardı . Romatizmadan kıvrılmış parmakları iş görmez , gömleğini ,pantolonunu ilikleyemez “ Ama olsun ,çok şükür !...  Elhamdülillah  ; bastonumu tutabiliyorum ya !...” derdi.

 

Bir keresinde onu yolcu ederken “ Allah sana sıhhat afiyetler versin “ deyince durakladı ; “ Olmaz,dedi. Haddi aşmamak lazım . Ver ,deme ! İhsan eyle ,de ! “

 

Elli yaşında dersimi almıştım ve hep öyle yaptım .

 

Kendisine takılan avukatlar

 “ Amca , bak şu diplomalara ! Biz bunları almak için gecemizi gündüzümüze kattık . “ dediklerinde kızardı :

 “ Bunlar sizi kurtarmaz . Öteki tarafta geçmez . İlahi şahadetname (diploma ) almaya bakın .”

Kurtuluş Savaşını yapan kahraman Meclis’in Karesi Mebusu , M.Akif’in sıra arkadaşı , kuva yı milliyeci, gazeteci, şair , muallim , din alimi Hasan Basri Çantay’ın ağır hastalığında ziyaretine gitmiş .O hatırasını anlatmıştı :

 “ Hasan Basri Bey’in yattığı odaya girdiğimde yavaşça selam verip hemen kapının yanındaki sandalyeye çöktüm . Hasta ateşli ,dalgın yatıyordu ki bir ara hafifçe doğrulup bir şey içer gibi yutkunmaya başladı . Gözleri kapalıydı “ Elhamdülillah …Elhamdülillah ; süt içirdiler .” deyip tekrar uzandı .

Ben hikayeyi dinleyince kasıtlı bir saflıkla “ Ali Osman Amca !  ‘ Kim içirdi ‘  diye sormadın mı ?  “ der demez birden ciddileşti  :

“ Ben onu soracak kadar cahil miyim ? “

 

Hatırını sorduğumda hastayım demez , titreyen sesiyle hamd eder , romatizmadan kıvrılmış parmaklarını gök yüzüne kaldırarak Sahibine sığınırdı .

Hasta mısın diye ısrar ettiğimde “ Şikayet yok ; şükür var ! Sahibi bilir “ derdi .

 

Onunla ilk defa karşılaşan gençler gizli bir sınavdan geçerdi . Derslerini , hatırını sorar ve sonra dua ederdi  : “ Allah size sıhhat afiyetler ihsan eylesin !” 

 

Beklerdi ; “ Amin “ diyen sınavı kazanırdı . Unutan olursa “ Olmadı , olmadı ; amin diyeceksin “ hatırlatmasını yapardı .

 

Bir yaz yağmuru gibi derler ya , aniden başlayan yağmurda Paşa Camii yanındaki kıraathanenin saçağı altında bir arkadaşla çay içiyorduk . Kolunun altında Mushaf’ıyla Ali Osman Amca karşıma çıkıverdi .

-        Kabristana okumaya gidiyorum .

-        Bu havada gidemezsin , kahveye gir .

-         

Çok üzüntülüydü. Titreyen sesi dalga dalga şiddetleniyor ve zamanın bayan Başbakanı’na bed dua ediyordu  :

 

-        İlk beyanatını Aydınlık Gazetesi’ne vermiş ; nasıl olur bu ? Peygamber Efendimiz’e (sav) hakaretler yağdıran bir gazeteye nasıl beyanat verir ?

Yağmurun dinmesini beklemek için kahvehaneye giren bu güzel Müslüman’ın arkasından “ Ah Ali Osman Amca ; bizler senin tırnağın bile olamayız “ diyordum .

 

Milli konferansları kaçırmazdı .

Kürsüdeki Tarih Profesörü konuşmasında “ Osmanlı İmparatorluğu “ demişti .  Sıraların arasında tiz bir ses yankılandı :

-        Osmanlı , devlettir ; imparatorluk değildir  .

-        Hayır ; Osmanlı , imparatorluktur .

-        Hayır Hoca ; Osmanlı devlettir , Devlet-i Aliye-yi Osmani ‘dir .Osmanlı sömürmemiştir .

 

Seyyar satıcı tezgahındaki malı satmaya çalışıyordu :

 

-        Haydi papaz eriği … Papaz eriği …

-        Ne ? Papaz eriği mi ? Vallahi bedava versen almam .

 

Mübarek bir ramazan günüydü . Mahallesine gidecek olan minibüse binmişti . Şoför , uzattığı parayı almadığı gibi ayrıca cebinden çıkardığı bir banknotu  Ali Osman Amca’nın cebine sokuşturdu .

 “ Benim için dua et Ali Osman Amca ! “

 

 Ali Osman Amca üzgün ve kırgın … Mübarek ramazan günü ağzında sigarayla dua isteyen  şoföre parasını iade ederken “ Aldatma kendini ! ; aldatma kendini !.. Al paranı cebine koy !“ diyordu .

 

Bir yıl ne çabuk geçmişti . Ali Osman Amca yine mübarek bir ramazan günü aynı minibüse binmez mi ?

Şoför bu defa çok mutluydu :

-        Ali Osman Amca , ben orucum ,ben orucum …

 

Necati Bey Eğitim Fakültesinde konuşmacı profesör İslam’da çok evlilik konusunda tenkit edici aşırı bir ifade kullanınca yerinden fırlamış

 “ Hoca ! Hoca ! İslam’da çok evlilik mecburiyeti yoktur , ruhsatı (izni) vardır . Bu ruhsat ağır şartlara bağlanmıştır. Binlerce gayrı meşru çocuk , dost edinilen ve terk edilen binlerce zavallı kadın varken sen bu konuyu ya bilmiyorsun “ CAHİL”sin ! Yahut da İslam’daki gerçeği bildiğin halde söylemiyorsun , o zaman da “ HAİN”sin !

Salon bir anda ölüm sessizliğine büründü. Sonra korkunç bir alkış sağanağı boşaldı . Profesör kıpkırmızı kesilmişti . Program bitmiş herkes dağılıyordu . Ali Osman Amca titreyen elleriyle bastonuna abanmış , konuşmacı Profesörün  önünden geçmesini bekliyordu . İstediği an gelmişti . Seslendi :

 

-        Allah size sıhhat , afiyetler ihsan eylesin Hoca !

-        Profesör sesin geldiği tarafa döndü :

-        Eyvallah Amca !

-        Olmadı Hoca , olmadı !

-        Peki nasıl olacaktı ya Amca ?

-        Amin diyeceksin Hoca ! Amin …

-        Anlaşıldı Amca ,anlaşıldı . Amin …Amin  !

 

Bulgaristan Alman ordularının işgali altındadır. Bulgarlar köy kahvesinde Papazı dinliyor . Alman komutan da orada . Papaz temizlikle ilgili bir konuyu anlatırken Türklerin pisliğinden bahsediyor .

 

Genç Ali Osman orta yere fırlıyor :

 

-        Papaz Efendi gel buraya ! Millet şahit olsun ; ikimiz de donlarımızı indireceğiz , bakalım kimin .ötü .oklu  ?

-         

Papaz mosmor olur ve susar .

 

Ali Osman Amca , 90 yaşında bir ihtiyar , Allah yolunun şanlı bir mücahidiydi. Mukaddesatına karşı yapılan haksızlıklar karşısında kükrer , elindeki bastonu bir kılıç gibi havaya kalkardı .

 

Ruhundaki Allah aşkı , Peygamber sevgisi , vatan,millet ve din muhabbeti ,şahit olduğu olaylar karşısında bir yanardağ gibi taşar , köpürürdü .

 Zayıf uzun siması , ak sakalı , hiddetlenince incelen sesi , fakir elbisesi ,titreyen elleri ve coşkulu yüreğiyle haksızlıklar karşısında haykırırdı.

 

“Avazeyi asumana Davud gibi sal “

“Baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş “

 

Bastonlu Mücahid Ali Osman Amca rahmet-i Rahman’a yürürken ardında hoş bir seda bıraktı . 
 
Tüm Müslümanlar için hayırlara vesile olmasını dilediğim bu güzel Miraç Gecesinde Ali Osman Amca'yı da dualarınıza katın olmaz mı ?  

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.